22 Mart 2009 Pazar

Eymir Nasıl Bir İsim Ya?

2 tane ömer üründül tadında yorum
Radyo derslerinden öğrendiğim şeylerden birini hemen şuracıkta uyguluyorum:

Merhabalar sevgili okuyucular. Dışarda muhteşem bi yağmur var, ama öyle böyle değil. Nasıl anlatsam.. Böylee, bir acayip yani. Anlatılmaz, yaşanır. Ahh keşke şu an o yağmurun altında çılgınlar gibi ıslanıyor olsam.

Nasılım ama? Hiç fena değilim bence ilk denemeye göre. Neyse efenim, bunlar zamanla olacak şeyler. Hihehe. :) -şaka bir yana tabi-

Radyodan açtım, radyodan devam ediyorum. Radyo Topluluğu'nun ilk uygulamalı dersi + gezi + sertifika töreni amacıyla gittiğimiz Eymir'de bugün deli zaman geçirdik. Bir mangal yapmadığımız kaldı, acayip güzel bi pazardı. Pazar gibi pazardı valla. Neyse işte biz arkadaşlarla göl kenarında turalıyoruz, bir o yana bir bu yana. Kâh "daş yok mu daş" nidalarıyla gölün üstünde taş sektirtmece, kâh laubali geyikler çevirmece yapıyoruz falan. Bizim taş sektirme maceralarımızdan biri sırasında yaşlıca, orta boylu, yanık tenli (ne yanığı lan herif bayaa güneşin oğluydu) bir adam bizim gruba doğru yanaştı. Eller cepte filan, cool takılıyor. Ama malesef bir anda bütün coolluğunu harcayan şöyle bir kelime çıktı ağzından: "Marabbaa!.." Evet evet, bu 'Maraba', "Marabaa Televoleea!" gibi olan 'Maraba'.. Adamın renginden ben zaten kesin Hintli filan demiştim, böyle Slumdog'un bir sahnesinde görünüp çıkmıştır Allah bilir dedim. Hani hepimizde olur ya "Lan olum turist lan bu turist.. Ehehe.. Konuşsana lan.. Ehihehe.. Sen konuş sen banane.." tarzında lavukluklar, işte bu adama da bu şekilde bir yaklaşımda bulunacaktık ki; adam İrlanda'da Arap öğretmenden öğrendiği belli olan Türkçe'siyle konuşmaya başladı. Yaklaşık 2-3 dakka aralıksız konuştu, konuştu, konuştu.. Hayır, benim anadilim olmasına rağmen ben bu kadar süre akıcı konuşamıyorum, sen nasıl konuşuyorsun lan? Adamın anlattıkları; yok işte 66'da mezun olmuş Odtü'den şimdi yerinde duruyor mu diye bakmaya gelmiş falan. Bunu anlattı bize bi ton. Ama ben tabi misafirperverliğimle "Haa tabii.", "Evet doğru", "Tabii haklısınız eheh" diye karşılayıp gönderdim adamı. Burdan ismini bilmediğim Hintli amcaya selamlarımızı gönderiyoruz. (diren dedi diye değil, zaten yazacaktım ki olum ben. valla yazcaktım lan.)

Eymir nasıl bir yer, ona gelecek olursak.. Eymir Gölü gayet sessiz sakin bir yer-di biz gidene kadar-. Tam pazar günlük yer yani. Hele Ankara için bulunmaz nimet. Bugün gittik iki üç su gördük, içimiz ferahladı, yalan mı? Arada bir yapmak lazım bundan. Tabi biraz daha düzenli olabilir oralar, daha bir planlanabilir. E tabi bu da yeni seçilecek belediye başkanının elinden öper. Sanırım yani. Çok da emin değilim. Belki bizim okul kimseye ellettirmiyordur, "Hayır olum top benim alır giderim!!" diye. Olur mu olur. Olur.

-gün sonu notu: sertifikayı çok sevdim. düğün davetiyesi kağıdına basılmış olması ayrı bir güzellik. hele ki arkasına düşülen "blogunu takip ediyoruz" notu daha da bir güzellik. notu düşen levent'e selam:D-

Daçe, Eymir Gölü'nden bildirdi. Ali Kırca sendeyiz..

2 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. direnk says:

    ne ara eymirden bildirdin lan :D

  2. Adsız says:

    bu radyo topluluğu meselesini kıskanmaya başladım keşke sene başında ben de girseydim dememi bekliyorsun di mi ama demicem sadece içimden geçiricem :D -adsız berk-

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)