12 Temmuz 2010 Pazartesi

Kırmızı Termometreli Günler

1 tane ömer üründül tadında yorum
insan inandığı şeyler uğruna muhteşem bir twitter balinası yapabiliyor sevgili okur.

☼ Neaber?
Evet yeni simge yaptım kendime. Nasıl ama, böyle bi "yaz özel" konsepti yakalıyım dedim. Yakında her okura "Giriş + 2 Malibu = 15 lira" tarifesi uygulıyım diyorum. Bi de bazı bloglarda görüyorum, blogu açar açmaz müzik çalmaya başlıyo falan... Ben de yeni bi teknoloji üzerinde çalışıyorum, benim blogu açar açmaz, varsa hoparlörlerden, yoksa direk monitörden hava üflenicek. Soğuk hava tabi. Oh mis.
O diil de meteororaröre.... Off bi dakka. Sıcaktan hep.
☼ O diil de meteorolojinin sitesinde, içinde bulunduğumuz günler için yepisyeni bi simge var: Kırmızı termometre. Sanırsam "götümüze girebilir" anlamında kullanılmış.
☼ Yazlık yerde emekliler spor yaparken, daha doğrusu Okey oynarken, turuncu renge, göz göre göre sarı diyolar ya... Hani sarıyı bilmesek inanıcaz ya... Bi de göz var nizam var resmen portakal gibi, Hollanda gibi, hatta bizzat Robben gibi parlayan turuncuya "Sarı Sekiz!" falan diye isim takıyolar ya... İşte resmen o benden yaklaşık bi 3,5 yaş alıyo diye düşünüyorum.
☼ Böyle güneşli de çok tuhaf oldu lan. Ntv'nin yazlık programları gibi oldu ortalık bi anda.
☼ Bugün neyi düşündüm biliyo musun sevgili okur? Bilmiyosun nerden bilicen. Allah bilir sen benim düşünmeme bile ihtimal vermiyorsun. Ehehe. Ne sandın. Neyse. Düşündüm ve acaba dedim, insanın dedim, en büyük adaptasyonu ne olmuştur dedim şu bohem, şu köhne hayat yolunda. Böyle bi düşündüm, bi uzaklara daldım. Ve uzun gel-gitler sonucunda en önemli adaptasyonumuzun "ayaklarımıza/yere bakmadan yürüyebilmek" olduğunu buldum. Evet. Ben çocukken mesela hatırlıyorum, önüme bakarak yürüyemiyodum baya uzun bi zaman, hep yere bakmam gerekiyodu. Gerçi o zamanlar mesela dört tekerli bisiklete falan biniyodum. Öyle zamanlar yani. Evet ben de sıkıntılı yıllar geçirdim... Bi saniye şu an çok duyg... Imgh... Tamam iyiyim ben. Geçti tamam.
Köhne tam bir Alman erkek çocuğu ismi değil de ne. "Gürbüz, yağız" anlamlarına geliyor olması kuvvetle muhtemel. Köhne'lerin ortak özelliği kıvırcık koyu sarı saçlı olmaları. İfil ifil bakarlar, "mahaha" diye kaba gülerler. Evet. Gelecek sayıda: Bastian'lar ve Thomas'lar.
☼ Şaka maka Dünya Kupası da bitti ha. Resmen bitti yani. Her ne kadar finalde cancaazımla Hollanda'yı desteklesek de, kupanın en doğru ellere gidemeyeceğini ikimiz de biliyorduk. Zira Almanya yarı finalde elenmişti!! Allaam ya. Bak sinirlendim yine. Hayır yani milyonların izlediği, böylesine dev bir organizasyonun finalinde, dilim döndüğünce Schweinsteiger (şıvaynştayger) diyemiyorsam, ya da işte "Ehere ehe Mesut'a bak ya ne biçim oynuyo, bu var ya şimdi bizde olucaktı off!!" filan muhabbetleri yapamıyorsam ben neyleyim öyle final maçını.
☼ Yalnız Ömer Üründül'e doymadık mı resmen şu 1 ayda? Ben artık kulaklarımdan "Enteresaaan", "Ouuvv" filan gibi sözler kusucam, o raddeye gelmişim.
☼ Şu an bi tane böcek geldi ekrana bu yazdıklarımı okuyo. Resmen işin mutfaanı görüyo yani... Hala bakıyo. Seninle sözlü olarak anlaşamıyoruz sevgili böcek, ama okuyosun diye yazıyorum, birazdan seni öldürücem. Nihahahah.
☼ Haala bakıyo mal mal. Dilimize tam hâkim değil anlaşılan.
☼ Neyse ya bari bitsin burda. Çok bişey de anlatamadım ama artık olduğu kadar. Fazlası çünkü okunmuyor biliyorum. Hep bıyık filan çiziyosunuz resimdeki ünlülere di mi. Güneşli maddeler de çok havalı oldu ha. Bakalım blogun anasayfasında nasıl görünücek diyor ve gidiyorum.

Daçe.

Bir kişi Ömer Üründül olmaya çabaladı

  1. littleiv says:

    aha yazlk blog olmuş, püfür püfür yazı olmuş :) gayet de eğlenceli olmuş :)

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)