3 Temmuz 2009 Cuma

Dolmuşta Erik Keyfi

5 tane ömer üründül tadında yorum
● Yaz gelince herkes değişiyo, bi acayip oluyo. Herkes sanki yazın gelmesini bekliyomuş gibi, bekliyo da gerçi, Allah'ım, yaz geldi diye bi hal-tavır değişiklikleri, bi kendini bulmalar falan. Evet, kendini bulmalar. Yaz gelince insanoğlu resmen kendini buluyo. Yıllık evrimin son level'ı yaz yani. O derece.

● Bunu nereye bağlıycam? Şuraya bağlıycam. Yaz geldi diye başkentimin güzelim mavi dolmuşlarında erik servisi başlamış. Yanlış okumuyorsun evet, bildiğin erik servisi. Böyle yeşil, kütür kütür. Hemi de şehrin öyle her yerindeki dolmuşlarda değil, bizahare Odtü dolmuşlarında. Bizahare de neyse. İşte neyse ne. Bindim dolmuşa geçen okuldan, Kızılay'a ordan da eve gidicem falan. Daha yolcu bekliyoruz, kalkmıycaz. Şöför de aşağıda, daha binmemiş. Bi de böyle bişey var bizim okulda. Şöförler dolmuş dolmadan binmiyor. Niyeyse. Trip işte. Neyse. Ben sandım ki her zamanki gibi sigara falan yakmış on dakka için. Yok karşim, sigara yaksa yine iyi, artık dışarıda ne yaptı ne etti de bulduysa, adam elinde avucunda resmen bi kilo yeşil erikle bindi dolmuşa. Olm yeşil erik diyorum lan! Sonra bi de sordu, "Gençler istiyonuz mu erik?" diye. Nasıl da açtım o sırada. Ama almadım. Dolmuşçunun erik dağıttığı nerde görülmüş. Benim canım tatlıdır, öyle dolmuşta falan erik yemem. Neyse sonra adam kimse erik almayınca gitti hepsini bozuk paraların durduğu o kapaklı bölmeye koydu. Para üzeri olarak erik mi vericek napıcaksa. Bu da böyle bi yaz kampanyası işte.

● Geçen yine dolmuştayız bi gün. Bizim Çavuş Şevki var. Lan, dedi, şurdan bi kişi. Evet öyle anlatsam ya aslında. Askerlik anısı gibi dolmuş anısı anlatmak. İnsanın hayatı dolmuşta geçince askerlik kadar yer yapıyor tabi. Neyse. Dolmuştayız. En arka dörtlüde oturuyorum. Sıkış tepiş dört kişi. Bi de o sıcakta sevgili okur, sen bilir misin terli terli insanlarla omuz ve kol teması kurmayı? Bilirsin tabi, sen de kullanıyorsun toplu taşıma. Ama ben sokayım böyle toplu taşımaya. O derece sinirlendim. Bi de niyeyse virgül kullanmıyorum bak. Sanırsın virgül yasak. Neyse gidiyoruz işte böyle titreye titreye. Bir ara ön taraftan biri indi, benim arka dörtlüde play-doh hamuru gibi kolunu yoğuşladığım kişilerden biri gitti oraya oturdu. Rahatladık falan. Sonra biri daha indi önden, benim yanımdakilerden biri daha gitti o boş yere oturdu. Ben o sırada bi paranoya oldum tabi, acaba benden mi kaçıyorlar, acaba pis pis terledim, ondan mı kaçıyorlar falan diye. En son, köşede kalan adam da başka boşalan bi yere oturunca tağam dedim. Kesin bende bi bok var. Hayır bi de sanırsın radyoaktif bişey yayıyorum. Sonra bir süre sonra bi koku gelmeye başladı iyice burnuma, kesif kesif. Lan bi kafayı çevirip baktım, güneşin dikizlemesine geldiği bembeyaz kolum yanıyor olmasın mı. Vallahi mangalda pirzola gibi kokmaya başladı iyice güneşin s.ktiği yer. S.ktiği diyorum çünkü hakkaten resmen koluma ışınlarıyla tecavüz ediyordu. Neyse en sonunda dayanamadım, gittim ben de öndeki gölge yerlerden birine oturdum. Zaten o sırada anladımdı niye öne kaçtıklarını. Öne güneş gelmiyordu. Paranoyamdan kurtuldum, raatladım.

"Allah!" diye kükreyen aslandan sonra "Şanlıurfa!" diye hapşuran insan çıktı. Benim. İnsan Şanlıurfa diye hapşurur mu lan. Hapşurur mu hapşırır mı bilemedim zaten. Ama hapşurmaz yani. İnsan olan bunu yapmaz.

● Etrafta dizi konuşulunca fena oluyorum. Hele Lost most. Ama ben konuşunca seviyorum bak. Geçen How I Met bittikten sonra bi boşluğa düşmüştüm, dedim napiyim napiyim. Böyle neşeli, küçük kız çocuğu edasında "napiyim, napiyim". Örgülü saçlı falan. Tam ağzına vurmalık. Örgülü saçlı küçük kız çocuğunun ağzına vurasım geliyor okur. Sanırsın Çin malı oyuncak. Değil halbuse. Annesi babası izin verse de o çocuk da saçlarını doyasıya yaşayabilse. O saçlarının varlığını falan. Neyse. Dedim böyle napiyim falan. Arkadaşım dedi ki "Friends'e başla, çok sarıcak". Aldım. Almaz olaydım. Lanet olsun bana Friends tavsiye eden arkadaşa. Tamam komik, eğlenceli falan ama.. Yani dizi 1994'te başlıyor hacı. 1994 lan! Bak 94 yapımı film izlerim, çok da bayılırım. Hani resmen ağzı götü dağıtırım da izlerken. Ama dizi olmasın lan. Olum yabancı dizi 94'te başlar mı lan. Olsa olsa Bizimkiler olur, Kaygısızlar olur, Tatlı Kaçıklar olur, ne bileyim işte Çiçek Taksi falan olur. Friends olmaz hacı. Kusura bakma ama, o Jennifer Aniston'la hele hiç olmaz. Çeneli kadın.

● Ben asıl bişey anlatacağımdı da. Unuttum bak. Neyse. Bu kez ne intro ne outro var. Noktayla başlayıp noktayla bitiriyorum. Haydi kaçayım ben. Saat dörde geliyor. Uyumak lazım.

5 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. "play-doh" kısmı beni benden aldı.

  2. z.. says:

    :D yine komikti hehe:D

  3. sedaaa says:

    play-doh a bende bayılmıs bulundum:P
    günes sen kızaran rengin geldi gözümün önüne komik oldu ha:D
    okudum,güldüm,gidiyorum:P

  4. Onur says:

    lan çok güldüm harbi:D
    daa zuladan nası elementler çıkaracan bahaam bu yazı-teşbih-telmih-... çokgeninde bizm öğnümüze hade hayrlısı..

  5. Adsız says:

    friends'e başlamana çok sevindim.:)en güzel dizi.tek bitmemesi gereken dizi.bak en güzel lost demiyorum artık ;)

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)