25 Temmuz 2009 Cumartesi

Daçe'yle Biyoloji Dersleri

1 tane ömer üründül tadında yorum
● Şimdi ben hipermiyop bi insan olduğum için zaten belli bi mesafeden sonrasını seçemiyorum tam. Bi de böyle çoğunu uyuyarak geçirdiğim yaz günlerinde, uykulu gözlerle iyice düşüyor menzil. Ondandır, artık nesneleri görebilmek için gözüme sokuyorum. Hayır hayır, komiklik olsun diye değil, ciddi ciddi o nesneyle retinamı geçip "sarı benek"e kadar ulaşıyorum. Kalemse kalem, bilgisayarsa bilgisayar. Çok tehlikeli bişey değil, artık uzun zamandır öyle yaptığım için gözlerim yalama oldu. Ama mesela sarı beneği geçerseniz mazallah, hani mesela kör noktaya falan ulaşabilirsiniz, o zaman şimdiden geçmiş olsun derim. Gözünüz artık sizin o küçük sevimli gözünüz olmaktan çoktan çıkmış, sırf suratınıza bakan iğrenmesin diye hala orda yaşıyor demektir. Allah korusun. (biz bu paragrafa şimdilik Daçe'yle Biyoloji Dersleri #1 adını verelim. yakında ikincisi çıkarsa kalmasın açıkta.)

● Yerli dizilerin gündelik dilimize kazandırmış olduğu bi ton laf var, lâkin ben en çok "başımızı sokucak küçük bi yuva" adlı söz öbeğini seviyorum. Çünkü çok cesaret isteyen bi laf. Ben mesela o repliği söyleyecek olan oyuncu olsam kesin "başımızı sokucak küçük kaygan deliğiii.." diye ağzım kayar, ayıp bişey söylerim. Düşününce, komik söz zaar.

● Bazen düşünüyorum da; oluyor yani imkan bazen; keşke transfer döneminde takımlar futbolcuları Dest-i İzdivaç'la alsa. Mesela başkan çıkıcak, koskoca Laporta, "Çok şükür maddi durumumuz iyi. Bu sene yine bi sürü kupa almak istiyoruz; bu yüzden 1.90 boylarında, her iki ayağını da iyi kullanabilen, leblebi gibi gol atabilicek olan forvet arıyoruz." filan diycek. O sırada İbrahimoviç programa bağlanıcak falan. Çok zor şeyler değil bunlar bence, iki aloyla hallolur yani nedir. İş Esra Erol'da bitiyor hep.

● Her an gazetenin arka sayfasındaki saçma alternatif gündem haberlerinde şöyle bir bilim haberine rastlayabilirsiniz: "Yarasalar yine şaşırttı! İsviçreli bilimadamlarının yaptığı araştırma, yarasaların ses dalgalarının frekansıyla, iki tekeri üzerinde duran bir arabayı itebileceklerini ortaya koydu." falan. Ya da bunun balinalar yahut yunuslar için olanı da yazılabilir: "Katil beyaz balinalar çıkardıkları sesteki özel sinyaller sayesinde suyu ikiye ayırabiliyor". Ama yıllar yılı bir tane haber yapılmamıştır ki o arka sayfa güzelinin yanına, çekirgelerle ilgili olsun. Asıl, sesini birşeyler yapmak uğruna kullanan bi hayvan varsa o da çekirgedir. Özellikle doğayla iç içe olunan yaz akşamlarında, yakınlardan bir yerden çekirge sesi geliyorsa iddia ederim ki onun yerini bulamazsınız. Öyle kıvrak bir ses çıkartıyor. Sağa bakıyorsun, adam soldan ötüyor; sola bakıyorsun sağdan ötüyor gibi geliyor. Böyle menem bişey işte. O yüzden de kimse kulağına güvenerek bir çekirgenin yerini tespit edemez. Böyle bir özelliği var çekirgenin. Ama niyeyse işte bu muhteşem özellik, yarasa ve balinanın s.kik özelliklerine hep boyun eğmek durumunda kalmıştır. Yazık, günah. (gecikmeden ikincisi de çıktı. Daçe'yle Biyoloji Dersleri #2'ydi bu da.)

● Hani böyle, milli maçlardan önce "Rakibimizi Tanıyalım" köşesinde İsviçre'nin, Lihteştayn'ın falan oyuncularının hep ikinci birer meslek sahibi olduğunu öğreniriz de üzerlerinden şenleniriz ya, "Ahaha bak lan sağ bekleri aşçıymış ehehe hehe." falan diye. Acaba İsviçre a milli takımında ikinci mesleği bilimadamlığı olan oyuncu var mı.. "Şimdi de top İsviçreli bilimadamındaağ!" falan. Bi de tam Ertem Şener'lik takımlar değiller mi? "Şimdi Strelleaar.. Streller gidiyooaar.. Strelleaar, aynı zamanda bir bilimadamııaa.. Aynı zamandaa üç çocuk babasıaaa.." Şampiyonlar Ligi başlasa da iki Ertem Şener duysak.

Daçe.

Bir kişi Ömer Üründül olmaya çabaladı

  1. karbon says:

    dest-i izdivaç'ın transfer uyarlaması cidden orjinal fikir. önce desponun beatinin sonra bu orjinal fikrin telif haklarını almalıyız :D

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)