3 Şubat 2010 Çarşamba

Üçyüz Beşyüz!

2 tane ömer üründül tadında yorum
● Daha önce hiç takip edildiğin hissine kapılmış mıydın okur? Kapılmadın, nerden kapılıcan. Sonuçta bi yabancı dizi tadında sürmüyor ki hayatımız diymi ama? Hani sen elinde çok gizli bilgiler ve bir miktar nakit içeren siyah çanta taşıycaksın, arkadan da eski model bi arabayla yavaş yavaş, sinsi gibi FBI'dan iki ortak ajan seni takip edicek falan. Yok böyle bişey. Ama ben bugün ciddi ciddi takip edildiğimi düşündüm bir ara. Çok fena bişey. Şimdi bugün çok güzel kar yağıyodu tamam mı, dedim evden çıkıyım, dün de çıkmadım, ben böyle bi insanım çünkü bi gün çıkmadıysam öbür gün hiç affetmem, neyse, çıktım dolmuşa bindim. Az kişi var, 3-5 kişiyiz dolmuşta. Bi de yol yirmi-yirmibeş dakika sürünce, haliyle dolmuşla bütünleşiyosun, herkesi inceliyosun tek tek sıkıntıdan falan. Bi amca var yanımda, sürekli tıslıyo yılan gibi, boğazını falan temizliyo. Bir-iki tane "kadın anam" denicek teyzelerden var, baş örtülü, elde torbalar falan. Bi tane en önde oturan bi kız var, tahminen benden küçük. Büyük de olabilir aslında, zira ben hiç yaş tahmini yapabilen bi insan diilim. Büyük diyorum, küçük çıkıyo; küçük diyorum teyze çıkıyo falan. Teyzedir belki de. Neyse. Kızılay'a geldik, indik hepimiz falan. Sonra ben ordan Balgat dolmuşuna aktarma yapıcaktım, aktarma derken, sanki üçüncü birini aktarıcak gibi oldum ama bizzat kendimi aktarıcaktım, neyse, Balgat dolmuşunu uzaktan kestirdim gözüme, oraya gidiyorum. Önümden de, demin dolmuşta en önde oturan kız-teyze gidiyo. Tam hizamdan böyle, ama bi 5-10 metre önümden. Sağa gidiyorum, sağdan yürüyo; sola gidiyorum sola geçiyo falan. Değişik. Sonra bi baktım ki Kızılay'da yapılıcak o kadar milyonlarca şey arasından, gerçi Kızılay'da o kadar da yapılıcak bişey yok ama, Balgat dolmuşuna binmeyi tercih etti bu kız-teyze. Önümden bindi. Sonra ben bindim. Sonra bu beni ikinci dolmuşta da gördü mü.. (gördü mü ne ya, güne gidip kısır yiyen teyzelerin dedikodu nazım biçimini sarf ettim resmen) İşte o ana kadar beni önden önden takip ettiğini düşündüğüm bu kız-teyze beni görür görmez beni bir panik hali aldı. Bi an sanki ben onu takip ediyormuşum gibi bir his uyandı bende. Yani Kızılay'da yapılıcak bi sürü şey varken Balgat dolmuşuna binmişim falan. Neyse. Hayır, hayatta en sevmediğim şey de yanlış anlaşılmak biliyo musun sevgili okur. O ikinci dolmuşta göz göze geldiğimiz anda, "Sen beni mi takip ediyosun pis sapık!" ve akabinde "Hayır, b-ben.. şşey.. Yok işim vardı benim.. Hoff.." diye gelişen anlık göz diyalogundan bi süre sonra kız-teyze müsait bi yerde indi de rahatladım. Allahım, birinin benim onu takip ettiğimi düşünmesi düşüncesi ne pismiş arkadaş. Birinin beni önden takip ediyor olmasından daha kötü. Allahtan müsait bi yer diye bi yer var şu dünyada. Bence insanoğlu 21. yüzyılda bu kadar gelişmişse, her şeyi müsait bi yere borçlu. Become a fan of müsait bi yer.
● 300. yazı oldu, ben de bu kadar uzun bi maddeden başka bişey yazmıyım dedim. Yalnız 250. yazıdaki gibi bunun için de video falan hazırlayamam, hiiiç kusuruma bakmayın. Yakında birinci yılını kutlıycam blogun, bi hafta sonra falan, onda da hiçbişey yapmıycam. Bence ben bi üç yıllık yaratıcılığımı 250'de konuşturmuştum. Lütfen ama. Öperim.

Daçe.

2 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. littleiv says:

    hakkaten 3 yıllık yaratıcılığını harcadın hiç bişey yapma en güzeli :)

  2. Loana says:

    teyze-kız'ın ruh halini anlayabiliyorum, çok sinir bi durum o. o değil de önden takip edilmek diye bişey beklemiyodum yazının başında şaşırdım, eğlendim :)

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)