28 Şubat 2009 Cumartesi

Düne Dair

2 tane ömer üründül tadında yorum
Dün eve geç geldiğim için ve kafam pek sakin olmadığı için bir şeyler yazamamıştım. Ama dünü mutlaka bir şekilde anmak gerekiyor ki, ispanyol olsam fantastico diyeceğim bir gündü.

55 ders gramer gördükten sonra ambale olan bünye için o gün, ders bitene kadar bir şey ifade etmiyordu. Ama gel gör ki, dersten çıktığımda günün çehresi bir anda değişiverdi. İstanbul'dan bi arkadaşım geliyordu. Hevesliydim, 5 senedir hiç görüşmemiştik. Özlemiştim. Biraz bilardo filan kastırdık. Olmadı tabi. Neticede O'Sullivan değiliz. Beyazı soktuk, siyahı soktuk, saçmasapan hareketler yaptık. Kötüydük yani. Ama eğleniyorduk, tüm bu cahil bilardocu hareketlere rağmen. Bir yandan konuşup, gülüp özlem gideriyor, bir yandan da oyun oynuyorduk. Oyun orda bir araçtı, bahaneydi tabi. Yoksa bize ney. De mi Anıl? -gülücük adam-

Anıl'ın başka arkadaşları da geldi. Onlarla filan tanıştım. Buradan haberleri olma ihtimalleri az da olsa, hepsine selam ederim. Memnun oldum. -gülücük adam-

Yemek yiyelim dedik. Çarşı üst kata çıktık. Çarşı'yı anlatmış mıydım size uzun uzadiye? Hani içerisinde Özsüt gibi soyguncu işletmeler olan ufak alışveriş merkezi. Hayır o değil, hem pahalı hem de kasada borca giriyorlar. Anlatırım sonra. Ne diyordum? Ha, yemeğe gittik (özsüte değil tabi). Yemekte beni günün ikinci süprizi karşıladı: Ali Nail. -Bu insanın kendisi başlı başına bir gülücük adam zaten-

Böylece Ali Nail, Anıl ve ben üçlüsü ortaokul - Jale Tezer günlerini büyük bir iştahla yad ettik. Harbiden ne güzeldi lan ortaokul zamanları. Neyse.

Günbatımında bize Selçuk'un da katılmasıyla tadından yenmeyecek hal aldık. -Volkan da vardı, ona da selam olsun.- Deli manyak gibi andık eski günleri. Bahsetmediğimiz ne Nail hocanın misbonları kaldı, ne M. Namuslu, ne de Ömürcan'ın oturuş pozisyonu. Hatta çok önemli iki ortak noktamızı da andık tüm gün; Burcu ve Erdem. Burcu'yu bizim sınıfta hepimizin yazdığı biri olarak, ve Erdem'i de yine bizim sınıfta hepimizin nefret ettiği biri olarak. "Nefret" ağır olur belki ama. Neyse bilmiyorum. -Burcu'ya selam tabii :D -

Ankara'da akşam saatleri yaşanırken bilirsiniz ki şehir yavaş yavaş uyumaya başlar. Biz de bu uykucu şehre rağmen Kızılay'a gittik, muhabbete orda devam ettik. O sırada Volkan aramızdan ayrıldı. (bu sefer güldürmedi)

Biz dört kişi, Jale Tezer Dershanesi'nin LGS hazırlığı döneminde aynı sınıfta okumuştuk ama o zamandan sonra bir daha görüşmemiştik. Aradan 5 sene geçti. LGS'ye girdik çıktık, liseyi kazandık bitirdik. Hatta LGS'nin adı değişti filan. Daha dün, beşinci senenin sonunda ilk kez görüşebildik. Tesadüfen hem de. Kızılay'da haykıra haykıra gülen gençler için gün güzeldi. Bir şeyler içtik, bir daha araya 5 sene gibi extreme bi süre girmesin diye sözleştik. Saat akşam 9 gibiydi. Ayrıldık, eve gidiş dolmuşu için Güvenpark'ın yolunu tuttum.

Demem o ki kardeşlerim, sizleri çok seviyorum ve yeniden o mutlu ortamı yakaladığım için çoktan öte memnunum. Bu yazıyı eğer dünümü geçirdiğim kardeşlerimin dışında başka biri de okuduysa şu satıra kadar, ona da teşekkür ederim, zira çok sıkılmış olmalı. Neticede kendisini ilgilendirecek pek bir şey yok. Şimdilik gidiyorum, az sonra yeni yazılarla döneceğim. Daçe.

-triple combo gülücük adam-

2 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. kiidra says:

    Bir ayrıntıyı atlamışsınız Bağyım. 5 p.m. sularında çatıdaydınız. Bizim masamıza göre, saat altı yönünde kalıyordunuz?(ve olaylar)

  2. karbon says:

    mükemmel bi gündü sahiden. dünün ve bu kardeşliğin bi parçası olmanın gururunu, sevincini yaşamak tarifsiz ve fazlasıyla güzel bi o kadar da özel. yarınların da en az 'dün' kadar güzel olması dileğiyle...

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)