6 Nisan 2009 Pazartesi

Başlık Buldum Benimdir

1 tane ömer üründül tadında yorum
İyi akşamlaar efendim (ne kelimeymiş arkadaş, blogun başından beri efendim, efendim), güneşli başlayıp yağmurlu kapanan bir Ankara gününe daha tanık oluyoruz ve ben de buradan sizlere bir şekilde seslenmeye çalışacağım.. Şimdi kendinize bir iyilik yapın ve bir bardak kola alıp öyle gelin okuyun. Ben şahsen yapacağım bunu, yazmaya başlamadan önce.. (çok deli intro yazarım)
****
Kolamı aldım, yanında pasta. Ekipman tamam.
****

Ben şimdi absürd bir bölümde olduğum için öyle kolay kolay rastlamıyorum meslektaşıma. Doğal olarak yolda belde bir petrol mühendisi öğrencisi ya da mezunu görünce, yurtdışında Türk görmüş gibi seviniyorum (almanya yurtdışı değil dersek. hatta almanlar türkmüş. hatta almanyada kızlar teklif ediyomuş). Benim halimden bir benim bölümdekiler, bir de mekatronik mühendisleri anlar sanırım. Öyle bir haldeyim. Neyse işte, geçen de Adana'da gördüm bir meslektaş mezun. Bir sevindim, bir sevindim. Hemen çektim kenara, aldım röportaja; işte mesleğin avantajları neler, şunlar nasıl, bunu neyle yapıcaz, mezun olunca onu nasıl şaapçaz falan. Sağolsun erinmeden anlattı bir sürü. Baya heveslendirdi emmoğlusu. (yoksa o da mı angolalıydı lan!?)

Bir de petrol mühendisliği için "kesin Ortadoğu'ya gitçen hacı" diye döndürülen geyiklerden öyle anlaşılıyor ki bana Arapça da lazım. Ama onu da geçen gün kaptım biraz Adana'da. Kaptım dediğim, en azından aksanı kaptım. Hemi de İrlanda aksanı. Çok feci, çok.

Petrol metrol bir yana, değinmek istediğim bir başka konu blogun ismiyle ilgili. "Daçe Der Ki" ismini neredeyse spontane koydum diyebilirim (haftalarca düşünmedim, evet). Sanki başka yerde olmayacakmış gibi, bana özel olacakmış gibi sanıyordum. Lâkin futbol blogları arasında gezinirken birden gözüme çarpan "devrim-der-ki" adresli blog canımı sıktı, içimi hüzünlendirdi. Sonra geçti ama. Takmıyorum çok. Sadece benden başka "diyenlerin" de olduğunu paylaşayım dedim sizle. Bilin bunları dedim.. (devrimderki.blogspot.com adresinden erişilebilir.)

Blog mlog değil de beni yaralayan asıl başka bir durum var. Winrar'daki lisanslama pop-up'ı. Bu öyle bir pop-up ki, bir hevesle indirdiğim rar dosyasını açtığımda dosyayla arama girmeden geçemiyorum. Winrarı açtığım her vakit, hareket çeker gibi önüme çıkıyor, ömrümden ömür yiyor. Hatta hesapladım, her gördüğümde hayatımdan 15 dakika azalıyor. İstatistikî bir bilgi bu. Sizde de bu pop-up'ın yarattığı sancı oluyor mu, yoksa bir ben mi psikolojik rahatsızlık içindeyim, bunu merak ettim.

Bir de şu: Bugün Kızılay'a gidiyorum, bu kez dolmuş yerine belediyebüsle (dolmuş-otobüs kırması, belediyenin beyaz arabası). Yağmur da yağdı dedim ya en başta. Ama baya yağmış.. Bahçeli'yi geçince trafik sıkıştı, yavaş yavaş ilerliyoruz. O sırada camdan dışarı baktım. Asfalttan, yani trafiğin aktığı anayoldan kenardaki kaldırıma sular taşmış. Göl değil, resmen küçük Venedik olmuş orda. Kaldırımla yol aynı hizada suya gelmiş. Adım atsam, dizboyunun yarısı kadar var yani. Sonra düşündüm, bu Ankara halkı neden hala ısrarla aynı belediyecilik anlayışına oy veriyor, diye. Cevabını bulmak zor olmadı.. Belli ki, yollarda bir altyapının olmaması ve akabinde yağan yağmurun derin bir nehir oluşturması Ankara halkının iyiliği içindi. Yıllardır su sıkıntısı çeken Ankara halkının faydalanması gereken yağmur suyunun kanalizasyonlara inmemesi bundandı. Çamurlu da olsa içiniz sevgili Ankaralılar. O da mı yok? Aa, ama siz de çok oluyorsunuz. Yok çamurlu, yok arsenikli. Çok ayıp. O arsenikli çamurlu suyu bulamayanlar var. Eveeet. (ironikim ehe ehe)

Of bre, yazdım ha. Ne demiş ünlü Hint düşünürü Hayko; "Yolum uzuuun, ben gideeyiim.." Ben de az sonra belki bir adet fotoyla dönebilirim. Herkese şimdiden mutlu bir hafta ve eğlenceli, keyifli bir pazartesi akşamı diliyorum. Öpüyorum. (başlık bulmak zor oluyor bazen, o yüzden bu tür laubali başlıklar için özür dilerim)

Daçe.

Bir kişi Ömer Üründül olmaya çabaladı

  1. karbon says:

    (bir haftada indirilen ortalama rar uzantılı dosya sayısı) X (winrar'ın yüklendiği günden itibaren geçen gün sayısı - 30) X (şahsın bir haftada, bilgisayar başında geçirdiği vakit + hemcinsleriyle geçirdiği vakit - karşı cinsle geçirdiği vakit) X (şahsın yaşı) / (şahsın işlemin yapıldığı güne kadar çıktığı dişi sayısı) / (şahsın tanıdığı dişi sayısı) / (şahsın akıl yaşı) = A.P.* (gigawatt)

    *abazanlık potansiyeli

    dostum inan ben de deli oluyorum bu denklemi kurmama yol açan o pop-upa

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)