20 Nisan 2009 Pazartesi

Ön Koltuk Tarikatı

3 tane ömer üründül tadında yorum
Hani önceki yazıda bi tarikattan bahsetmiştim ya. İşte onlar, insanlığın sonunu hazırlayan tek tarikat değilmiş. Bugün bir ikincisinin daha varlığını doğruladım. Ama iki taneyle kalmaz tabi, adeta Kurtuluş Savaşı sırasında bulunan "Zararlı Cemiyetler" gibiler..

Efendim, ben çok sık sinemaya giden bi insan değilim. Üç ay sinemaya gitmediğim olmuştur. O yüzden ne zaman sinemaya gidecek olsam, filmi iyi seçmeye gayret gösteririm - öyle anlık alınan film kararını sevmem, hangi sinemada izliceğimi iyice ayarlarım, ters bi durum olmasın herşey mükemmel olsun diye cüzdanı parayla doldururum falan.. Yani sinemada film izleme işi öylesine değerlidir ki, çok değerlidir yani, öylesine değerlidir. (ben niye betimleyemiyorum lan)

Gel gör ki azizim, ne kadar "her şey mükemmel olcak!" havasıyla gittiğim film varsa hepsinde bir sorun çıkıyor. Ve bu sorun, hepsinde aynı: Ön koltukta oturan, uzun boylu, kalın boyunlu, koca kafalı öküz. Evet, ne zaman sinemaya gitsem, özellikle altyazılı bi filmse, önümde mutlaka böyle bir öküz konuşlanmış oluyor. Allah'ım, çıldırıyorum ya. Ressmen, bi pompalıyla kafasına üç el ateş edip indirmek istiyorum. Hani bi de özellikle yapıyor gibi, benim baktığım yerle aynı doğrultuda oluyor kafası. Sola eğiliyorsam sola geçiyor, sağa eğiliyorsam sağa geçiyor eşşoğlueşşek. Gel de öldürme lan.

Mesela bugün söyleşide (emre kınay) önümde vardı bu tanıma uyan bi "arkadaş".. Ulan adam orada bişey anlatıyo, belli ki gözümle takip edeceğim, onun için geldim söyleşiye dimi? Ama yook. Ben "panelist"i göremeyim diye her bi şeyi yaptı sağolsun. Sağa yanaştım, sağa yanaştı. Sola gittim, sola gitti. Asla izin vermedi görmeye. Sonra "Ulan" dedim, "Acaba hakikaten bilerek mi yapıyor?" Hiçbi şey yapmadan durup öylece bekledim. Bi baktım bi süre sonra, bu öndeki kendi kendine bir sağ yapıyor, bir sol yapıyor. İşte o zaman anladım ki, "ön koltukta oturup, sana hiçbişey izletmeyenler" tarikatı var ve onların da gün içindeki tek misyonları bu. Mesela eminim ki o arkadaş şimdi gidip bir sinemada, birinin filminin içine sçıyordur. Eminim yani.
(ayın koral lafım sana, lütfen arkadaşını o tarikattan saptır -o arkadaş şükrü mü bilmiyorum, zira şükrüyü tanımıyorum. ama her ne olursa olsun saptır işte:D.. bu arada, selamlar sana da..)

Şimdi bambaşka bir konuya o kadar sert bi geçiş yapıcam ki, ben bile şaşırcam. O derece. Evet, geliyor..

Ulan varr ya, insanın oy verdiği muhtar adayının seçimi kazanması kadar tatmin eden bişey yok ya. Evet, seçimlerin üzerinden koca bir asır geçti gibi gelse de, bizim yeni muhtar "Destekleyen Herkese Teşekkürler" afişini ancak bir iki gün önce astı ve dolayısıyla benim de ancak aklıma geldi. O afişi görür görmez acayip duygulandım, öyle ki, gözümden yaş geleceğidi. Ulan adam afişi ressmen benim için yazmıştı ya. Ressmen bana hitap ediyordu yani. "Sağol" diyordu. "Ellerin dert görmesin" diyordu.. Ama sonra bu duygusallık yerini şımarıklığa bıraktı. "Heheh" dedim, "Ben seçtim lan seni. Tabi ki kazanıcaksın. BEN seçtim yani. BEN." 
(ama tabi bu her zaman böyle olmuyor. bkz: gökçek büyükşehir belediyesi)

O değil de, iki üç paragraf önce lafını etmişken Emre Kınay'a da değinmemek olmaz şimdi. Okur, gücenir falan. Aa, tabi.. Efem şimdi benim gözler yarı kör olduğundan -mayopum ben- uzağı seçemiyordum. Ama bugün anladım ki, o "uzak" kavramı giderek yakınlaşmış. Bildiğin kör gibi geziyorum. Neyse. Bugün de gittim işte söyleşiye, salona bi girdim, platformda tişörtlü mişörtlü biri var. Dedim, heralde öğrenci, ya da Emre Kınay'ın bi elemanı onu taktim edicek. Hani olur ya öyle elemanlar, "Sanat direktörü", "Kostüm direktörü", "Tarak kürek direktörü" falan bişeyler. Bir anda çok savsak ve laçka geldi gözüme. Utanmasam yakındaki birine "Bu kim ya?" diye soracağıdım.. Ulan sonra arkalara geçip gözlüğü bi taktım ki, meğer o laçka herif Emre Kınay'mış. O sırada onu tanımadığımı kimse anlamamıştı gerçi ama, kötü bi durum yahu.. Neyse efenim, 2'şer miyop olmak da böyle bir şey işte..

Ulan ben bi kere annemi tanımamıştım, sen ne diyorsun. Neyse, bu göz muhabbetini başka zaman tekrar açarım, uzun uzun konuşuruz. Herkesi öpüyorum.
Daçe.

3 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. Adsız says:

    uf sorma dace zor valla mayop olmak:D ben izleyemedim emre kınayı tüh gelip kapıdan bakıp geri gittim:D

  2. Adsız says:

    diyorum da kızıyorsun işte gözlüksüz gezmemen gerek :D Bu arada emre kınaya ayıp olmasın diye açtığın konuda emre kınaya değil de miyopluğa değindiğin de gözden kaçmıyor -ama tabi senin gözünden kaçıyor pardon :D Şaka şaka hepimizin gözü biraz miyoptur -not:hasta etme lan adamı bu sefer sonunu da okudum

    not: "..film izleme işi öylesine değerlidir ki, çok değerlidir yani, öylesine değerlidir. (ben niye betimleyemiyorum lan" baya güldüm dostum :D çok değerlidir öylesine değerlidir böylesine değerlidir

  3. Burcu Bozkurt says:

    ayın koral'dan kastının Gizem olduğunu düşünyor, kendime de bi atıf bekliyorum :P

    O değil de... Söyleşide senin önünde oturan, Gizem'in arkadaşı kim ola ki?

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)