25 Haziran 2009 Perşembe

İlk Gece Yayını #1

1 tane ömer üründül tadında yorum
Radyodaki ilk anonssuz yayınım ve biraz öncesi...

14 Haziran Pazar: "Gelin canlar bir olalım" diye toplantıya çağıran Muto, herbirimize ayrı ayrı günler için gece yayınları vermiş, "Stajda öğrendiniz nasoosa, dimi gençler? Ehe ehe." diye de gazlamıştır. O gazı alıp, "Tabii ki yaparım ki lan ben bu işi, nolucak." diyen ben, "Çarşamba gecelerini ben alırııaam!" diye haykırı-haykırıverdim.

24 Haziran Çarşamba (dün), akşam saatleri: Akşamki 6Üstü programının telefon shifti için radyodayım. Telefon shifti diye üstüne bastıra basıtra söylüyorum ki, bir havalı olsun yaptığım iş diye. Yoksa telefon filan baktım işte, nedir yani. Ahoha. Eminim "kısa süreli sekreterliğin" adı daha güzel ulvîleştirilemezdi. Tabi lan, telefon shifti. "Gelemem bebeğim, radyoda telefon shiftim var." Halbuki bebeğim bilmiyor ki, bildiğin telefon bakıyorum. Hoha. Neyse işte bir yandan telefon bakarken bir yandan Gökben'i görüyorum kısa süreliğine. Merhabalaşıyoruz falan. Efendim Gökben, şeker insan, habercilerimizden. Diyorum ki hava atarcasına-tutarcasına, "Eheh ben gece bi daha gelicem, ilk kez kalıcam da tek başıma gece yayınına.."

Dün, 23:30 civarı: 12'de yayını başlayacak olan bendeniz Daçe kişisi, heyecanlı adımlarla yurtların o taraftan radyoya doğru yürüyorum. Okul sessiz, sakin. Varıyorum radyoya.

23.41: Daha önce stajlarımdan birinde bi kere gördüğüm Ferigül'ün olucağını sanıyorum yine. Yayını ondan devralacağımı sanıyorum. Ondandır, Elif'e Ferigül muamelesi yapıyorum, Elif olduğunu bile bilmeden. O kadar heyecanlıyım ki, ilk playlisti bir an önce hazırlayıp atmam gerekirken, unutuyorum. Ferigül'ün, yani Elif'in yayınının bitmesini bekliyorum mal gibi. O sıra sevgili Pınar geliyor. Biraz olsun rahatlıyorum.

23:49 filan olsa gerek: Birkaç gün öncesinden, hem yardım etmek, hemi de iki laflamak için geliceğini konuştuğumuz Pınar'la 12 listesini hazırlamak üzre, ben hazırlıyorum gerçi o niye hazırlasın, yazık, hazırlamasın, koridorda kendi halinde duran pc'nin başına oturuyoruz. O sırada Ferigül kafayı uzatıyor stüdyodan, "Berkay'dı, dimi?" diye soruyor. "Hı-hım evet." cevabımın ardından, "Niye sordu acaba?" diye düşünüyorum. O sırada Pınar, onun Ferigül olmadığını, kim olduğunu da bilmediğini söylüyor.

23.55: Oniki listesi bitmeye yakın bir kulağım radyoda. Şarkı bitiyor, Ferigül olmayan Ferigül anonsuna başlıyor. "....Elif'leydiniz...." aa Elif'miş diye birbirimize bakıyoruz Pınar'la. "....Şimdi ben burdan ayrılıyorum, ama üzülmeyiin..." Ahohaha, evet bunu ben ekledim. "...ama üzülmeyiin çünkii az sonra Güneş Gözlüğü'nde Berkay burda olucak...." Hıb? Hıbıb? N-nasıl? Ki-kim bu-burda olucak? Be-beb-Berkay?.. Bir anlık "radoyda adım geçti la ahı ahı" şokunun ardından ağzım kulaklarıma varıyor. Sonuçta çok yakın arkadaşlarımın bloglarında bile adım geçince sevinen bir insanım.. Pınar "Eheh hadi iyisin" bakışı atıyor. Anons biter bitmez koşar adımlarla stüdyoya varıyorum.

23.59 filandır: Zamanında çok canımı yakan "Otomatik" adlı aparatın işlevini tam anlamıyla öğreniyorum yaparken. Elif'in son kez yardımıyla. Bi rahatlıyorum. Elif gidiyor. Kalıyoruz Pınar'la. "Oha resmen benim la sabaha kadar bu yayın" diye heyecanlanıyorum bi daha. Off. Tatlı bi heyecan ama..

00.39: Benim evden getirdiğim keki falan yiyoruz. Ama yok, öyle kayda değer bişey olmuyor şu dakikalarda.. Ha şey, ben iki tane istek geldi diye çok seviniyorum. İkisi de arkadaşlarımdan. Sağolsun canlar, istek yaparak "Kolay gelsin kardiş" mesajı veriyorlar. İlk isteklerimi almış olmanın verdiği mutlulukla bir hoş oluyorum. Anlatamadım şimdi onu.

01.20: Sabah haberciye geçiş yapıcam, nası yapıcam diye heyecan var. Pınar benden bi gıdım daha deneyimli olduğu için ona yalvarıyorum köpekler gibi, "şu haber geçişini göstersene" diye. Yok, köpek gibi de yalvarmıyorum vazgeçtim. Neyse beş-on dakikalık çalışmanın ardından haberciyle dj'in arasındaki o iletişimin mantığını çözüyorum. Rahatlıyorum iyice. Sonra zevzekliğe vuruyoruz Pınar'la biraz. Geyik falan. Sohbetti, kekti, kahveydi, yoğefendime söyleyim, Solea'ydı derken geçiyor zaman. Bayaa da hızlı geçiyor. Bakıyorum saate..

.. 03:34 olmuş: Pınar'ın uykusu gelmiş, istese gidip yurduna yatıcak. Ama bana mı kıyamıyor nedir, duruyor hâlâ sağolsun. Benim de uykum geliyor hafif, ama dayanırım sanrıları içerisindeyim. O sırada Solea dediğimiz, bütün radyonun işletim sistemi arkadaşa baktığımızda, daha koyabileceğimiz birkaç şarkı kadar boşluk olduğunu görüyoruz. O sırada adeta bir mal gibi stüdyodaki pc'den atmaya çalışıyorum bir-iki şarkı, koridordaki pc'den atmam gerektiğini unuttuğumdan. İşte ne oluyorsa o anda oluyor...

Efenim çok uzun olduğundan volümlere bölesim icap etti. Zira ilk gece yayınımı uzun uzadıya paylaşasım var. Şimdilik kaçıyorum. Sonraki volümlerde yeniden görüşeceğiz.

Daçe.

Bir kişi Ömer Üründül olmaya çabaladı

  1. karbon says:

    and daçe makes his debut

    hayırlı uğurlu olsun dostum ;)

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)