25 Şubat 2009 Çarşamba

Save #1: Last Bronx

2 tane ömer üründül tadında yorum
Sevgili dostlarım, sıkı durun. Yeni bir yazı dizisi dizesim geldi. Bundan böyle "Save" başlığı altında, hayatımda büyük yer etmiş oyunlardan bahsedeceğim.

Bunu neden yapıyorum? Çünkü bu aralar etrafta çok fazla Atarican keşfettim ve çocukluğun atariden ibaret olmadığını anlatmak istiyorum. Yazarken büyük keyif alacağımı düşündüğüm Save'in ilk bölümüne Last Bronx ile, bissmillah diyip, başlamak istiyorum..

Last Bronx, herkesin bildiğini düşünmediğim bir dövüş oyunu. Öz be öz bilgisayar oyunu. Benim hayatımda önemli yeri olmasının nedeni, aldığım ilk CD oyunu olması..
Windows 95 ile atıldığım bilgisayar dünyası için o zamanlar "disketler" çok büyük bir şey ifade ediyordu ve her şey disketlerdeydi. Oyunlar, programlar, hatta yanlış hatırlamıyorsam Win95 işletim sistemi kurulumu bile. Her şey. Ama birkaç yıl sonra, birden bire tüm dünyada bir CD-ROM furyası patladı. Ve bu furya patlar patlamaz ben de CD-ROM temin ederek bundan nasibimi aldım.
CD-ROM taktırmıştım PC'ye ama, bir şeyler eksik gibiydi. Hala her şey aynıydı, ama yeni bir döneme girildiği besbelliydi. Bir şey eksikti ama ne.. Derrken, buldum cevabı. CD'm yoktu hiç benim. Hemen gidip CD aldım. Oyun CD'si. İlk oyunum olan Last Bronx'un CD'si.. (amma sidi dedim lan)
Oyunu aldığım günün akşamında -yanlış hatırlamıyorsam- kuzenimi çağırmıştım yüklemesi için. O biliyordu, bense ilk kez oyun kurulumu görmüştüm o akşam. Böyle, mavi mavi arkaplanlı, "The game will take 36,5 MB" falan yazan, sürekli "next"e bastığımız ekran. Şimdi o mavi arkaplanı da özlüyorum ya, neyse.
Kurduk sonunda oyunu, başladım bir heyecan, bir hevesle. Derken günlerce, haftalarca başından kalkmadım.
'98 çıkışlı, SEGA yapımı olan bir Japon işi dövüş oyunuydu, yani herkes animeden fırlamıştı. Totalde 8 karakterli Last Bronx'ta diğerlerine inat, ben hep aynı karakteri alırdım. Lisa. Bu Lisa denen dişi kişilik o zamanların ekran kartlarına göre fazla güzel yapılmıştı ve ben de çok geçmeden ona aşık oldum. Daha doğrusu aşk değildi de benimkisi, biraz sapıklıktı. Çünkü Lisa'nın beyaz uzun çizmeleriyle giydiği mini bir eteği vardı ve her tekme savuruşunda bu etek minilikten çok, miniminiminiliğe ulaşıyordu. (Bir de Şarapova gibi çığlıkları vardı tekme, yumruk atarken) O zamanlar acayipmişim lan. Oha, sapık.
Neyse dostlarım, Last Bronx'tan bu kadar yeter sanırım. Öyle çok bilinen de bir oyun değildi, bildiğim kadarıyla. Dediğim gibi, bu oyunun hayatımda mühüm bir yere sahip oluşunun tek nedeni, ilk CD oyunum olmasıdır. (ha bir nedeni de Lisa'dır tabi:P)
Oyunun özlemiyle, 11 yıl aradan sonra bugün demosunu bulup indirdim ve şimdi ona biraz göz atacağım. Sanırım gene Lisa'yı alıp tekmeler savuracağım.
Şimdilik hoşçakalın efendim, ilerleyen yazılarda mutlak görüşeceğiz.
Daçe.

2 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. Eternal says:

    king of fighters'la da 8 değil 80 tane dövüşçü seçebilme şansı çıkmıştı , sanırım last bronx a en yakın tarihli olanı oydu.
    ama sega'da dövüş oyunlarına doymuşum ki , dx ball'da rekorlara koşmuştum uzun süre.dx ball.mayın tarlası da değil.hey gidi.

  2. Daçe says:

    ben hayatımda dx ball kadar sürükleyici oyun tanımadım desem, tamam belki yalan olur ama, yani baya oynadığımı biliyorum. o şeyi demiyo musun; hani altta bi pad'i kontrol ediyosun top sekiyo renkli kutuları vuruyo falan. aah ah. bak şimdi hüzünlendim gibi..

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)