16 Şubat 2009 Pazartesi

Savaş Anılarım #1

0 tane ömer üründül tadında yorum
Dostlarım sizlere savaş yıllarımdan hiç söz etmiş miydim? Etmedim sanıyorum...

Sene 1940'ların başı gibiydi. Olmaya-da-bilir. O zamanlar Britiş ordusunda görevliyim. Britanya bütün cihana haber saldı, dedi işte Almanya topsun olum, işte yok Hitler it herifin teki filan. Bunu duyan Adolf deliye döndü. Britiş kraliçesine tehdit dolu bir mail forward'ladı. "Eğer sen de bunu 15 devlet büyüğüne göndermezsen 48 saat içinde ülkeni alırım" diye. Nitekim kraliçe bu maili forward'lamak yerine ordulara doğrudan Fransa'ya girme emri verdi. Böylece Fransa'daki savaşa katıldık. Dünya gözüyle iki Paris, bi Bordo gördüm.

Neyse efendim, ben Fransa'dayken dediler ki "hadiiii, çıkartma yapalım", "hadiii çıkartalım" falan. Askerlikte, özellikle savaş gibi uzun süreli durumlarda "çıkartalım" dendi mi biz anlarız ki herkes neyi var neyi yoksa ortaya koyacak filan. Ahlaksız asker eğlenceleri işte. Yine öyle bir şey sandım. Sonra komutan geldi, dedi "yarın Normandiya'ya gidiyoruz toplanın hemen, oraya çıkartacağız". Bunu diyince ben tabi anladım, dedim sçtık yani harbi ciddi savaşa gidiyoruz şaka değil.

Normandiya çıkartması eğlenceliydi aslında. Orası sanırım Le Havre'daydı. Olmaya-da-bilir. Şimdi ilk başta denizden girdik bunlara tamam mı? Karaya çıkıp hemen ordaki dağa tırmanıcaz sözde. Karaya çıkar çıkmaz vuruldum ben. Önce öldüm sandım, herkes yavaşladı, etraf kıpkırmızı oldu. Herkes dediğim, kayıklardan botlardan inen "Allah Allah" nidalarıyla tırmanışa geçiyordu, nitekim dağın zirvesinde de Alman askerleri vardı.

Neyse, dedim, baştan alalım şunu. Gene denizden kayıkla, botla, her ne ise o alet, onla geliyoruz. Karaya çıkınca bizim bölük koşturuyo dağa tırmanmaya. Onlara bişey olmuyo. Ben çıkıyorum, çat! Anında yerdeyim. Off ama olmaz böyle diyip baştan alıyorum, ve sonra tekrar, sonra tekrar...

...Meğersem savaşın senaryosu öyleymiş, ben karaya çıkar çıkmaz vurulcakmışım. Vurulduk yine. Neyse ölmemişim. Ölsem bu hikayeyi kim anlatacağidi zaten? Saçma. İşte, yaralanmışım meğer. Bizim bölükte bi sağlıkçı vardı. Medik Osman derdik. Medik geldi beni kaldırdı, iyileştirdi falan. Sonra ben bi hücum, dağa koşuverdim. Yağmur gibi kurşunlardan sıyrılarak koşuyordum. Kurşundan hızlı koşuyordum belki.

Dağın zirvesinden eteğine kadar gelen ipin ucunu buldum, tırmanmaya başladım. Tırmandım, tırmandım. Sırtımdaki 50 kiloyla pek kolay olmuyordu. Merdiven de yok. Neyse ben iman gücüyle bir tırmandım da, kan beynime çıktı, yüzüm kızardı filan. Of of.. Çok acayipti. Nefes nefese kaldım, ama bir baktım dağın zirvesine ulaşmışım. Tabi 100 metre olunca, zirveye de ulaşmak uzun sürmedi.

Ama tam zirveye çıktığımda bir de ne göreyim?..

Neyse devamını başka zaman anlatırım. Bir de Normandiya'da Alman askerlerinin yaptıkları "bunker"lardan birinin resmini çekmiştim gizlice. Onu koydum. Sonraki hikayede görüşmek üzzre.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)