8 Eylül 2009 Salı

Ender Gelişen Osasuna Atakları (?)

9 tane ömer üründül tadında yorum
spoiler: şakalı yazı değil, sıkılırsın canım.
...

"Aman çocuum sporla uğraşsın"
diye çocuğunun bacağından tutup karateye, yüzmeye, basketbola yazdıran, 5-9 yaşlarındaki çocuğun da aklının evveliyatına güvenen aile.. Yapma bunu. Nolur yapma.
O çocuk spordan nefret ediyor sonra.
Sekiz-on yıl, bilmiyorum, belki de 12 yıl boyunca dayatılan, "bunu yapmazsan sana not yok!" denilen beden eğitimi derslerinden de arkasına bakmadan kaçıyor.
Ama kader işte.. Biliyor ki o beden hocası kadar kaprisli meslek adamı yok şu fani hayatta.
"Ters takla!" deniyor, ters takla atarken boynunu inciriyor. -incirmek apayrı yazı konusu-
"Turnike!" deniyor, steps yaptığı için aynı hoca tarafından azar işitiyor.
O çocuk bi kere spordan nefret ettiği için, sporla ilgili tüm aksilikler onun başına geliyor.
Basket oynarken orta parmağını inciriyor mesela. Parmak, diğerlerinden ayrı bi muameleye tâbi tutulup, sarılıp sargılanıyor. En az bir hafta, çocuk orta parmağını, hatta belki tüm o eli verimsiz kullanıyor.
Belki de o yüzden, resim dersi ödevini yapamıyor o hafta. Bu çocuk aynı zamanda biliyor ki, resim öğretmeni de dünyadaki en büyük çıban başı. Allah belasını versin kaprisli branş hocasının.
Dersler bir yere kadar ama. Nöbetçi oluyor bu çocuk, kıyafetini getirmiyor, belki de o dersi asıyor falan. Hep spordan nefret ettiğinden.
Hep "dayatılmasından".
Bu işin bir de arkadaş arasında yapılanı var.
Çok ufak yaştan öylesini daha bi seviyosun. Kimse dayatmıyor çünkü. İstemezsen oynamıyosun, canın isteyince de bal gibi oynuyosun.
Spor denen şeyden biraz keyif alıyosun. Arkadaşlarını seviyosun çünkü. Bedenciye beddua okuyosun. En basit olarak, iki kavramın net farkı bu.
Tabii, sporu sevmeyen biri olarak arkadaş arasında oynanan, rekabete dayalı sporlarda öyle çok kendini geliştiremiyosun. Nereye kadar yani.
Yaşını başını alana kadar belki zibilyon tane maç yapıyosun. Ama yirmi sene önceki senle bi farkı olmuyo. Hâlâ sevmiyosun spor yapmayı, sadece arkadaşlarınla olmayı seviyosun.
Kafana göre takılmayı seviyosun.
Konu yüzmeyse denizde yüzmeyi, futbolsa "şut çekişelim mi lan?" olayını, karatede düpedüz adam dövmeyi seviyosun.
Küçük yaştan, 5-9 yaşlarından dayatılan "spor yapsın benim çocuum" felsefesine hayat boyu düşman oluyosun.
Bu yazıyı okuyan olur mu bilmem şimdi. Bence bi yerden sonra bırakmışsınızdır çoktan. İstiyorsunuz ki hep komikli şeyler yazayım. Öyle yağma yooğ.
Yazıya başlamadan önce, dostum Berk'le bir fotoğrafımı gördüm. 8-9 yaşlarındayız. Üzerimizde o zamanın tişörtleri var. Ailelerimiz almış elbette.
Benimkinin üzerinde "Athletic" yazıyor. Bir Amerikan sporunun figürleri var. Bilmiyorum şu an adını. Berk'inkindeyse "Basket" yazıyor büyük harflerle. "36" numara. Forma numarası.
Şu an ikimiz de şahane şekilde hayatlarımıza devam eden iki farklı, ama "çok benzer" insanlarız. Tişörtlerden, o yıllardan dikkatimi çeken bir benzerlikse, ki o bu yazıyı yazmamı sağladı, ikimizin de şu an "spor"dan ve "spor yapmak"tan çok uzak olmamız.
Şu an 19 yaşındayız -berk 19,5 tamam- ve hâlâ "dayatılan" spordan arkamıza bakmadan kaçıyoruz.
Kendi adıma, kaçmaya da devam edeceğim.

Şimdi esasen bu yazıyı ailelere değil de, çünkü onlar da bi yerde çocuğun iyiliğini istiyo, yeryüzündeki tüm kaprisli bedencilere -ve evet resimcilere de- adamak istiyorum. Allah gani gani cezalarını versin.

Teşekkürler. (çok oturaklı yazı oldu, oturaklı yazıların sonunda teşekkür edilmiyor muydu lan?)

9 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. Eternal says:

    'branş derslerine giren öğretmen kaprisi' diye bişey var bence istisnasız.hepsi bana denk gelmiş olamaz , var öyle bişey.

    hayatım boyunca tanıdığım bütün beden eğitimi öğretmenleri kiloluydu,bize ters takla attırırken elinde çörekle gezerdi mesela.işte o hırsla , ''ulan ben attım zamanında , şimdi atamıyorum , bütün acısını bu çocuklar çeksin , atın lan takla!'' diyerek zorbalığa yöneltirdi.Arkadaş,hadi tamam basket voleybol tekniği öğretirsin de , ters taklayı atsam n'olacak atmasam n'olacak , neye yarayacak onu da şurda ifşa etmek istemedim bir an.

    bu resim hocalarında da olur aynı kapris.çizemedin mi aşşağılayanı,güleni,ya da direkt 0 ' ı basanı olur.niye,çünkü o bir sanatkar,sen kimsin ki peçeteyle boyayı dağıtıp gölge yapacaksın,ha kimsin sen,çapsız! (allah belanı versin ilkokul resim öğretmeni)

    bir de müzikçiler var ki sanırım en çılgını bana denk gelmiş.flüt de bir deliği tam kapayamayınca çıkan ses var ya , onu duyduğu anda Hulk oluverirdi.Onu da burdan hürmetle anarım.

    ben yorum değil yazı yazdım , tadını kaçırmadan gideyim,güzel tespit , kutladım kaçtım.

  2. littleiv says:

    güzel yazı olmuş. tebrik ettim.

  3. Bence de güzel yazı. O ailelerden biri benimdi. Üstelik hem tekvandoya hem baleye giden talihsiz bir çocuktum ben..

  4. Daçe says:

    teşekkürler efem sağolun.
    *ilk yorum direk bloga konulur cinsten.
    **üçüncüde dikkatimi çekense.. hem tekvando, hem bale? ilk paragrafta yazdığım "aile" türünün hakkını veriyormuş hakkat o aile.

  5. ciddi yazı oldu demişsin ama baya kahkahalarla okudum dostum :D

    Çocuklarını spor denen zevkli şeye sürükleyerek götürdükleri için spordan soğutan aileler ve beden eğitimi dersini işkenceye dönüştüren hocalara yönelik tespitlerin süper! Beden eğitimi diyince aklıma spor salonunda sesin inanılmaz yankılanmasından dolayı "KITA DUR BİR Kİ" mi yoksa "KIRKA DUR BİR Kİ" mi olduğunu ya da "uygun adım marş" mı yoksa "uyguladım marş" mı olduğunu,herkesin bu komutlara sorunsuz bi şekilde uyup mutlu neşeli vakit geçirirken benim bi yerlerimden terler akıttığımı hatırlarım. Hele basket konusu! hocalar o kadar bağırırdı ki o ses 4. yankısını bitirene kadar komutun ne olduğunu anlamaya çalışırdım. Gel git at ali topu at gibi basit komutlar da değil, adam sesi yankılanırken roman gibi cümle kuruyo, salak durumuna düşmemek için anlamış gibi yapıp demiş olabileceği muhtemel komutu uyguluyosun sonra yanlış çıkıyo hurra fırçayı ye. Zaten ellerimde düzgün parmak kalmadı hepsi yamuk yumuk oldu topları mı karşılicam yoksa hocayı mı dinlicem derken. Ama yine de sporcu arkadaşlarımı inanılmaz feci muhteşem felaket bi şekilde kıskanıyorum, adamlar hem hamburgerinden pizzasına (yakın örnekler oldu ama hep öyle yiyolar) her istedikleri zıkkımı yiyolar hem de ideal vücut ölçülerine sahipler HEM DE yorulmadan uzun süre yürüyolar ben daha ikinci adımda tıkanırken..

    not: "takla" konusunu çabuk geçmişsin anlatmak istemediğin anılar mı var yoksa? :D

  6. Daçe says:

    şş napçan ki istemediğim anıları. takla atamıyor muydum yani, çok da güzel atıyordum. hem benim "mum" adını verdiğim bir duruşum vardı, havada asılı kalarak onu yapıyordum. yoksa takla atamıyosam atamıyosun de lan hasstetme adamı :D
    hem sen çok güzel atıyodun dimi hayret ya:D

  7. AAAhahaaaa aklma geldikçe tutamıyorum kendimi

    "gözler kısık mum duruşu" :D :D :D

    çivi duruşu daha doğru bi tabir olabilir dostum.

    not: evet ben de takla atamıyodum nedense kafamı koyup başladığım minderin diğer tarafına varamadan yönüm 90 derece değişiyordu hehehehiihihi

  8. Kucuklugumde neyse ki ailem saygi duymus zorla spora yonlendirmemisti beni..Beden hocalariysa ayri bir nefret konusuydu her ne kadar kendileri benim kucuklugumu bilse de(Ataturk Lisesi Beden Hocasi T.A.)
    Bu bahsettigin tum dayatmalardan kacmanin bir yolu vardi.Siniftaki kacma meraklisi 2 arkadas nobeti bir siraya sokardi.Bi hafta hastaysak diger hafta nobetci sonraki hafta kiyafetini unutan cocuk veya sinava calismak isteyen cocuk ve daha sonraki hafta yine nobetci.
    Seninle de lise yillarimizda radyoculuk oynayarak eglenebilecegimiz bir suru programi da beden derslerindeki wc kokulu soyunma odalarinda(buzz gibidir bi de ha)yarattik,gozlemlerimiz sonucu becerebildigimiz bir suru tipin taklidini de yine ayni sekilde o o dalarda yaptik.

    Cok net hatirladigim bir an da paylasilmali.
    Senle ben yanyana iki kisiyi canlandiriyoruz.Otobusle Adana'ya seyehat eden.Sen genc ogrenciyi ben onu sikbogaz eden kiro agabeyi canlandiriyorum vee 20dk konusuyoruz.Soyunma odasinin fayanslarina kafani dayiyorsun ancak ikimiz de bunun farkindayiz.Onlar fayans degil,gozlerimizin onunde icinde bulundugumuz otobusun cami.

    Huzunlendim de boyle liseye gidince.Tesekkurler bu guzel yazin icin de hocam.

  9. Daçe says:

    eyvallah hocam, ben teşekkür ederim sana o fayanslardan otobüs camı yapmamızda büyük katkın olduğu için.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)