25 Mart 2009 Çarşamba

Foto Şipşak

3 tane ömer üründül tadında yorum
Ben bu fotoğrafçılık mesleğini anlamıyorum hiç. Bi kız var mesela taş gibi. Fotoğrafçı ona giydiriyor mini eteği, süslendiriyor arkadaki duvarı, geçip karşısına çekiyor. Bunu ben de yaparım lan. Fotoğrafçıyla aramdaki tek fark onun kamerasının ultra-süper aşmış olması sanırım, o makinayı bana da versen ben de çekermişim gibi geliyor. Değil mi öyle?

Bir de şey var. "Fotoğrafçıyım" tribine girenlerin çoğu fotosu hep siyah-beyaz oluyor. "Siyah-beyaz fotoğraf, sanata sanat kadar" tarzında bir şeyler dinlemiştim zamanında bir fotoğrafçıdan. Doğrudur. Bence de siyah-beyaz bir fotoğrafın sanat değeri diğerlerinden bir pıt daha fazladır. Ama her fotoğrafı siyah-beyaz çekmek aşırı derecede kolaya kaçmak gibi geliyor bana. Öyle de mi değil?

Ben de bir aralar heves etmiştim tabi fotoğrafçılığa. Başlangıçta elimde iki kameram vardı; biri Samsung'un 3 megapiksellik dijital kamerası, diğeri de şu an kullanmakta olduğum 2 megapiksellik cep telefonum. Yani topla, 5. Baştaki imkanlar çok elverişli olmayınca tabi ben de kendi hayalgücüm ve yaratıcılığıma bıraktım işi tamamen. İlk zamanlarda çiçek, ağaç, böcek çektim. Sonra onlar yavan gelmeye başladı, yeni metodlar bulmaya çalıştım. Bulduğum ilk metod, pek tabii ki siyah-beyaz çekim metoduydu. Uyguladım hemen.

Ardı arkası kesilmeyen siyah-beyaz doğa ve insan fotoğraflarından epey zevk aldım. Birkaç hafta sürdü bu heyecan. Sonra komple ara verdim çekim işine, sadece amatör ve pro fotoğrafçıların fotolarını takip etmeye başladım..

Ha bi de tabi sırf makinam yanımda diye, her düğünde, nikahta, nişanda, en dandik en sıradan 5-6 kişilik aile yemeklerinde bile fotoğraf çektirir oldular bana. Sinir oldum. O işi de "eeeh!" diyerek bıraktım.

Yani diyeceğim o ki fotoğraf çekmeye ara verdim uzun zamandır, ama bir başlasam benim de önüm açık biliyorum. Nolcak yani? Bir siyah-beyaz, iki de daş gibi hatun çekerim. Biraz da duvarda asılı kurutulmuş biber önünde çay içen yaşlı amca çekerim. Bir tane de hatırım için kediyle göz göze gelen 5 yaşında çocuk çekerim. Bir yandan da tabi kontrastını montrastını, ışığını mışığını ayarlarım. Ben de olurum yani sanat fotoğrafçısı. Ne var ki?

Bu da beni bu yazının en başına götürüyor; "Ben bu fotoğrafçılık mesleğini hiç anlamıyorum azizim." Bilen varsa uzun uzun anlatsın lütfen..

(mehmet turgut'a selam olsun - daha bir litegraf yapmasını bilmiyor adam, neysse:D)
Daçe.

3 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. Adsız says:

    sana ayarlarız bi fotoğrafçıdan söyleşi falan anlatırlar.ama haklısın sürekli siyah-beyaz çekenler kesinlikle işin kolayına kaçıyorlar ama farkında değiller.ama elinde her o uçan makinalerden olanların hepside çekemiyor yani :D:D çok uzun şeler yazmıştım sildim senle sora konuşuruz bunları..;) (ANDAÇ)

  2. Adsız says:

    çok çok haklısın ben de buna yakın düşünüyorum dostum. Fakat fark ettim ki iyi fotoğrafçı tanımı biraz da güzel kareler yakalamayı barındırıyor, yani nasıl çektiğin kadar neyi nasıl bir zamanlamayla çektiğin de önemli, hani "an"lar vardır ya yakalanması zor olan, sanırım o anı tam anında yakalayıp ışığı falanı filanı da ayarladın mı işte o zaman iyi bi fotoğraf çıkıyo ortaya

  3. karbon says:

    doğru duyguyu doğru anda yakalama sanatı olsa gerek fotoğrafçılık ben de pek anlamam ama hayat da öyle değil mi azizim...

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)