8 Mart 2009 Pazar

Koş Bekele Koş

0 tane ömer üründül tadında yorum
"Bekele Şampiyon!" başlıklı habere gözüm ilişti az önce. "Bekele ne la?", diyordum. Beşiktaş ilk kurulduğunda adı Bereket'miş ya, öyle uyduruktan bir futbol takımı ismi sandım. Değilmiş öyle. Kendisi Afrika kökenli Türk atletmiş, maratonu koşmuş, şampiyon olmuş.

Bu habere sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Aslında hiç de yeni bir konu değil tabi bu, yıllardır olan şey. Böyle olimpik şampiyonalarda Afrikalıların bizi temsil etmesine alışığız yıllardır. Bir Elvan vardı, bir başkası vardı. Şimdi de Bekele çıkmış. Ya şimdi kızcağız orda elinde bayrakla gülerek koşuyor yarıştan sonra, onun fotoğrafını koymuşlar. İşte benim kafam burda biraz bulanıyor.

Bekele'nin sevinci konusundan başlayayım. Elinde ayyıldızlı bayrağımızı tutuyor, yüzünde az evvel diğer bütün atletleri geride bırakmış olmanın verdiği gülümseme var. Acaba ne için gülüyor? Kendisi için mi, yoksa elinde tuttuğu bayrak için mi? Yoksa belki de çaktırmadan aslında Afrika'daki ülkesini temsil ettiği için mi? Bilemiyorum, ama her ne için olursa olsun, benim öyle ahım şahım sevineceğim bir durum değil. Bunda olimpik-atletik branşlara olan ilgisizliğim de etkili tabi.

Bu Bekele kızı Afrika'nın aç susuz bağrından kopmuş gelmiş. Belli ki çocukluktan beri hayali koşmak, koşmak ve koşmak. Tabi bu koşusunu yaparken para da kazanmak istiyor ki Afrikalı aç susuz ailesine yardım edebilsin. Hepimiz öyle istemez miyiz? "Ulan çok deli para kazanayım da, bir ev de annemlere alayım, bir araba da kardeşime alayım" falan. Bazılarınız demiyor olabilir, onları dışlıyorum. Dış, dış.

Efendim, ben Bekele'nin çocukluktan beri "ah bir Türk bayrağı için koşsam" demiş olacağını sanmıyorum. O da kendi ülkesi için koşmak isterdi elbette. Ama belli ki kendi ülkesi sürekli böyle sporcular yetiştirdiğinden kelli, kontenjan dolu durumda. O da napıyor, bir başka ülkenin kapısını çalıyor. Burda da yine "ahh bari kendi ülkem için koşamayacağım, en azından Türkler için koşayım" demiş olduğunu sanmıyorum. Yani o zamanlarda, hangi ülke tarafından kabul edilse o ülke için yarışacak. Bizimkiler el uzatmış, bizimkilerle anlaşmış, bizde koşuyor. Burda aklıma bir soru daha geliyor. Acaba bu kız, kendi ülkesi için ya da bizim ülkemiz için değil de, aslında çocukluktan beri hayalini kurduğu "koşmak" için mi koşuyor? Belki öyle, belki değil. Ben bilmiyorum tabi. Ama kafamı kurcalayıp duruyor.

Şimdi bir de şu konu var; bizim için yarışan birinin gerçekten "bizim" olup olmaması konusu. Ben derim ki eğer kendini hakikaten Türk hissediyorsa, yani "bizden" hissediyorsa hiçbir sakınca yok. O artık bir Türk'tür ve bir Türk'ün Türkiye için koşmasında herhangi bir saçmaca yoktur. Ama ben derim ki, hangi insanevladı kendi vatanından çok başka vatanları sever? Mesela siz, "Ben kendimi çok fena Alman hissediyorum", veya "Çok fena Fransız'ım lan ben" der misiniz? Bilmiyorum ama bana saçma geliyor. Ha belki o ülkede çok uzun yıllar kalmışsam, o ülkeyi de çok sevmişsem derim. Mesela diyelim ki ben İsveç'te 10 yıl kaldım, orayı çok sevdim. Derim ki "İsveç benim ikinci vatanım, ben kendimi İsveçli hissediyorum". Diyebilirim böyle. Mesela A milli futbol takımındaki Mehmet Aurelio'nun da yaptığı bu. Adam o kadar uzun süredir burda ki, artık bizden biri olması saçma değil. Ama bu kız belli ki Türkiye'de uzun yıllar kalmaya başlamadan, bizleri tanımadan önce karar vermiş burda koşmaya. Bu biraz "çıkarcı" bir durum gibi geliyor bana. Ama yanılıyorumdur tabi. Hiçbir şey bilmiyorum sonuçta.

Şimdi en son sorum da şu, ki bu bizi en başa götürüyor: Bu kız ne için yarıştı? A) Hayallerini gerçekleştirmek için. B) Afrika'daki ülkesinden söz ettirmek için. C) Afrika'daki aç ailesinin geçimini bir şekilde sağlamak için. D) Türk bayrağını dalgalandırmak için.

Bu yazıyı tabi ki "ben çok pis vatanperverim", "bayrak dedin mi orda durucaksın" demek için yazmıyorum. Öyle de demiyorum zaten. Yanlış anlaşılmayı hiç mi hiç istemem. Kafam karışık lan işte. Ondan yazıyorum. Ne ırkçı bir amacım, ne de sktret atletizmi diye bir amacım var. Ama işte, Türk bayrağı elinde, kameralara gülücükler saçan bu siyahi arkadaşın birinci olması beni sevindirmeli mi yoksa sıradan bir olay gibi mi karşılamalıyım, onu kestiremedim.

Bir de şöyle bir durum var ki; hayalinin peşinden daima koşmalısın, her ne şartta olursa olsun. Sonuçta bu kızın bir hayali var ve "dünyada herkes kardeş değil mi lan, koşarım ben istediğimde, yeter ki koşayım" diyor olabilir. Mantıklı da. Dünyada herkes eşit sonuçta, hangi milletin hangi milletten ne farkı ne üstünlüğü var? Ademoğlu diyoruz ya bu yüzden.

Her ne için yarıştıysa da, mutlaka onuruyla yarışıp şampiyon olduğu gerçeğini göz önünde bulundurup, Bekele'ye başarılar diliyoruz. Kafamı karıştırıp bıraktığın için de ayrıca teşekkür ederim. Ulan akşam akşam girişilecek konu muydu? Biraz koşup geliyorum.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)