23 Mayıs 2009 Cumartesi

Günübirlik New Orleans Gezisi

0 tane ömer üründül tadında yorum
Çarşamba New Orleans'taydım. Bunu kimse bilmez.

New Orleans kendi halinde ufak bir kasabaymış zamanında. Sonra ensesi kalın adamlar gelmiş. Kodamanlar. Biraz yatırımla çeki düzen vermişler şehre. Olmuş sana şimdiki New Orleans.

NBA'yla ilgilenmediğimden New Orleans'ın takımı nedir bilmiyorum. New Orleans Knicks miydi, Snickers mıydı, neydi. En son 1999 oyununu oynamıştım EA'in, çok hatırlamıyorum o yüzden.. Aynı süreç itibariyle New Orleanslılar da futbolla ilgilenmediğinden adam gibi bir futbol takımı çıkaramamışlar. Yani, koca şehirde bir Ankaragücü seviyesinde bile takım yok.

Başlangıç olarak New Orleans'ın spor müsabakalarıyla zerre alakam olmadığı için, haliyle konuşacak konularda da 1-0 mağlup başlamış oldum.

Müzik alanında da biraz çalışmaları var tabi adamların, ama o da sportif alanda olduğu gibi hep gölgede kalmış. Mesela kimse bilmez ki, Eric Cantona aslen New Orleans'lı bir Amerikalıdır. Aynı zamanda yine kimse bilmez, kendisi bir müzisyendir. Çok şahane ud çalar, bağlama çalar. Futbolu hobi olarak yapmıştır. Bunu da kimse bilmez. Allahım, neden kimse Eric Cantona'yı bilmez ki.

Tarihsel süreçte, Amerika'nın keşfinden birkaç yıl sonra bu şehre ilk ayak basan, İngiliz deniz gezmişi Kaptan Cursor'dır. Tamamen şahsi saplantılar sonucu, geldiği memleketin, Orleans'ın adını vermiştir. Evet bunu şimdi uydurdum. Şahsen, bilmiyorum İngiltere'de Orleans diye bi yer var mı yok mu, ama varsa fena olmaz hani. Sonuçta Orleans'ı olmayan ülke olmaz değil mi? Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz yani..

İnsanları çok canayakın, çok sıcak. İki dakika yalnız bırakmıyorlar. Özellikle gece belli bi saatten sonra, kızlar koşuşturuyor dört bir yandan. Nereye giderseniz arkanızdan geliyolar.

Buranın en meşhur yemeğiyse kızarmış tavuk. Evet evet, bildiğimiz kızarmış tavuk. Bunun neresi meşhur diyebilirsiniz. Açıklayayım. Kentucky Fried Chicken yanlış bilindiği üzere aslen Kentucky'de değil, New Orleans'ta açmıştır ilk dükkanını. Kentucky'ye taşınma hikayesini bilmiyorum pek. Ama orijinali burası yani. Başka da lokanta falan yok koca şehirde. Adım başı KFC, adım başı KFC. Haliyle en meşhur yemekleri de tavuk. Hem burda bi sepet doldurana bi sepet daha veriyolar. Öyle de acayip kampanyaları var. (ne sepeti lan, kova olcak onlar)

New Orleans hakkında sallayacağım bir başka kulvar ise yerel yönetim ve izlenen politika. Şimdi ben cahil biri olduğumdan, Google'a da sormaya üşendiğimden, New Orleans'ın bir eyalet mi yoksa sadece bir şehir mi olduğunu tam bilmiyorum. Yazının başında şehir demiştim, şimdi işime gelmediğinden onu eyalet yapıyorum. Evet, New Orleans on yıl kadar önce belirli bir nüfusu aştığından şehirden çok eyalet olmaya hak kazandı. Yani bizim bildiğimiz adıyla New Orleans Büyükşehir Belediyesi ünvanını almaya. O zamandan beri de bir sürü pis işe bulaştı. New Orleans valisi Muammer O'Rleans, kendisi aslen İrlandalı'dır, özünde pis biri olduğundan dolayı şehrin de adını kirletti. Koca Birleşik Devletler'de en pis şehir neresi deseler, yani eyalet deseler, herkes New Orleans diycek. Öyle bi hal almış. (test edildi-onaylandı: new orleans eyalet falan değil.)

Bu kadar saçmalık yeter. Bir gün New Orleans'a gitmek kısmet olursa, daha "doğru" şeyler yazmak isterim. Şimdi olmaz. Gittim.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)