29 Temmuz 2009 Çarşamba

Kotam Geldi

1 tane ömer üründül tadında yorum
● Esasen blog değil de hacı, radyo programı tadında canlı kanlı burda olmak isterdim. Şimdi mesela "iyakşamlar canlar" desem de sen bunu yarın sabah okusan hoş olmaz. Gerçi bu iki konseptin birleştiği, "canlı kanlı" ifadesinin gerçek olabileceği bi proje var aklımda ama, şimdi biraz daha gidelim bakalım böyle, henüz toplum buna hazır olmayabilir. Mih mih.

● Temmuzun 29'undayız vee... hemen şöyle bi iki yumruğumu yanyana yapıştırıp bakıyorum ki... temmuz 31 çekiyor. E-insaf! Zaten ne zaman kotam gelse, kotam geldi ne lan, neyse, ne zaman kotam gelse kapıya dayansa o ay 31 çekiyor. Aylardan şubat mı mesela? O zaman kesin o yıl artık yıl şeysi oluyor. Oluyor yani böyle şeyler. Kotalı bi insan olduğum için de "ağustosa saatler kaldı" yerine "ağustosa megabyte'lar kaldı" diye bekliyorum. Öyle bi durumdayım. Neyse.

● Geçenlerde İstanbul'a 50 Cent mi gelmiş ne olmuş, Allahım, her yerde alakalı alakasız haberler var. Bi de muhteşem araştırmacı gazetecilik anlayışıyla hep şey yazmışlar: "50 cent grubunun solisti Curtis Jackson.." Ney? Ha? Nasıl?.. Haberleri yazarken en ince detayına kadar araştıran çok bilgili gazeteciler, sizi seviyorum(!).

İbrahimoviç sonunda imzalamış. Vay anasını, nerden nereye dimi. Tuğba Özay'ın düğününde "çakallık yapıp bi dilim daha pasta almalıyız hacı" diye kankalarını gaza getiren çocuk nerde; şimdi 50 bin kişiye top sektirerek şov yapan adam nerde.

● O değil de mesela, kötü Sivasspor bi adam transfer etse de o adam imza töreninde şov için top sektirse, bunu anlarım. Ama İbrahimoviç gibi, Ronaldo gibi koskoca adamlar da imza töreninde top sektirir mi bilader? O adamların artık şov için top sektirmek yerine ne bileyim, para falan sektirmeleri lazım; ya da belki stadyuma köpeğiyle gelip onu gezdirmesi lazım taraftarların önünde. Yoksa sen hem 90 milyon yuro ver adama, hem de o adam pis terli terli top sektirmeye çalışsın, ayağından kaçırsın falan. Olucak iş değil bunlar. Burdan La Liga'daki başkanlara sesleniyorum; aklınızı başınıza devşirin. Bir İbrahimoviç kolay bulunmuyor.

● Şimdi yolda belde "Şşt Daçe.." diye kenara çekip, "Seni bu aralar üzen iki şey nedir?" diye sorsalar, derim ki, Yiğit Özgür'ün Uykusuz'da, Alpay Erdem'in de Penguen'de kaç haftadır gözükmemesidir. Bundan başka bişeye de üzülmem, öyle iyimser bi insanım.

● Alışveriş için herhangi türde bişey satan bi mağazaya gittiğimde, hep "Sizde bundan kaç tane var?" demek istiyorum. Öyle bi temel içgüdü cereyan ediyor bünyemde. Mesela bi kulaklık bakıyorum, hemen beğendiğim bi tanesini ilgili görevliye götürüp, "Sizde bundan tam olarak kaç tane var?" diyesim geliyor. Sanki toptan alıcam. Yok halbuse, bi tane alıcam. Ama işte ben akabinde girilecek olan "Size kaç tane lazım efendim?" sorusunu bekliyorum. O soruyu duysam, sanki iş adamı moduna giricem, "Eheh, ne kadar varsa hepsini istiyorum, iş yerinde lazım oluyo da bize. Heheh." falan diycem. Bi de bir anda elindeki bütün malları alıcağımı düşünen görevlinin yüzünde oluşan haklı sevinci görmek fena olmayasa gerek. Neyse. Bunlar güzel şeyler.

● Elin-ayağın, kolun-bacağın karıncalanması kadar tehditkâr bişey yok vücutta bence. Elini iki dakka havada tut, ya da parmağın yanlış yerde yanlış zamanda olsun, hemen karıncalanmaya başlıyor. İşte orda sinir hücreleri bize bişey anlatmaya çalışıyor bence. Diyor ki "Bak bilader biz çalışmasak öyle göt gibi kalırsın afedersin. Oynatamazsın öyle dilediğince." O yüzden sorsalar şimdi, "Beyin hücresi mi sinir hücresi mi?" diye; derim ki sinir hücresi rulez!!.

● Gittim.

Daçe.

Bir kişi Ömer Üründül olmaya çabaladı

  1. Ademoğlu says:

    50 Cent olayını üstü üste 2 kez yazan Vatan'ı okurken aklıma gelmişti, tanımayan adam Curtis'i grubun beyni olarak kavramaya müsaitken kimbilir biz kaç kez kurt ekonomistlerin kıs kıs güldükleri sayfaları hatim ettik. Yazık.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)