17 Temmuz 2013 Çarşamba

Fedon Napıyodur Acaba Şimdi.

5 tane ömer üründül tadında yorum
Gregor Samsa bir sabah yatağında dev bir böcek olarak uyandığında ilk olarak saate bakıp, "BU SAATTE UYANILIR MI AMK YA DAHA İFTARA 10 SAAT VAR!!!111bir" diye öfkelendi.

Arap şeyhi olsam, böyle ama çok zengin, petrol zengini olsam, hatta Birleşik Arap Emirliklerinde kendi içinde birleşik, 2+1 kombili bir emirlik alsam (yalnız mis gibi hayal oldu he), ilk iş emirlik çapında parti veririm herhalde. Yani o kadar zengin olmuşum, anamın babamın yanından ayrılıp kendime ait emirliğe çıkmışım, bundan daha güzel bir fırsat olamaz diye düşünüyorum. Giriş de öyle fakir gibi 20 lira + iki bira değil, bayaa bayaa 100 bin dolar + sınırsız içki olur.

Düşün bak 200 milyon turist gelse o sene... Çarp 100 binle... Of bayaa sıfır var da yani nerden baksan zenginliğime zenginlik katıyorum ya ohh beybi I kalp KAPİTALİZM.

Gerçi düşündüm de, Holosko + bir miktar para da olabilir. Çünkü günümüzde Holosko + bir miktar para teklif ederek bağlayamayacağım iş yok gibi. Sektör hiç fark etmez.

Düşünsene kız istemeye bile yanımda Holosko + bir mikt... Aa bu espri yapılmıştı geçen sene çoğpardon :))))

Yalnız harbiden Beşiktaş'ın da yıllardır Holosko'yu adeta bir SEGS İŞÇİSİ olarak görmesi benim çok ağırıma gidiyor. Holosko'nun bile ağırına gitmiyordur o kadar. Alışmıştır çünkü adam. Oysa ben çok içleniyorum. Gerçi adam Slovak doğmuş amk seks işçisi olmayacak da nolacak ahshshdhfas çok ayıp yaptığım ırkçılık ama doğruya doğru çocuklar.

Bizim mahallenin müezzini adeta bir İstanbul beyefendisi, adeta bir İngiliz asilzadesi, adeta bir Fransız centilmeni. Böyle müezzin olmaz. Hatta böyle müezzin olmaz olsun! Şaka şaka o kadar da değil de yani, ezanı öyle bir kibar okuyuşu var ki, hani dersin ki "Ayyyhhh qıyamam sen yorulma ben okiim". Tabi elin cami müezziniyle niye öyle gevşek gevşek konuşuyosun o da var. Sonuçta bir Dolmabahçe Camii müezzini değil. Bizdekinde de hoşgörü bi yere kadar. Özellikle kızgın dönemlerinde sabah ezanları ölüm olabiliyor. "Aha" diyosun yani "müftülük herhalde bi hoparlörü de geldi g*tüme kurdu". Öyle bir hıraş.

Fedon olmaya karar verdim. Nedenlerini yazmayacağım tek tek (alttaki fotoğraf yeterince özetliyor). Zaten bir insan neden Fedon olmak istemesin ki? Bence bu hayatı bir Fedon, bir de İngiltere kraliçesi yaşıyor. (tabi o da abarttı 200 yıldır filan yaşıyor)

mikonos'ta bir çocuk hayranını yedikten hemen sonra fedon.

Yalnız az önce "hıraş" diye kelime kullanmışım siz de yemişiniz anladığım kadarıyla. Öyle her dediğime inanıyor olmanız beni her geçen gün kendi dinimi kurmam konusunda motive etse de, yaptığınız adamsendecilikten öte bir şey değil.

Zaten ne var biliyor musun (you know what), hiçbir şey adamsendecilikten öte olamaz.

O zaman iyakşamlar.

Daçe.
Okumaya devam →
7 Temmuz 2013 Pazar

Vali Mutlu Olmak

3 tane ömer üründül tadında yorum
Yaptığım şey hayvanlıktan başka bir şey değil sevgili okur. Biraz ahrazlık, çok az aymazlık da var. Tabi bir tutam kadar utanmazlık, iki pinçik de adamsendecilik... Evet gördüğün gibi hayvanlıktan başka her şey varmış.

Neyse. Bu çirkin introdükşından sonra müsaadenle birtakım farazî konulara geçmek istiyorum.

Şimdi ben bildiğin gibi mezun oldum. Mezun olmak nası bir duygu sana onu anlatacağım şimdi... İlkokul üç'tesin. Ve hep olduğu gibi, yaz tatilinden döndüğün gün, tatilin son pazarı mesela. O son pazarın da akşamı. Hani, herhangi bişey için başına gelebilecek en kötü zamanlama. Ertesi gün okul var 3 aydan sonra ilk defa. Yatağının üstünde ütülü üniforma, meydana çıkan sırt çantası, yanına iliştirilmiş bir kareli harita metot not defteri, çirkin bir kurşun kalem, uykuya kalan son bir saat... İyice derinlerinde, damarlarında hissettin di mi o pis, o gudubet, o garabet duyguyu? Heh. Çok güzel. İşte tam olarak öyle hissediyorum. Hayatın çok ciddili ve az komikli kısmından hemen önceki yaz mevsimi. Sırf eğlenmek için eğlenmem gerekiyor çünkü diğer türlü aklımı çıldırırım. Pardon öğrenci misiniz? Beraber eğlenmek için eğlenir miyiz bu yaz?

Şaka şaka. Bu yersiz ve de ahlâksız teklifimi çok ciddiye almazsan sevinirim. Noldu, bi an bi sürü tanımadığım adamla tatile çıkıcam sandın di mi? Gideceğimiz otelin açık büfe parasını ben ödicem, sen de hayvanlar gibi yemekleri yicen sandın di mi? Gerçekten sana da hayal kurdurmaya gelmiyor sevgili okur. Azıcık insan ol canını yiyim.

Bir insan başka bir insanın durduk yere canını yememeli. Hatta mümkünse bir insan başka bir insanın pek bir şeyini yememeli. Yalnız böyle sürekli yemekten bahsedersek kafayı yiycem altı saattir açım.

Bazen insan hayatı Vali Mutlu olarak yaşamalı. Bence her insanın en az bir gün için böyle bir hakkı olmalı. Artık parayla mı olur orasını bilemiyorum ama parası neyse verip Vali Mutlu kafasında yaşamak istiyorum. Kahvaltıda ıhlamur kokularıyla uyanmak istiyorum. Her lafa "Gençler!" diye başlamak istiyorum. Gerçi vazgeçtim onu zaten şimdi de yapıyorum. Sonraaa, mesela durup dururken, arkadaşlarla oturup bira içiyoruz atıyorum, diycem ki "Gençler! Rahat rahat takılın yeaa müdahale olmayacak." Anlamayacaklar tabi mal mal bakacaklar, yine ne diyo amk delisi şeklinde kınayacaklar hatta. Sonra çatt! Siz misiniz lan kınayan! On dakikaya kadar müdahale başlayacak. Tokatlarla girişicem, olmadı bira şişesi fırlatıcam, hiç olmadı kafalarına tivit atıcam. Böyle şeyler olsun istiyorum. Bence bayaa eğlenirim.

He mesela bazen de Melih Başgan olmak lazım. Böyle kepslaklı kepslaklı. Melih Başganımı çok seviyorum ya tam bir hınzır, tam bir munzur. Nasıl da biliyor herkesin her şeyini. Acayip şeker. "ODTÜ MEZUNU DEĞİLMİSİN? YARGI DA HESAP VERECEKSİN." Sırf dil bilgisini böyle bilip de bilmezden geldiği için kendisine kocaman bir tecahül-i arif borçluyuz. Ayrıca bence Melih Başganın yatak odasında, belediyenin önündeki fışkiyenin kırılmadan önceki hâlinin vesikalık resmi var. Siyah-beyaz böyle. Melih Başgan çocukken de o resim ordaymış. Hatta onun babası çocukken de. Belki de Melih Başganlar ailecek fışkiyeye inanıyorlardır kim bilir. Fış kiye we trust.

İsmail Türüt olmayı hiç istemezdim mesela. Hatta aklı mantığı yerinde bir insan İsmail Türüt olmayı istemeyi dahi istemeyi istemez. Yani istemeye istemeye İsmail Türüt olmak da var bu hayatta. Yine Allah korumuş. İstemeye istemeye olmayı dahi istemeyi istemeyemezdim. Biraz daha istemeyi istemekle alakalı bişey yazarsam türüt türüt ter edeceğim her yerimden.

Ha bir de ben lise hazırlıkta tam bir Yiğit Bulut'tum. Ahahssdfh bak şimdi hatırladım da, ciddi ciddi 50 kiloydum, kafamda da 3 kilo jöle vardı her sabah. Böyle geriye geriye tarıyodum bi de. Abiiiiiii...... Ben Yiğit Bulut'muşum ya lan! E ben Yiğit Bulut'sam, Yiğit Bulut şeklindeki Yiğit Bulut kim? O da var. Yalnız Allah kimseyi benim lise hazırlıktaki saç stilimle aynı ortamda, mesela bir kafe olur, bar olur, irish pub olur, bir araya getirmesin. Yiğit Bulut'la da getirmesin ama ne bileyim. Benim saçlarım biraz daha kötüydü. Hani gerisini sen düşün...

İvit sınırım bırdın itibırin kimsiyi binzimik istimiyırım iyıkşımlır.

Oh be. Bi ağzımın ortasına vurdum da rahatladım.

Gideyim de gecenin geri kalanını biraz Muammer Güler'in yıllar önce kaybettiği öz boynu olarak geçireyim. Öylesine özgür, öylesine deli dolu, öylesine bir ücra köşede, kim bilir belki yatağın altında... Öperim can okur.

Daçe.



Okumaya devam →
17 Nisan 2013 Çarşamba

476 - Bu Soğuk Gibi (ama tam da değil gibi) Havaları Napıcaz.

4 tane ömer üründül tadında yorum
An geliyor, tam bir dede oluyorum. İnanır mısın sevgili okur, iş bankasının internet bankacılığını böyle iki yıldır filan kullanamıyorum. Yani bu durumda iş bankasının internet bankacılığını (bundan sonra kendisinden "ibib" diye bahsedilecek) hiç kullanmamış oluyorum. Böyle, periyodik olarak ibib'i kullanma ihtiyacım oluyor. Bir para transferi olacak mesela ya da ne bileyim gizli saklı bişeyler yapacağım tabi her şeyi de burda söyleyecek değilim NASI SÖYLİYİM. Giriş yapmaya çabalıyorum, yok, imkansız, hayatta olmuyor. Müşteri numarası giriyorum, parola giriyorum; olmuyor bu kez kimlik numarası giriyorum; o da olmuyor kart numarası; o da değil güvenlik kodu; ABİ ALTI ÜSTÜ GİRİŞ YAPICAM. Yapamıyorum. İki yıldır bir kez bile giriş yapamadım. Sonra, tabi, azıcık akıllı olduğumdan şifremi değiştireyim diyorum. Onu da değiştirmeye bin tane bilgi istiyor tabi. Giriyorum hepsini sabırla. Şifremi değiştiriyorum çok güzel. Artık mis gibi yeni şifrem var. ŞİMDİ İBİB DÜŞÜNSÜN. Yazıyorum yepisyeni şifremi; noluyor; "yanlış şifre" diyor. AAAABİİİİ. Ben bu kadar zor bi olayın verdiği rezillik hissini en son ortaokulda minderde ters takla atmaya çalışırken yaşamıştım. Valla. Böyle tam taklaya eğiliyorum, kıçımı kaldıramıyorum falan. Ya da kaldırıyorum, bu kez boynum eziliyor, böyle GÜMPS!! diye yanlış tarafa düşüyorum filan. Bunlar güzel anılar değil. Ne diyordum. Evet. İbib'i bugün de kullanamadım. Israrla da müşteri temsilcimle filan görüşmek de istemiyorum. Napıcam müşteri temsilcimi arayıp? "Ya ehiehiehi, inanır mısınız ben iki yılı aşkın süredir sırf kerizliğimden ibibinize giremiyorum. Şu ibibiniz konusunda bana ve benim gibilere bi kolaylık filan yapsanız. Mesela ne bileyim, sadece adımı soyadımı yazarak filan girsem. Olmaz mı? Ehiehiehi. Sizin de işiniz zor tabi." Böyle mi diycem? Sonra telefonun diğer ucunda birtakım ipnece gülüşler filan... BEN BUNLARI HAK EDECEK NE YAPTIM HA?!

Ya bu arada demin düşündüm de... Sanırım ben bu olayı biraz büyütüyorum. İbibsiz de yaşarım gibime geliyo. Sonuçta eskiden ibib mi vardı abi. Ben yine normal yaşlı gibi gideyim atm'ye, düz adam gibi, 4 haneli şifremi gireyim, tık diye bakiyeme bakiyem. (ahahah. of çok kötüydü. ahah. ciddi anlamda özürlerimi bir borç bilirim. valla. şş tamam indir o eli. ind- İNDİROELİ!)

O kadar kötü espri yaptım ki ne anlatacağımı hatırlamıyorum şu an.

O değil de bak şimdi aklıma geldi. Müşteri temsilcisinin tam olayı nedir ya? Hayır isminden beni temsil ediyormuş gibi bi izlenim uyandırıyor da; öyle bi durum varsa bilelim. Sonuçta beni kimin nasıl temsil ettiği çok önemli. Çünkü çok önemli bi insanım. Buradan iş bankasındaki müşteri temsilcime seslenmek istiyorum. GÖZÜM ÜZERİNDE GENCADAM.

İvit.


Bankalarla olan tatsız anılarımı burada sonlandırıp yeni konuya geçicem izninle can okur. Buaradaortaokuldediğimanımlisedeolduiyakşamlar. Umarım okuyamamışsınızdır bu cümleyi. Eheh. Eh. Heh. (gulp!)

Bazı zamanlar oluyor, derste mesela, 8.40 ya da 9.40 gibi sevimsiz bir sabah dersinde, uyuklayan arkadaşlarımı görünce amfinin ortasına geçip MÜSLÜÜÜÜMAN UYUUUMA! diye bağırmak istiyorum. Devamı yok ama. Sadece müslümanın uyumaması için atılan bir slogan. Adeta bir öğüt. Bir hatalarından ders çıkarmışçılık. Bir vay ben yandım eller yanmasıncılık. Yine aynı sloganı alarm sesim olarak da kullanabilirim. Mesela saat tam 8'de MÜSLÜÜÜMAN UYUUUUMA! diye bağıran kalın bir mücahit sesiyle uyanmak enfes olmaz mıydı? Tabii hemen ardından kahvaltıda pilav ve sohbet. Karşılıklı alınan feyizler. Koskoca babama, "Kardeş, tuzu çok ibretlik uzattın Allah razı olsun..." filan diyorum. Beni böyle bi ortamda hayâl et sevgili okur. Nasıl? Edemedin di mi? Keheheh ben de edemedim.

Bugün bölüme Shell'den seminere gelen İskoç petrofizikçiye "Hocam şimdi nasıl oluyor yani siz gerçekten koca koca adamlar, hani utanmadan böyle, yaşınıza başınıza bakmadan, öyle eteklerle filan dolanıyonuz mu, napıyonuz?" diye sordum. İskoç ne dese beğenirsin?

(iskoç hiçbir şey demedi çünkü bu soruyu içimden sordum. üstteki paragrafı da piç gibi ortada bırakıp kaçmayı düşünüyorum şu an. hani blogu mlogu kapatıp gidicem o derece. nasıl bir hikâyenin sonunu hiçbir yere tutturamamazlık. iyakşamlar.)

Şimdi Shell mell yazdık ya kesin sosyal medya sorumluları mı artık her kim ilgileniyosa, gelip bulurlar burayı. Hocam, şu an bu satırları okuyorsanız bişey söyliycem... BENCE BENİ İŞE ALIN. Kutuplardan doyasıya, kıyasıya, hayâsızca, akın akın, despotluğun biçareliğine adeta yapışmış bir kelebek narinliğinde iç gerçekliklerimizi beslemek için oluk oluk petrol çıkarmaya ne dersiniz? BEN BUNA VARIM. Ya siz? (varım şeklinde mail bekliyorum, adresim sağ tarafta bi yerlerde yazıyor. kıpskıps.)

MİKAİL UYUMA / HAVALARA SAHİP ÇIK! Hayır bu nedir ama yani artık ayıp bilader. Hayır noluyor biliyor musun. Sabah uyanıyorum. Lan daha kasımdayız mezuniyete çok var o zamana kadar toparlarım siktir et bugün de gitmeyivereyim derse deyip geri yatıyorum. Kümülatif GPA'm 0.05 bile düşerse gelir seni bulurum miko. Anlıyor musun? SENİ BULURUM.

Son olarak söylemek istediğim bir şey varsa o da iyakşamlar.

Daçe.

[günün sorusu: bu soğuk gibi ama tam da değil gibi havaları napıcaz ya cidden. hayır, tişört giyemiyorsun az geliyor, kazak giyemiyorsun fazla geliyor. ayarsızlık. öptüm.]
Okumaya devam →
14 Nisan 2013 Pazar

475 - Geshuzbek İki.

7 tane ömer üründül tadında yorum
Aynı anda debriyaja basarak vites değiştirip, bir yandan "50 liradan bir mi iki mi?" diye sorup, her hâlükâra karşı bir kişi üzeri hazırlayan; o sırada dikiz aynasından yolculara bakıp, ayaktakilere "Hocam bi' oturalım boş yerlere!" diye seslenen; öte yandan potansiyel yolculara korna çalıp akıllarına girmeye çalışarak gün sonunda elde edeceği hasılatı düşünen insan Yetenek-sizsiniz'e çıkmıyorsa, kusura bakmasınlar ama kimse çıkmasın. Evet bu yazının girişini dolmuşçulara ithaf ediyorum. Ormanda on gaplan gücündesiniz! Kaplan da değil bak. Kaplan neymiş, bok yesin. Bu, GAPLAN. Dolmuşçular her gün iş üstündeyken süper kahraman gibi pelerin melerin giyseler, taytlı filan dolaşsalar yeri. Dolmuşmen. Mavi parlak kumaş üzerine sarı-turuncu D harfi. Hayâl et bak; valla oldu.

Gerçi niye elin dolmuşçusunu taytlı maytlı hayâl ediyosun, o da var. Valla sen iyiden iyiye sapık olmuşsun sevgili okur. Ayıbediyosun ha. Bozuşuruz.

Babalık çok enteresan bi' ruh hâline sahip olmayı gerektiriyor sanırım. Baba olunca anlarım şimdi çok anlamıyorum. Ya yok ben baba olunca da anlamam kesin. Off. Hayır ben baba olunca neyi anlamam gerektiğini de unuturum o kadar yıl geçecek aradan... Neyse. Şimdi mesela, ağzından çıkıveriyor, yanlışlıkla, bir anlık boşboğazlıkla (boşboğaz o mu demekti ya), "Hava serinledi mi ne..." diyorsun. HAYDİİİİİİ. "E tabi ayağında çorap yok ondan!", "Sırtına daha kalın bişey giymiyosun ki!", "Ben diyorum da dinleyen kim!" filan. Böyle birbirini körükleyen, uç uca eklenip adeta bir çığ gibi büyüyen eleştiriler. Sonra, çok şanssızsın diyelim, anne giriyor devreye. ALLAAAH. Sıçtın. "Oğlum üşürsün öyle, sana bi çay yapayım, dur içerden hırkanı getireyim, kaloriferin yanına otur battaniye vereyim..." filan. ABİ NOLUYO. Bütün bunlar üç dakika içinde filan oluyo, sen de mal mal sesini çıkaramadan oturuyosun böyle. Çaylar geliyo, çoraplar veriliyo, hırkalar çıkıyo dolaptan, kombinin ayarı yükseltiliyo falan. YA Bİ DURUN. Napıyosunuz. Üşümedim tamam üşümedim, üşüyenin allah belasını versin. Abi... Of. Bak yazarken bi daha yaşadım durumu; bi daha yoruldum. Zihin travması geçirdim ya resmen şurda iki dakikada. Gerçi başka ne travması olur di mi. O da var. Buradan aileme seslenmek istiyorum. KEEP CALM.

Biraz kassam geshuzbek kelimesini de türkçeye kazandırırım bence.

Kulağına kulaklığı taktığın anda, artık hangi ortamdaysan, her kiminleysen, belki sevgilinleysen, söyle kumralım için sızlamaz mı. ABİ. Durduramadım kendimi çok özür dilerim. Evet ne diyodum. Kulağına kulaklığı taktığın anda, nerede olursan ol, bir anda böyle ilkokuldan, mahalleden, üniversitede hoşlandığın kızın yeni kankasının eski hoşlandıklarından, ne bileyim işte böyle friend of friend kontenjanından tanışıp topu topu 3 saniye filan muhabbet etmişliğin olan insanlar arasından... Yani kısacası hayatının bütün alanlarından birer insanı görüyosun; o kulaklığı taktığın an bir anda ortam düğün yerine dönüyor ya. Of. Çok zorlandım. İşte o anın allah belasını versin.

Benim twitter'da birbirine isim vermeden laf atan iki arkadaşım var. İlk başta güzeldi böyle eğleniyodum filan ama bi yerden sonra işin boku çıktı. O kadar asiller ki katiyen isim vermeden konuşuyorlar. O ona yazıyor, o ona yazıyor. Hayır artık o twitlerde verdikleri mesajları toplasam orta asya türk devletlerinin kitabeleriyle yarışır. Öyle bir bilmeceli bulmacalı dolambaçlı sözler. Böyle aslında lafım gediğine otursun ama tam da anlaşılmasın ona yazdığım filan diye düşüne düşüne son bir yıl içinde gözümün önünde zekâ seviyeleri arttı falan. Anlatabiliyor muyum durumun ciddiyetini. İyakşamlar. (hani bi insan bi paragrafı HİÇ Mİ bağlayamaz? sorusuna cevap niteliğinde. bağlayamadık yine.)

Feysbuk ismimin önüne TC koydum, artık rahat uyuyabilirim çünkü vatan emin ellerde. TC koydum çünkü. Başka türlüsü düşünülebilir miydi? OH ALLAHIM İYİ Kİ FEYSBUK ADIMIN ÖNÜNE TC KOYMA AYARI VAR. :))))))

Spor salonlarında adamlarımız ve gadınlarımız ne biçim didiniyorlar. Ama ne biçim didiniyorlar. Böyle bir didinmek yok. Adamlarımız, mesela, bir dambıl kaldırıyor, yok gidiyor bir halteri ağzına sokuyor, işte efendime söyleyeyim bacak kası yapacam derken o adam hâliyle çirkin çirkin selülit kazanıyor. Yetmiyor bir de bütün bunların üstüne protein tuzu yutuyor. Hatta yutmuyor, EMİYOR. Hayatı kas yapabilmekle daha çok kas yapabilmek arasında bir yerlerde çünkü adamın. İki ay içinde de ayaklı bir protein tozu olup çıkıyor. Hayır bir de bunları yaparken leş gibi kokuyor. Hayır bir de bunları yaparken o duvardaki aynalardan koşu bandında ilk seviyelerde koşan ama nedense dünyanın çevresini koşuyormuşçasına yalandan terleyen gadınlarımızı izliyor. Oğlum o aynaların amacı senin gadınlarımıza rahat bakman mı? Ondan sonra, bu adamlarımız ve gadınlarımız, çok didindiler ya, kendilerini spordan sonra lahmacunla falan ödüllendiriyorlar. ABİ Bİ DUR. NAPIYON SEN. Hayır lahmacunu da ye ama hobi olarak ye. Her gün spor yaptın diye lahmacuna girme. Hem kaslı hem göbekli oluyosun sonra. Adamlarımızın ve gadınlarımızın bu konuda dikkat etmesi gerek. Ya sırf lahmacun yerken rahat olmak için spor yapan insan var. SPOR ÖYLE BİŞEY DEĞİL Kİ ARKADAŞ. Valla sinirleniyorum.

Bi de gadınlarımızdan bazıları, görüyorum böyle arada, roberto carlos bacağı yapmış geziyor. Gadın. Öyle yapma. Hatta adam, sen de yapma. 50 santim çaplı bacağı napacaksınız arkadaşlar, sobaya mı takacaksınız napacaksınız yani. Nedir.

O değil de benim gerçekten şu an aşırı esmer olup küçükken sarışın olan arkadaşım var. Demek olabiliyormuş böyle şeyler. Hayat sürprizlerle dolu.

Az önce bi websitesine ulaşmaya çalıştım. Ulaşamadım. Adamlar siteye reklam banner'ı koymaktan içerik eklemeyi unutmuşlar. Bütün site reklam banner'larından oluşuyo böyle. Kapat diyorsun, 10 saniye bekliyosun, o sırada sana doğru gelen canavarlara ok filan atmaya çalışıyosun, 5 saniye daha bekliyosun, başka reklam çıkıyo, 20 saniye sonra kapatılacaktır yazıyo, reklamı geç diyorsun, reklam gidiyor, altında küçük penis, kıllı sırt ve dökülmüş saç gibi sorunlara karşı çözümler çıkıyor, Nuri Alço filan çıkıyor böyle ya da şanslıysanız Tanju Çolak. ABİ NAPIYOSUNUZ YA. Yalvarırım bi durun! İşte böyle böyle her gün nice gencimiz heba oluyor reklamları geçip de sitedeki içeriğe ulaşacam diye. Üzücü bi durum.

Şimdi gidiyorum, geshuzbek ikilemesini ardımda bırakıp yaban ellere kaçıyorum. Bundan sonra blog açık. Gelin kuru pastalardan yiyin, çelenklere bakın filan. Takılın yani. Öpüyorum göz torbalarınızdan.

Daçe.
Okumaya devam →

474 - Geshuzbek.

1 tane ömer üründül tadında yorum
Bir hayâlim var: Bir gün otobüste, dolmuşta, bir şekilde yer vermediğimiz tüm o teyzeler toplanıp zombi istilası gibi bir şey başlatacaklar ve ağzımız yüzümüz şişman ve kalıplı ama ince sesli teyze olacak. O gün gelene kadar hâlâ şansımız var.

A'ya basacam derken yNLŞLIKLA CAPS LOCK AÇAN İNSANLAR, BİRLEŞİN!

Bazen sokakta çırılçıplak koşup çipetpet çipetpet altılı yedili çipetpet diye bağırasım gelir. Beni öyle hayâl edebiliyor musun sevgili okur? HAYIR BENİ NİYE ÖYLE HAYÂL EDİYOSUN allaallaa deli mi ne. Valla sana da hiç güven olmuyor sevgili okur.

He napıyonuz ya görüşmeyeli bu arada? O muhteşem hayatlarınızda çok radikal değişiklikler oldu mu? Zengin filan oldunuz mu? Zengin olmadıysanız bana hiç gelmeyin. Hele âşık olduysanız HİİİİÇ. Abi âşık adam dert anlatması diye bir şey var ki evlerden ırak. Ha nedir, zengin olmuşsunuzdur, Daçe kardeşinize de bir iki bişey fişeklersiniz, öpüşürüz, olaysız dağılırız. Bu. Bundan başka bi olayınız varsa kabul etmem.

Bu zenci gırtlağı denen şeyi parayla alabiliyor muyuz ya? Alamıyor muyuz? Peki tamam. Parayla mutluluk olmuyor tamam, tamam. TAMAM DEDİM.

Benim telefonu kapatmaya yakın "tam-mam, olduuuu, tam-mam, öpüyorum, ev-vet, oldu, tam-mam, tam-mam..." diye yarım saat daha uzatan arkadaşım vardı. Kıza en son TürkTelekom sponsor oldu da, göğsüne reklam filan aldı, öyle bi fırsata çevirdi. Ama yani. Nasıl desem. Öyle bi fırsata çevirmek yok.

Ha fırsattan istifade ben de göğsüme reklam alacağım ama benim göğsüme niye baksınlar o da var. ERKEGADAMINDÖŞÜKILLIOLUR. Kıl demişken. Kıl dönmesi diye bir gerçek var ki, düşündüğün anda her şey bitiyor. Hayat duruyor kıl dönmesini düşündüğünde. Mesela hayâl et. Brad Pitt'sin sen tamam mı. Ya da atıyorum Victoria Beckham'sın. Artık onu siz aranızda şeyaparsınız sevgili okur. Neyse. Muhteşem ötesi çılgın bi partide boy göstereceksin mesela. Böyle binlerce gazeteci seni çekiyo filan. TAK! diye bi anda kıl dönüyor. Koskoca Brad Pitt'in kıllarından biri. İsyankâr. Mendebur. Müşkülpesent. Hayır sen Brad Pitt'in kılısın ya niye dönüyosun di mi? Ama yok. Kıl dönmesi zenginliğe, yakışıklılığa falan bakmıyor. Bi gün bi uyanmışsın AAA KILIM DÖNMÜŞ. Daha fazla kıl dönmesinden bahsedersem bilgisayar ekranına kusacak insanlar tanıyorum o yüzden iyakşamlar.

Bloga yazmayıp twitter'a yazdığım zamanlar blogumu aldatıyomuşum gibi oluyo. Dünyanın en iğrenç hissi. Ama geldim bebeğim, artık burdayım, hiçbir güç bizi ayıramaz artık tamam. (İKİ AY DAHA HİÇ YAZI YAZMADI.)

Şaka şaka.

Gelin ata binmiş "ya abi niye ata biniyom ben ya hangi devirdeyiz arkadaş at mı kaldı ya, AT MI KALDI!" diye damadın cimri ailesine çıkışmış. Gelin var gelin var tabii.

Arkadaş ben bu iddaa'nın mantığını hiç anlamıyorum ya. Yani sanırım genel olarak futbolu anlamıyorum, hâliyle iddaayı da anlamıyorum. Ama arkadaş ortamlarında hep anlıyomuş gibi yapıyorum. "Spartak Moskova - Rubin Kazan" diyorlar. Ben ne bileyim lan. Spartak Moskova sonuçta iyi takım di mi? Yani adını hep duyarız filan. Rubin Kazan da iyi gibi ama değil gibi. Spartak Moskova kadar güven vermiyor. Bi de ismi pek sakil. Oysa Spartak Moskova öyle mi? Bak bi söyle. Nası ağzını dolduruyo Spartak Moskova. Amınakoyim daha adını zikrettiğimizde kazanması lazım. Hani öyle bi mağrurluk var. Eee Daçe de durur mu, yapıştırıyor Spartak Moskova'ya. Akşam bi bakıyorum, Rubin kazanmış (off pardon çok özür diliyorum. pard-PARDON DEDİM Bİ DUR.). İşte böyle böyle bilyarlarca milyorlarca nakit kaybettim iddaa'da. Ama ısrarla da oynamaya devam ediyorum. Neden? Çünkü tam bir kerizlik heykeliyim. Mişelancelo çakması, maltepe pazarı işi. Vay ben öleyim.

Legendarily bi dönüş olmadığının farkındayım, zaten pek umrumda da değil şu dakika. Bi dönüş olsun yeter. Şimdi böyle bunun reklamını filan yapmaya başlıcam. Daçe is back in town filan diycem. Bunlar güzel şeyler. Ha, blogun yokluğunda yaklaşık yüz tane falan hikâye yazdım, onları da bir ara sunacağım bir şekilde. Artık kitap olur, dergi olur, gazete olur, tuvalet kağıdına bile bassam olur. Bir şekilde... Şimdilik öpüyorum gadalarınızdan niggas, thug life'a devam. Hızlı yaşarken ölmemeye dikkat edin. Kıps.

Daçe.
Okumaya devam →

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)