5 Haziran 2009 Cuma

Sağlık Ocağı

2 tane ömer üründül tadında yorum
Öksürerek uyandım. Boğazım yırtılıyordu öksürürken. Yutkunarak geçirmeye çalıştım, zira uykumu bölmeye pek niyetim yoktu. Birkaç yutkunma denemesi yapsam da başarılı olamadım, yine öksürmeye başladım. Bu kez bu azapla uyuyamayacağımı anlayıp yatakta doğruldum. Kuvvetli son bir öksürükten sonra boğazımı ve tüm iç organlarımı hissetmiyordum. O sırada annem geldi..

Sesime gelmişti. Uykulu gözlerimi zar zor açarak ona baktım, o da kapının eşiğinde bana bakıyordu. Yüzünde acıma ve yoğun merhamet ifadesi vardı. Bunu yazıya dökebileceğimden emin değilim; ama anaç, korumacı ve endişeli bir ifade dersem bilirsiniz.. "Okula gitmiycektin dimi?" dedi. Önceki gece de böyle fena öksürük hâlim olduğundan okula gidecek mecalim olmadığını falan söylediğimi hatırladım. "Yok" dedim, ama sesim pek çıkmıyordu. Ağzımdan zoraki çıkan bir kelimeydi, onun akabinde yine öksürmeye başladım. Ağır öksürüklerin verdiği acıyla yatakta zavallı bir hâlde duruyordum. Acıdım kendime. Yalnızca birkaç gün önce arkadaşıma "bu kış hiç hasta olmadım lan eki eki" diye hava atıyordum..

Hasta olduğum zamanlarda bunu kolay kolay kabul edebilen bi insan değildim. En hasta hâlimde bile eşofman giymeyi redderdi bünyem. Her daim sokağa çıkacakmışçasına giyinmeliydim. Öyle sokağa çok çıkan biri olduğumdan değil, hasta olduğumu kabul etmek istemediğimden..

On dakika kadar sonra yataktan kalkabilecek enerjiyi ancak buldum. Bu fırsatı kaçıramazdım, yoksa gün boyu bu ısınmış yatakta öksürerek yatıcaktım... Lavaboda, klasik el-yüz yıkama merasimi sırasında ara ara aynaya bakıyor, kendi sefil halimi görüp hastalığıma küfrediyordum. Ne diye durduk yere, hemi de yaz günü gelip benim canımı sıkıyordu? Ne menem bir şerefsizdi, ne denli bir puştluktu yaptığı.. Kafada on milyon düşünce esnasında hâlsiz ayaklarım bedenimi zor taşıyordu. Odama döndüm.. Bir an önce üstümdekileri değiştirmeliydim. Çekmecedeki en canlı duran şeyi, turuncu tişörtümü gözüme kestirdim. Uzun zamandır giymiyordum.. Psikolojik olarak hasta olmadığımı, öyleysem bile en kısa zamanda bundan kurtulmam gerektiğini düşünerek çektim turuncuyu. Altımaysa iki haftadır giydiğim yeşil pantolonu giydim ve tüm bu giyinme işlemlerinin ardından yorulduğumu hissettim..

Mutfağa ulaştım. Annem kahvaltı hazırlıklarındaydı. "Günaydın" demeye ağzımı açtım ki, ikinci heceye kalmadan bademciklerimden birini ortaya kustum. Çok fena öksürüyordum. Öyle böyle değildi. Ama bi yandan da okula gitmiyor olmanın getirdiği bir sevinç vardı. Çocukluktan beri, evde öğleye kadar yatıp okula gitmeyecek olmanın yarattığı sevinç..

Ben boğaz yanmaları eşliğinde zoraki kahvaltı yapmaya çalışırken, annem birden, ömrümden rahat bi 3 yıl götürecek olan cümleyi salıverdi.. "Öğle tatili olmadan şu yukardaki sağlık ocağına bi gitsen.."

Çocukluğumdan beri sevmemiştim sağlık ocaklarını.. Soğuk gelirdi hep, pis gelirdi.. Ortalık yere Allah ne verdiyse hapşuran çocukları, ellerinden tutup onları getiren, gelince de orda illa ki bi tanıdığa rastlayıp muhabbetin dibine vuran başörtülü teyzeleri, ya da sırf ilaç yazdırmak için sabahın ilk ışıklarında sıraya giren emekli yaşlı amcaları hiç sevememiştim. "Sağlık Ocağı" denilen yerin senelerdir bünyemde yarattığı derin yaralara rağmen, 19 yaşında bir delüğanlı olarak, elimde sağlık karnemle yine oradaydım.. Bu kez başka bir sağlık ocağıydı, ama sağlık ocağıydı en nihayetinde işte.. Kaçınılmaz sondu..

Muayene sırası bana geldiğinde, öğle tatiline az kalmıştı. Bir odanın önünde durdum, içerideki beyaz önlüklü iki kadına "pardon burdan mı şey oluyoruz acaba?.." diye sordum. Kadınlardan bi tanesi hayatının en meymenetsiz bakışını attı ve hiçbişey söylemeden diğeriyle konuşmaya devam etti. Yok yere heyecan yapmıştım, o sırada odanın kapısındaki "Pansuman Odası" tabelasını fark ettim. "Hayallah.." dedim. Öksürük krizi tuttu yine. Birbirinden kuvvetli öksürüklerden sonra başka bir odadaki beyaz önlüklü "gel canım şöyle alayım" dedi. Geçtim öyle. Bir takım sorulardan sonra, önlüğünün göğüs cebinden çıkardığı tahta çubuğu ağzımın derinliklerine soktu. "Kesin kusucam" diye düşündüm. Kusmadım. Belli ki çocukluktan beri öğürten bu çubuğa karşı sonunda bağışıklık kazanmıştım.. Sonra steteskopla ciğerlerimi dinlemeye başladı. "Ağzından derin nefes al" dedi. İlk nefeste boğulacak kadar öksürdüm. Kendimi toparlayıp nefes alıp vermeye devam ettim. Her seferinde stetestopun o soğuk ucunu sırtımda bi yerlere koyuyordu, ben de olabildiğimce derin nefes almaya çalışıyordum..

Bu durum uzadıkça uzadı. Sıkılmaya başladım.. "Herhalde çok güzel sırtım var" diye düşündüm. Sonra "steteskop ne kadar ilkel ya" diye düşündüm. Sonra bi de sağlık ocağındaki doktorları aslında doktor olarak göremediğime, onların doktorlukla hemşirelik arasında bi yerde olduğuna kanaat getirdim. Sanki TUS'u geçemeyenleri sağlık ocağına atıyolar gibiydi...

Beş dakika sonra elimde o beyaz önlüklü kadının yazdığı reçeteyle eczaneye giderken buldum kendimi. Öğlenin tam ortasında güneş dikizlemesine beynime beynime geliyordu. Eczaneye vardım.. Reçeteyi uzattım, sonra elimdeki sarı sağlık karnesine bakıp, "neden buna yazmadı acep.." diye düşündüm. Sonra sağlık karnemin üzerinde el yazısı tipinde yazılmış "eczacı en yakın sağlık danışmanınızdır." yazısı dikkatimi çekti. Bir de kafayı kaldırıp eczacıya baktım. Eczacıların aslında neden o kadar sene okul okuduklarına, eninde sonunda bir dükkân işletecek olmalarına hayret ettim. Neydi yani yaptığı en fazla şey? Yazılı ilacı raftan bulup, bilgisayara bir takım bilgiler girdikten sonra "üzgünüz şu anda sistem arızalı, oturun biraz bekleyin." demekti..

Eve geldiğimde sıcaktan beynim sulanmıştı. Bir elimde sarı karne, diğerinde küçük ilaç poşetimle, içeri girer girmez doğruca yatağa attım kendimi. "Keşke toplamasaymışım yatağı lan.." dedim, ama açmaya da mecalim yoktu. Gözlerimi kapattım. Turuncu tişörtün işe yaramadığını düşündüm.. Bedenimden birkaç adım uzaklaşıp kendime baktım. Ne kadar gariban bir hâlde olduğumu izlerken, çoktan derin bir uykuya doğru yol almaya başlamıştım... zzZ...

2 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. kiidra says:

    içim parçalandı allaama.
    *sağlık ocağı-tus gerçeği*

  2. z.. says:

    ayyy daçeeee:( daçeeee:( dikkat et kendine..

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)