27 Nisan 2009 Pazartesi

Geldim

2 tane ömer üründül tadında yorum
Ama nasıl geldim.. Gidişte sorun yoktu. Dönerken ufak bi sorun vardı. Resimdeki gibi, ufak bi sorun.. Yazıyorum. Nerden başlasam bilmiyorum...

İstanbul, Pazar, saat 16:00 suları. Kadıköy'den bileti alıp, aynı akşam 5-6 gibi servise binip otogara gidecek, orada otobüse bineceğim. Tahminen 11-12 gibi Aşti'ye varacağım. Planlar yapıldı, her şey kağıt üzerinde tamam..

Kadıköy'deyim. Sahil yoluna birbiri ardına dizilmiş turizm firmalarından birine girilecek, bilet alınacak.. Her zamanki gibi, önce Nilüfer'in yazıhanesine (yazağne de ne pis kelime) gittim. "Ankara yok bugün" cevabını aldım. Karamsarlığa düşmeden bütün diğer firmalara sırayla sordum, işte Kamil Koç'uydu, Pamukkale'siydi falan. Hiçbirinde aynı akşam Ankara'ya bilet bulamadım. "Sen Harem'e git" dediler. "Harem nere la?" demeye kalmadan kendimi Harem otogarında buldum. Burası epey ilkel kalmış, ufak bi otogardı. Hani, eski Türk filmlerinde gördüğümüz türden. Yani, o zamandan beri öyle kalmış. 70'lerin otogarı.

Neyse, orda da bilet aradım, taradım. Son bi umutla tanıdık, bildik firmalara sordum. Yok, nafile. Önümde "Angara, Angara, Angara!.." diye bağıran, küçük firmanın küçük adamıyla gözgöze geldim bir ara. O an, "Hassktr" dedim, "Bundan başka çare yok." Kaçta dedim, direk 5'te dedi. Sanki sırf ben bineyim diye. Şurda kalmış 1 saat.. Naçar bi şekilde "Eray Turizm" menşeili şebek firmadan bilet aldım. Ön tarafta "Angara, Angara!" diye bağıran adamla ayaküstü bir güvenme-güvenmeme diyalogu yaşadım. "Abi" dedim, "necidir bu sizin Eray Turizm?". "Abi, Metro'nun arabası zaten" dedi. "Üzerinde Metro diye yazıyor mu?" dedim, "Heaa abi" dedi. Pis pis sırıtarak, aslında hiç kazanamadığı güvenimi haklı çıkarmak üzere, "Eminsin demi abi, kesin yazıyo yani?" dedim. "35 yaşına geldik abi, sana yalan mı söylücezss!" diye çıkıştı (otobüs gelince gördük ki, üzerinde hiçbişey yazmıyor). Bütün beklentilerimi aşağı çektim, kaderde olanı beklemeye başladım...

Saat akşam 5 oldu, otobüse bindik. Otobüs derken, pis, nalet, eski bi otobüstü. O resimdeki gibi aynı. Şoför geldi, yolculuk ufak ufak başladı, bi manevralar bi hareketler filan.. Ben o sırada muavinin bi anons yapmasını bekledim. Sonuçta "Açıkholançephtelefhonlarınısıh" diye anonslar olmalı. Yok, anons manons olmadı. Hayır, yani camlarda yasağı gösteren sticker var.. Çevre yoluna çıktık. Ulan ben cep telefonu anonsu beklerken, bi baktım kaptan direksiyon başında, telefonla konuşa konuşa gidiyor. "Hayskym" dedim, "nerden bindim lan ben buna, kesin ölecem." Ölmedim tabi.

Sonra bişey fark ettim. Muavin.. Muavin bi yerden tanıdık gelmeye başladı. Ulan, sonra o da yazıhanede bana bileti kesen adam çıkmasın mı. Bence de çıkmasın. Ama çıktı. Tabi sonra bir ara da şoför değişti. İkinci muavin bu kez kaptan koltuğuna geçti. Nasıl bi firma lan bu dedim, herkes her şeyi yapıyor. Muavin demişken.. 1-1buçuk saat kadar servis yapılacak diye bekledim. Yani, nasosa kek mek verirler diye, öylece mal gibi oturdum, sesimi çıkarmadım. En son, "Ben bi meyvesuyu falan varsa.." dedim. Muavin, eski biletçi, sadece su olduğunu söyledi. Oha. Otobüste servis yapılacak sadece su vardı. Zaten o yüzden, millet Ankara'ya kadar, bari o beleş diye, litrelerce su istedi. Allah'tan su da bitmedi yani. "Sktiğimn firması, nerden buldum ki!.." diye hayıflandım kendi kendime...

O diil de, bi ara baktım, herkesin telefonu çalıyor ya da insanlar birilerini arıyor falan. Ulan, bütün her yerde "telefonu kapatınız" sticker'ı var, yani belli ki cep telefonları otobüsün anasını öpüyor işte. Ama yook. Bizim insanımız çok maceraperest. Bi kaza olsun da, ölelim filan diyolar. Yani, koca otobüste herhalde telefonu kapalı olan bi hıyar bendim. Bi anons lan.. Bi anons be..

Şofördü, muavindi derken atlıyordum az daha.. Otobüste bi adam vardı ki, onun pozisyonunu daha çözemedim. Firmanın sahibi gibi adam, tamam mı. Hani "hazır elimin altında otobüs varken, bir Ankara'ya bir İstanbul'a gideyim"in hesabını yapıyor sanki. Her seferde vardır heralde. Ama yani, bi yerde de anlamadım. Deli gibi, niye bi oraya bi buraya gidiyosun? Hayır, yaptığı bişey de yok ki adamın. Sadece muavine uzaktan diyor ki, "Şu abiye bi su ver bahim." Hatta bak, adam tam olarak şöyle bişey: -evet kendisi settar abi-

Efendim, aslında bu dandirik otobüs yolculuğunda anlatıcak o kadar çok şey çıktı ki. Yani hepsini anlatsam şimdi çok uzayacak, bunu anladım. Daha bunun mola yeri var, biletsiz yolcu alması var, eksantirik yolcuları var.. Şu kadar söyliyim, en saçma ve en laçka otobüs yolculuğumu yaşadım.. İyisi mi, siz okulda falan bana sorun, ben size uzun uzun anlatayım. Şimdilik herkese iyi akşamlar diliyorum..

Daçe.

2 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. Adsız says:

    nereden geldin yine nereye gidiyorsun?saçlar fena olmamış da eski hali daha mı iyiydi be daçe?

    katya

  2. chdo says:

    çok güldüm be daçe!=))Geçmişler olsun!!

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)