Temizlik olduğu günler ev adeta bir savaş alanına, bir çıfık çarşısına(?) dönüyor. Her yer her yerde. Televizyon tuvalette, sandalyeler bilgisayarın üstünde falan. Bir de her bi taraftan çamaşır suyu kokusu geliyor buram buram. Halılar yerinde değil, mobilyalar yerinde değil, kenarların köşelerin pisliği ortalığa çıkmış. Sanki temizlik yapılmasa ev daha temiz, daha derli toplu görünecek.
Zaten bir temizlik günleri, iki "gün" günleri. Bu ikisinden oldum olası hazzetmedim. Özellikle "gün"lerden. Annemin arkadaşlarını bizim evde ağırlaması, o arkadaş topluluğunun kalabalıklığıyla ters orantılı olarak seyrekleşiyor. 40 yılda bir kere falan geliyolar bize. Ama nihayetinde kadın günü. 40 yılda bir kere de gelse arkana bakmadan kaçacaksın. En uzak yere gidiceksin o gün evden. Çok tehlikeli çok. Anlatmaya kalkarsam bitiremem şimdi..
"Gün" günlerini düşündükten sonra temizlik günleri daha masum kalıyor tabi. Ben yine şükredip oturayım. Kapımı kapattım, blogumu açtım, ooh.. (stres aslında. biraz stres..)
Daçe.

Yorum Gönder