25 Mayıs 2009 Pazartesi

Mülâkat Falan

0 tane ömer üründül tadında yorum
Efenim, şu aralar yalnızca 19 yaşında olan Daçe insanı, bugün hayatının ilk "iş" mülâkatına gitti.
-nasıl da third person havası kattım. acil first person'a dönüyorum..-

19 yaşında da değilim lan esasen. Gün alma safhasındayım hala. Mnakoyim ağustostan beri gün ala ala bitiremedik 18'i zaten. Neyse, konumuz o değil.

Geçen aydan itibaren bu beyaz sayfalarda benim radyoya giden yolumu okudunuz sanıyorum. Topluluk işleriydi, demo çalışmalarıydı, demo günüydü, demomun seçilmesiydi falan. DEMOM SEÇİLDİ evet, hala mesudum. İşte bugün de, bir kısım arkadaşla beraber Radyo Odtü'ye, mülâkata gittim. Çok heyecanlı bi olay arkadaş. Ressmen, geçmiş-şimdi-gelecek diye gözünün önünden geçiyor radyo durumları. Ama bi yandan zevkli bişey de. ("demom" da söylenişi ne pis bi kelime oldu lan)

Bizim radyonun en şeyli isimlerinden, eöö önemli isimlerinden Bora ve Fulya'nın karşısında adeta bir gece talk-show'uymuşçasına diyaloglara giriştim. Bir anda onları sunucu, kendimi de yeni albüm çıkaran genç törkücü gibi hissettim. "Ehöhe öhm şimdi ben yaani.. Eeaa.. Ben iyiyimdir ya. Ehihö.." falan. İşte bunlar mülâkatın yarattığı ufak çaplı heyecanda ağzımdan çıkmak isteyip de çıkamayan, özünde çok iyi birer insan olan cümlelerdi.

Genelinde güzel geçen bir mülâkattı kendi adıma. Bunda Bora'yla Fulya'nın, ikidir Fulya diyorum da aslen o kişi Fulya değilse sıçtım demektir, yoğun neşesi ve pozitifliğinin rolü büyüktü. Kendilerine teşekkür ediyorum. (selam bora. sana bugün blogun adresini verdiğimde ne kadar mutlu oldum var ya. dedim ordan fulya da alır. sonra herkes de alır. ohoo sonra herkes okur falan. kimi tanısam okusun istiyorum. böyle de bi insanım.)

Hani, sonuçta benim aklımda "mülâkat" dediğin şey, ki kelimesi bile çok toşaklı; böyle karşında bikaç tane takım elbiseli, gözlüklü, somurtgan ve her daim köşeye sıkıştırmak isteyen "boss"lar oturur, senin ağzına sçar, gönderirler. Öyle değildi işte. Gittikçe ısınıyorum ben, haydi hayırlısı.

O diil de bugün ne sıcak yaptı be. Başım ağrıdı valla. Hayır, anlamıyorum ki bu havanın bi ayarı yok mu. O ayarda tutulsa ya. Neyse. Kaç post'tur ilahiyata laf atıyorum, çarpılmadan bitireyim. (Allah'ım özümde öyle bi insan değilim. Valla.)

İşte bu da böyle bir mülâkat hikayesiydi, çok uzun yazamadım ama. Hepinizi seviyorum. Kaçtım.
(selam anıl. birkaç yazı öncesine kadar buradan haberin olduğunu sanmıyodum. hatta demo çalışmaları sırasında yazdığım bi yazıda da sana selam göndermiştim, ama alamican falan demiştim. kısmet.)

-yazının süprüzüyse aha da burda-

Daçe.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)