6 Kasım 2009 Cuma

İskoç Fos Çıktı

3 tane ömer üründül tadında yorum
● Yine ben. Zaten başkasını da beklemezdiniz dimi. Ama bi gün süpriz yapıcam size. Bi gün bu blogda dansöz falan oynatıcam. Sonra "şaka şaka" diyip yine ben çıkıcam. Bazen böyle şeyler düşünmüyor değilim açıkçası.
"Yeminler etseen bir kez dahaa, sen yolunaa, ben yoluumaa." diye şarkı vardı, öyle yıllar hatırlarım. Tahminen sen de hatırlarsın okur. Ama bence ikimiz de, tabi sen aslında bi kişi değilsin, çok kişisin sen, her neyse ne diyorum, bence ikimiz de o yılları unutsak iyi olur. Şimdi ben de gereksiz gibi niye hatırlattıysam. Neyse kapatalım bu konuyu.
● Geçen gün ilk kez bi dolmuşçuya teşekkür ettim. Ama öyle yavan bi teşekkür değil. İçten, samimi, canayakın bi teşekkür. Yani yıllar yılı dolmuş kullanırım, gerçi şunun şurası 2 yıldır dolmuş kullanırım, ilk kez teşekkürü hak eden bi şöför denk geldi. Mesela başka şöförlere "eyvallah abi.", "sağol kaptan.", "mersi canım." dersin, gerçi mersi canım dersen o dolmuştan hayatta çıkamazsın bi daha, neyse, ama hiçbiri "teşekkürler"in yerini tutmaz, tutamaz. Tabi bu teşekküre layık ne yaptı diye sorucaksınız, anlatayım onu da kısaca. Eve varıncana(?) "Yol ağzı" dedim her zamanki gibi. Aman tanrım. Hemmen kafada bir takım sinüs kosinüs hesapları yaptı, bir takım denklemler çözdü falan, milimetrik olarak o yolun ağzında indirdi. Milim şaşırmadı yani. Kimse kusura bakmasın ama ben öyle bi zekâya kayıtsız kalamam. Teşekkürümü ettim, indim ve huzurla evimin yolunu tuttum.
● Hayır o değil de, sen hem 1. vitesten 3. vitese nasıl geçerimin hesabını yap, o sırada önüne bi yaya çıksın, hemen tekrar vites düşür, iki hakaret cümlesi kur kafada, sonra tekrar vites yükselt, o sırada arkadan para gelsin, o para da cins gibi "50 milyondan iki kişi" olsun, onun üzerini hesapla, paraları diz, arkaya ver, o sırada yolculardan biri "sağda incem" desin, bi yandan sağ dikiz aynasına bak, bi yandan vites düşür, iki hakaret cümlesi daha kur kafada.. Bilemiyorum ama bence normal zekâlı bi insanın altından kalkacağı iş değil. Benim bu yaptığım hesap da akıllı işi değil zaten. Hadi gidelim burdan.
● Geçen gün bi arkadaş "Aaabi adananın içinde kuyruk yağı varmış, o tadı hep ordan geliyomuş." diyo. Bana diyo bunu.
● Böyle havaları seviyorum ben. Yani mesela biraz yağmursuz olsa, birazcık açık olsa, biraz da 5-10 derece daha sıcak olsa var ya, tadından yenmez yani. Şimdi mesela soğuk falan yapıyo, iyi hoş. Ben de yapma demiyorum zaten, soğunu da yapıcaksın tabi, yağmurunu da yağdırıcaksın, genç adamsın sonuçta. Ama ne bileyim, sanki biraz kantarın topuzuyla alakalı bi durum. Ama bence yapma lan. Yapma yapma vazgeçtim.
● Demin "mutfağa gideyim de bi su kaynatıyım, içine de poşet ıhlamır atarım" dedim. Ihlamır diyorum ben evet. Neyse. Mutfağa bi gittim, çaydanlık zaten saatlerdir harıl harıl yanıyo. "İyi" dedim, "yanıyo ne güzel". Ama tabi içinde su kalmamış saatlerdir kaynaya kaynaya. Dedim "önce bi su doldurayım içine". Attım elimi, elim yapışayazdı. Yapışmaya saliseler kala çektim o elimi. Benim elim biraz kıymetli çünkü. Dedim ki "az ıslayayım suyla da, sapı soğusun biraz". Bu ıslama olayı tabi benim beklediğim şekilde sonuçlanmadı. Attığım su da kaynadı anında, havaya karıştı. Neyse dakikalar sonra çaydanlığın sapını biraz olsun soğutabildim. Hemmen dedim ki "şu" dedim "çaydanlığı sarı bezin üzerine koyim de, soğusun altı falan". Tabi bu hamle de benim beklediğim şekilde sonuçlanmadı. Çaydanlığı sarı beze koymamla çaydanlığın sinsi sinsi "tssss" sesini çıkarması bir oldu. Hemen kaldırıp altına baktım ve sarı bezin artık eskisi kadar sarı olmadığını gördüm. Dövme yaptırmışım gibi, ama kendime değil de, skoçbrayt'a. Kapkahverengi yuvarlak bi iz çıkmıştı skoç'ta. Dedim "sen skoç adamsın, hiç yakışıyo mu". Cevap veremedi tabi. "Abi haklısın, özür dilerim" dedi. "Tamam hadi seni affettim diyelim" dedim, "sen böyle siyah siyah ne boka yarıycaksın?" Ben öyle üzerine gidince bi ağlamaklı oldu skoç, bi ağlamaklı oldu. Sanırsın ki William Wallace onun atası değil de benim atam. Neyse. Oldu bi kere sonuçta. Bi daha skoç'a o kadar güvenmeyeceğimi söyledim, o da buruk bi şekilde başıyla onayladı. Ayrıldık.
● Tabi kendisiyle 20 dakika sonra tekrar buluştuk. Bu kez çaydanlık soğumuştu ve taze taze su kaynatmak artık kaçınılmazdı. Şu an kendisi içerde, ocağın üzerinde, ve hâlâ kaynıyo. Bence yine bi süre ben onu tutamıycam.
● Bence bi yerde bırakmak gerek bu yazıyı da. Gideyim de poşet ıhlamır içeyim. Oh, mis.

Daçe.

3 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. littleiv says:

    öncelikle süper yazı olmuş. bu haftaki alpay erdem kadar güldüm en az desem anlatabilirim sanırım :)

  2. Daçe says:

    oo sağol ya çok teşekkürler :)

  3. sedaa says:

    daçe müthişsin sen cidden hemde bi hayli müthiş bayıldım bu yazına ayıldım bi daha bayıldım yaşanmışılıklardan olsa gerek pek bi etkilendim:D

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)