13 Nisan 2009 Pazartesi

Bal

2 tane ömer üründül tadında yorum
Merhabalar, selamlar, saygılar.. -alkış-
Haftasonu yazamadım, evet. Hatta öyle ki, "Olum her gün de yazılmaz lan, bi dur, bi soluklan hacı!" dedim kendime. Bu gazla, sadece derbi ve blog ödülleri hakkında yazdım gördüğünüz gibi. Pazartesinin gelişiyle mukteşem(!) yazı hayatıma devam ediyorum..

Bugün "Okuyucu" adlı hafif tarih filmine (ağırdı lan, ne hafifi) gittik okuldakilerle. Çıktım, saat 6 buçuk falan. Elimde, az önce Cepa - Carrefour'dan (ç)aldığım tenis topuyla oynayarak yürüyoruz. Eve gidek dedim kendi kendime. 
Normalde bizim yurtkur personeli okula dönüyordu, ben de bi arkadaşla Kızılay tarafına gideceğidim. Dolmuşa binmek üzere ayrıldık. Sonra dedik ki o arkadaşla, biz niye okulun ordan binmiyoruz. Döndük okulun oraya doğru, yürüyoruz. Ne olduysa, tam burada oldu zaten. Toplum içinde "kader", "kısmet", "bal" diye nitelediğimiz durumlardan biri..

Eskişehir yolunun kenarından okula doğru yürüyoruz, o sırada bi araba geldi hemen yanımıza. Camları açarak yavaşladı. İçerden bize doğru eğilen adamın yol falan soracağı apaçıktı. "Gençler.." dedi. "Ben kayboldum yeaa ehihe.." Orta yaşa merdiven dayamış abi, güneş gözlüklerini kafaya takmış, meraklı ve endişeli gözlerle bize bakıyo. "Ya bu Dikmen'e nerden gidicem ben, biliyo musunuz?" diye sordu. Bana sordu.. Bana.. Aylardır Dikmen-Odtü arasını tepmekten, asfalt ayrıntılarını bile ezberlediğim yolu bana sordu. Anlattım biraz, adam anlamış gibi gözükmüyordu. "Ya ben de aslında şimdi Dikmen'e gidicem, isterseniz yardımcı oluöeaa..." dememe kalmadan, "Yauu söylessenee bilaaader!" diye haykırdı, gözleri parladı. Adeta çölde bir vaha bulmuştu. Bir hışımla kapıyı içerden açıp (tam bir moron hareketi, dimi), oturmamı istedi.

Onun için ben çok büyük bir şanstım da, o benim için değil miydi? Hem 3 buçuk milyon verip, hem de 1 saatlik "Dolmuş: Kafa sikici yeni motor" reklamı izlemeyecektim. Açılan kapıyı fırsat bilip, arkadaşı da satarak (öyle de bi insanım) arabaya atladım, elimde hâlâ tenis topuyla oynuyorum bir yandan. Sola sinyal verip, yola çıktık..

O "gökten gelen kısmet"in amansız sevinciyle salak salak etrafa bakıyor, bir yandan da "Dikmen'e gidiş biraz uzun tabii, hehe" diye bilinçdışı nidalarda bulunuyordum. O sahnede tenis topunun da saçmalığını, adamın "Tenis oynuyo musun?" sorusuyla fark ettim. Hakkaten, ne alakasızdı elimde top. Hani dizilerde, filmlerde falan olur ya; en olmadık sahnede en olmadık saçma objeler falan. Aynı o iş. "Ha, yok oynamıyorum" dedim, "Öyle elimde gezdiriyorum ehe."

Arabaya bindiğimde fark etmediğim, sonradan "noluyo lan" dediğim bi tek yanlışlık, top değildi. Biraz zaman geçti.. biraz daha.. Derkken, aboov! Araba leş gibi kokuyordu. Herif terlemiş baya, ben yeni anladım. Bir çevik hareketle camı açtım biraz. Yetmedi, sonuna kadar kökledim. "Ne pis herif la bu" dedim. Meğer o da tenisçiymiş. "Siz hangi işle uğraşıyorum demiştiniz?" sorusundan anladım, Bodrum'da tenis hocası olduğunu. Zaten elimdeki tenis topuyla, bu adamın tenisçi olması tesadüf olamazdı. Ama şans da olamazdı lan, şimdi düşündüm de. O da senaristin yaratıcı olamadığı için öylece aynı kalan bir başka detay olarak kaldı öyle.

"Şurdan sağa" dedim adamın lafını keserek. Çünkü kesmesem, herif konuşa konuşa gidiyo, yine kaybolucak salak. Sürekli dediği şeyse, Dikmen'i bulana kadar bütün Ankara'yı dolaşıp 80 km yol yaptığıydı. "Salağım ben", "Aptal kafam" diyip dururken illa ki "bi sus" anlamında bişeyler demem gerekiyordu. O da yine sonra, "Işıklardan da sola dönüyoruz." oldu. Dilim varmıyor ama, adam bildiğin gevezeydi. Geveze erkek olur mu lan. Çok garip bence.

Kırmızıda durduğumuzda o sağa sola bakarken, ben de bi yandan arabanın içini inceledim tabi. Önde saçma sapan bir takım ekranlar (sanırsın herif pilot), arkada da bir adet diploma. Diplomaya dikkat verdim. "Marmara Üniverzisdpoıoı.." Ne diploması olduğunu öğrenemeden yeşil yandı, bakamadım. Dandik bişeydir Allah bilir.

İneceğim yere yaklaşıyorduk. Adama, beni 3 buçuk lira ve 45 dakika farkla eve getirdiği için nasıl teşekkür etsem az diye düşündüm. Sonuçta hep hayal ettiğim şey, okuldan eve götürecek bir özel şofördü. Sonra dedim ki, ulan evin önüne kadar götürteyim de orda ineyim, iyice sömüreyim adamı. Acıdım ama sonra. 80-90 km yol, az benzin etmezdi.
...

Ne otostop yaptım, ne dua ettim, ne tanıdık arabasına rastladım. O pis kokulu herif, belli ki bugün benim kısmetimdi. Şanstı. Havadan gelmişti. Candı. Canandı.
Belli ki iyi bir şeyler yapmıştım da ödüllendirilmiştim. Çünkü tesadüflere inanmayan, karmaya inanan biriyim. Ve böyle olmaya devam ettikçe, eve gidişte 3.5 milyon daha çok cebimde kalacak gibi.

Daçe.

2 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. z.. says:

    evet dace bence de kalır cebinde merak etme:) çünkü sen iyi birisin aynı benim gibi:D (pek bi müvevazym:)hemen de kendime pay çıkardım:D

  2. AySeNuR_ says:

    :D
    nihahaha tenis topu çok ılgınç olmus :D
    aslında bızım bu dıkmenden odtü cok karısık bı yol dııl ama yazık olmuş benzıne :D

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)