27 Haziran 2009 Cumartesi

İlk Gece Yayını #3

0 tane ömer üründül tadında yorum
06.53: ...Kalan yedi dakika hızla akıp gidiyorken, ben dört gözle Gökben'i bekliyorum. Dakikalar olanca hızıyla geçiyor, gözlerim endişeyle Gökben'i arıyor, Gökben gelmiyor...

06.55: Allahım, çıldıracağım. İlk yayının sabahında haberciye ilk bağlanış falan. Benim aklımda hiç böyle değildi lan, diye düşünüyorum bir yandan hâlâ umutla dışarıya bakarken. Haberci gelmezse nolucak? Aceba her sabah okunan 7 haberlerini bu sabahlığına atlıycaz ve şarkıya devam mı edicez? Aceba 7'de değil mi haber? Ama Solea'ya göre 7'de haber giricek baya bildiğin. Bir stüdyoya koşuyorum Solea'yı takip etmek için, bir Gökben'e bakmak için kapıya. Hayır, 2-3 şarkı falan kaldı. Allahım, heyecan..

06.58: Benim öyle bi bekleyişim var ki kapıda Gökben'i, sanırsın Sinan Çetin'le Film Gibi'de yıllar önce kaybolan ablam gelicek. Öyle bekliyorum.. Derrken o sırada Gökben geliveriyor, yüzünde her zamanki şeker gülümsemesiyle. Hiç birşey yokmuş gibi, "Ya servisçi gecikti bugün biraz" diyor, hızlı adımlarla içeri geçiyor. *** "Bir şarkı falan kaldı haa!" diye uyarıyorum Gökben'i, sanki yılların Gökben'i, yılların derken yaşlı manasında değil, bilmiycekmiş gibi. Olsun, heyecanlıyım ben, ters gitmesin bişey, uyarayım.

07.00.42: Bakın canlar bu kez saniyesiyle falan yazıyorum. O denli bir yarış var zamanla. 01 geçe haber giricek çünki. Neyse, saniyeler kala Gökben'le karşılıklı stüdyolarda oturuyoruz. Gece Pınar'ın tekrar gösterdiklerini hatırlıyorum. Zor değil. Ama ilk kez yapıcam. Du bakalım diyip, gayet kuul, evet kuul bi sesle "Bi sesini deniyelim" diyorum. Sanki beğenmeyince "Üzgünüz Gökben, olmadı.. SIRADAKİİEEE!" falan diyesim gelir. Güzel bir ses testinden sonra o sırada yayına haber fonu giriyor, "Haydi bismillah.." diyerek bağlanıyorum habercimiz sevgili Gökben'e.

07:05, bilemedin 07.06: Evet dostlarım, Gökben haberleri okuyup bitiriyor ve ben de bu ilk gece yayınımın sabahında ilk kez haberciye bağlanmak mission'ından alnımın akıyla çıkıyorum. Kulaklığı çıkartıp koyuyorum kenara, Gökben "Geçmiş olsun" diyip gülümsüyor. Rahatlıyorum. Adeta dünyalar benim oluyor.. Hayır, bi de nası zevkli bişey o haberciye bağlanma olayı. Utanmasam on dakka sonra Gökben'i tekrar çağırıp, "Ya bi daha oğusana haberleri" diycem. O derece. O sıra duyuyorum, Modern Sabahlar'ın intro'su giriyor, program başlıyor falan. ***

07:25 olayazarken: Gökben'le kakara kikiri şeklinde sohbetlere girişiyoruz, o sırada aynı liseden mezun olduğumuzu, aynı kişilere küfrettiğimizi falan, böyle "dünya küçük yer hacı" diyeceğin muhabbetler ediyoruz. "Uyanamıyorum yahu sabahları" diyor, "Ben de kahvaltı yapamıyorum" diyorum, böyle alakasız diyaloglar da olmuyor değil. Zaman geçiyor, 7'nin şarkıları çaladururken "Nolur nolmaz kardişim" diye 8'i de atıyorum Solea'ya. Utanmasam 9'u da atıcam. *** 5 dakka sonra haber özetleri için bi daha bağlanıyorum Gökben'e, dünyalar bir kez daha benim oluyor..

07.56: Şimdi nedense tam hatırlayamadım 8'de bağlanıyor muyduk haberciye diye.. -pödöf efektiyle camdan deniz can girer odama: "var var, 8de de habere bağlanıyoruz". camdan çıkar gider yine- *** Solea'ya bakıyorum, yine haber girmemiz gerekiyor. *** Böylece 1 saat içinde 3 defa habere geçiş yapmaktan artık mutluluğun dibine dibine vuruyorum, adeta "artist in orgasm" oluyorum. (AIO bir fotoğraf stüdyosudur, yahut öyle bişeydir. "aa orgahazım diyor" diyerek recm etmeyiniz. marianno'ya selam.)

08.13: ***

08.25: *** "Ha Ege abi" diye çekiyorum kenara. "Telefon shifti de benim." diyorum, bu kez şu yazıdaki fobinin üstesinden gelmiş olduğumu fark ediyorum. "Tamam ya sen yoruldun, yat şuraya dinlen azcık. Zaten Fahir gelince gürültüsüne uyanırsın." falan diyor. İlk yayını resmen bitirmiş olmanın verdiği haklı gururla, oo gurur falan, tamam lan sevinçle, kıvrılıveriyorum "şura" dediği yere. Programı dinlerken bir yandan gülerek, bir yandan sızıyorum.

10 dakka sonra kalktığımda telefon shiftime gerek kalmadığını görüyorum, Kadriye abla gelmiş zira. Gökben yine gülümseyerek "Hadi git sen eve, yat uyu." diyor.. Herkese selam ettikten sonra evin yolunu tutuyorum. Son bir kez daha dönüp bakıyorum, bütün mission'ları çek ediyorum. Kafam rahatlıyor.. Arka köşeye kıvrılıyorum gelen ilk dolmuşun, eve gitmek üzere gözlerimi kapatıyorum... *perde!*

İşte bu da böyle bir ilk yayın hikâyesiydi dostlarım. Çok fazla uzatmadan giderim, hepinize selam ederim. Bu üç volümde adı geçen tüm kişilere de special selam ederim. Radyo Odtü, 103.1, Hayatın Sesini Aç...

***: yanlış numara.

Daçe.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)