8 Haziran 2009 Pazartesi

Dert Etmiycen

3 tane ömer üründül tadında yorum
Okulda yapacak işim kalmadığını anlayınca duraklara yürümeye başladım. Ama bir anda bulunduğum noktayla gideceğim durağın arasındaki mesafe epeyce uzun geldiğinden, ve ballı bir insan olduğum için ayağımın dibine kadar ring yanaştığından, ringe binme kararı aldım...

Bu, oldukça eski ringlerdendi. Koltukların kaplamasıyla, perdelerin yavanlığıyla ve şimdi aklıma gelmeyen pek çok nedenden dolayı en eskilerden olduğunu kolayca fark ettiriyordu.. Yarım saat kadar önce havanın sıcaklığından yakınıyordum, oysa ringin içi alev almış yanıyordu. "Dert etmiycen hiçbişeyi" diye ukala bi yaşlı sözüyle telkin ettim kendimi. O an, ordaki "etmiycen" o kadar sinirbozucu geldi ki, birkaç saniyeliğine kendimden nefret ettim. Geçti sonra.

Az önce Anıl'ın vermiş olduğu kağıtlara şöyle bir göz atıyordum ki, kulağında kulaklıkla Anıl çıkageldi. Boş bi insan olduğumdan, "ehe tesadüfe bak lan" dedim içimden. Daha boş olsam, belki bunun ne denli "accayyip!" bir tesadüf olduğu üzerine düşünüp durabilirdim.. "Çalışmaya devam edelim.." dedi, gülümsedi. Önüme oturdu. O lafın ne kadar gelişine olduğunun farkındaydım, üstelemedim.. Biraz sonra, 10 dakikayı kendine kâr sayan ring şöförü sigarasını söndürüp koltuğuna oturdu ve bu eski "canavarı" olanca gücüyle harekete koydu..

Adeta bir tembel gibi, Anıl'a tekrar selam verip, yalnızca birkaç durak sonra indim.. Ringin gidebileceği en son noktaya gitmek için orda yerini almış, ve birkaç durak için ringi kullanan öğrencileri eleştiren insanlar, eminim o sırada arkamdan saydırdı. Halbuse orada otobüsün saniyeler içinde kapısını kapatacağı ve uzaklaşacağına güvenerek, indikten sonra, dönüp "sanane bilader, istediğim yerde inerim, aynı harcı vermiyom mu!" diye cıngar çıkartıp kaçmasını da bilirdim. Ama üşendim işte. İçimdeki yaşlı çıktı yine sahneye. "Dert etmiycen, dert." diyip oturdu yerine. O an ağzını burnunu kıracağıdım..

Her gün iki dolmuşla eve dönüyor olmak elbette ki yorucu ve masraflı oluyordu, ama bir yandan da elim mahkûm olduğu için artık iyi taraflarını görmek istiyordum. Nicedir bu yüzden götümden "dolmuş şöyle iyi, böyle güzel" bahaneleri uydurup duruyor, laf açıldığında "abi dolmuş zor tabi ama, mutluyum yaa" temalarını veren nutuklar atıyordum..

Her zamanki gibi en arkaya oturmak yerine, pencerenin yanına oturdum. Camın demiyorum bak. Oraya oturmamın tek amacı, pencere yanına oturan sorunlu insanların yaz günü o pencereyi dibine kadar kapatmasına mani olabilmek, en azından o sefer için pencerenin kontrolünü tamamen ele geçirmiş olmaktı. Başardım da.. Lâkin başta hemen arkama oturan çocuklu kadının, er ya da geç "yavrım çocuğa geliyü" diyceğini biliyordum. Cümle, on dakika kadar sonra aynen bu şekilde tırmaladı kulağımı. "Çocuğunu da seni de yaşatmam lan!" dedim. Pencereyi hafifçe kapatırken ve içimden. Pencerenin bir takım sorunlu yolcular tarafından yine biraz da olsa kapandığını, kontrolü o şıfrıntı karı yüzünden elime alamamış olduğumu gördükçe içim ağladı. O da tesadüf arkadaymış, gelip yanıma oturdu. Ukala ihtiyar tavırlarıyla "Dert etmiycen bak." dedi. Yerine döndü.. İnmeye yakın, İbo şarkılarından kafası iki milyon olmuş şöföre "Yolaazı." dedim, sesim yenilginin yasını tutarken, sessizce. Yürüdüm. Eve yürüdüm..

..Maillere gitti elim ilk önce her zamanki gibi. Mail trafiği o ara pek durgundu, ama yine de kontrol etmek alışkanlık olmuştu.. Inbox'a ulaştım.. Lisenin belli bir döneminde çat pat samimi olduğum, sonrasında hiç görüşmediğim bi arkadaşım mail forwardlamıştı. Bunu, beni düşündüğü için, o an beni hatırladığı için yaptığını sanmıyordum; zira maili bildiği bütün adreslere atmıştı ve onun için ordaki diğer adreslerden bi farkım yoktu.. Oldum olası forward mailleri sevmediğimden, hatta onları forwardlayanlara karşı ayrı bir sinirim olduğundan, kafadan silerdim inboxtan "FW:" gördüğüm yerde.. Her zamanki gibi kendisini hiç açmadan yanındaki kutucuğu tikledim ve "sil" butonuna bastım. Hatta "niye daha möhim mailler gelmiyor lan?" diye sinirlendim, butona birkaç kez daha bastım.. İnternetim nedense pek yavaşlamıştı son günlerde, mailin de silinmesi biraz uzun sürdü. "Siliniyor..." ibaresini gördüm, beklemeye başladım. Gözüm mailin başlığına takıldı.. Tam olarak şunu yazmıştı döngüyü başlatan: "FW: Bu maili okumadan silerseniz geçmişinizi de silersiniz!!".. Cümledeki ikinci ünlemi de okudum ki, o anda mail traşk diye siliniverdi ve tarihin tozlu sayfalarında yerini aldı. Okumadan silmiştim.. Ama görünüşe bakılırsa asıl sildiğim şey basit bir mail değil, bütün geçmişimdi..

Sınav mahmurluğuyla, geçmişimin hakikaten silinip silinmediğini birkaç milisaniye kadar düşünsem de, sonra bunun saçma olduğunu fark ettim. "Sktir lan" dedim. "He, yani silindi benim geçmişim he mi? Keh kehh.." diye kabalığımı sürdürdüm. "Ne boş işlerle uğraşıyo insanlar ya!" dedim. Kendi kendime sinirlendim. Yine o çıktı, karşıma geçti. Derin nefes aldı. Bir anda hakikaten farklı bişey söyliycek sandım.. Dudaklarını araladı ve söylediği yine aynıydı.. "Dert etmiycen.."

Ağzını burnunu dağıttım bu kez, oluk oluk kan aktı. Ama dediği gibi... Dert etmedim...

3 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. karbon says:

    lise 1 ve 2. sınıflar benim için buhranlı dönemlerdi. o ara içimdeki sesin ağzından çıkan yegane kelime hayırlısıydı. bi ara canıma tak etti. aklıma ilk gelen şey olan levyeyle bilinçaltıma kafa göz girdim, oluk oluk bilinç aktı. 2 dakika düşündüm artık bilinçsiz biri miyim? acaba doğru olan bu mu? diye. sonunda işbu kanıya vardım; hayırlısı buydu. duraksadım 2 dakika... 1 dakika, kanıya falan varmamıştım; o yaşıyodu. toplamda 5 dakika içinde ölümsüz olduğuna karar getirdim ibnenin. oluk oluk akansa bilinç değil bildiğin zamandı. dert etmiycen dedi göt bana, siktir et düşünme dedi. demek ki hepsi aynı bunların...

    saygılar dostum =)

  2. karbon says:

    karar getirmek: kanaat getirmek ya da karar vermek anlamında kullanılan bi çeşit melez kelime grubu

  3. Dolmustaki teyzelerden korunmanin yolu bknz genc dolmuscularin surdugu dolmuslara binmek:)Kapiyi guvenparktan cikar cikmaz kumrularda acarlar aynadan da hicbir-kapiyi kapativeringsene evluadum-diecek teyzecikin yuzune bakmaz kendi cami da dibine kadar aciktir.O aradaki cereyyan bolgesinin koridor tarafina bacaklar yayilarak oturulduktan sonra kufur kufur esen bir yolculuk yapilir:)Bu yolculukta 2 sakinca cikar karsimiza.
    1)Cereyyan bolgesi diye niteledigim yer ayni zamanda muavinlik bolgesidir.O koltuktaki sagdan 2 kisi ve arkasindaki 1 kisi muavindir.Arac kalkarken sofor kardesimiz aracimiz 4 murettebatla kalkiyor dese yeridir.
    2)Kapi acik seyreden sofor demek,sana yolagzinda dediin noktada yavasladik ya atlasana Gardas bakislari firlatacak sofor demektir.Arac 5 kilometre hiza dustugunde aracin ibresi 0km gosterir asagi baktiginda asfalt geriye gidiyor olsa da inmek istedigin nokta hedef alinarak asfalta dogru bir adim atilabilir.

    Eline saglik Dace'cim,uzuncanak bi aradan sonra bi yorumla senleyim.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)