7 Ocak 2010 Perşembe

Noterlik Erbabı

2 tane ömer üründül tadında yorum
● Selam olsun uçan kuşa, dolu dizgin dağa, suya. Orta yaşlı, saçları hafif kırçıllı Anadolu rakçısı girişi. Nasıl?
● Kanaltürk diye kanal var biliyosun. O bizim işte. Bildiğin benim, annemin, babamın, bi tane hafif göbekli gibi amcam var mesela, onun, sonra efendime söyliyim, görüşmeyeli özlediğim bir teyzem var, onun. Böyle kompile akrabacak bizim. Annemin gün boyunca evdeki televizyonda, babamın da arabanın radyosunda sürekli olarak Kanaltürk takip etmesinin başka mantıklı bir açıklaması olamaz çünkü. Kanaltürk görmekten kafayı yiycem lan.
● Yalnız bizim bi televizyon kanalımız olsa, bir de buna bağlı radyo kanalımız olsa negzel olmaz mı? Düşünsene, televizyon kanalı mesela, kompil benim. İlk kurulduğu yıllarda belki sadece bizim evden oluşur, sonra reklam aldıkça genişletiriz mekanı. Düşün bak kanal benim yani, ressmen ben ne istersem onu göstericek. İstersem film koyarım, istersem dizi koyarım. Sıkıldıkça ben kendim çıkarım bizzat. "Ulusa Sesleniş" babında. Gerçi izleyici kitlem biraz az kişi olur ama, dediğim gibi, zamanla artacağı kanısındayım. Evet evet çok zevkli iş, ben hemen yarın işlemleri başlatayım.
● Notere hiç işin düştü mü okur? Düşmemiştir nerden düşçek. Bakkal değil ki her gün gidesin. Benim de zaten şu ucu bucağı belli olmayan hayat mekvâsında bir kere düştü işim. Geçen sene sanırım bu zamanlar, daha önceki zamanlar da olabilir emin değilim, babamla benim kredi işlemleri için gitmiştik. Hayatımda ilk kez notere gidecek olmanın tatlı heyecanı içinde, niye heyecan yapıyosam, ayaklarımı kıçıma vura vura Ankara Bilmemkaçıncı Noter tabelasının olduğu iş hanına, ordan da noterin bulunduğu dükkana girdik. Evet dükkan diyorum çünkü ortalama bir dükkandan daha büyük değildi. Oysaki ben böyle saray yavrusu gibi, bütün iş hanı olmasa da hadi yarısı noterdir falan gibi bişey bekliyorum. Yok. G.t kadar bi yer. Bi tane tezgah var, arkasında iki tane memur. Ben sanıyorum ki onlar noter denen insanlar. O da değilmiş. Bu tezgahın bitiminde, kendine ait ofisi olan bir adam noter. Kelli ve felli bir insan. Dükkanın arka tarafında kalıyor böyle. İlginç. Ha ama ofis dediysem sen de gözünde çok büyütme, adam mukavvadan üç kenar yapmış, sırtını da cama vermiş, orası olmuş ofis. Böyle bişey. Diyafona basıyor "Oralet" diyor, basıyor "Çay" diyor. Bütün gün de sadece kağıt imzalıyor bu adam. Tezgah arkasındaki memurlarla bir ton münakaşaya giriyorsun, yarım saat konuşuyorsun falan, en son kağıdı imzalatmak için noterin yanına gidiyosun, imza atıyo, çıkıyosun. Böyle. Baktığın zaman bir s.k, afedersin, yapmıyor gibi. Ama sonradan öğrendim, deli de para kazanıyor bu noter. On milyarları tavada yakıyor adeta, parayla kıçını siliyor. O derece. Hayır iki kağıt imzalayarak mı kazanıyor bu parayı, onu anlamıyorum. Bu da böyle bir noterle tanışma anım gibi bişeyimdir.
● O diil de yemin ediyorum bu kadar uzun bi maddeyi yazarken çok yoruluyorum. Valla. Taş attın da kolun mu yoruldu hıyarto, diye sorucaksın ama valla yorucu lan. Zahmetli iş blog yazmak. Hayır can okur, bi de cebime üç beş bişey de atmıyosun o kadar okuyup. Elin noteri kıç kadar ofisinde trilyon basıyor. Behey.
● Şaka tabi.
● Bizim bu Dikmenliler ne çok seviyo mandalinayı okur, biliyo musun? Valla. Yani bütün mahallenin bu mandalina sevdası artık çok çılgın boyutlara ulaştı, korkuyorum. Sokakta yürüdükçe gördüğüm mandalina kabukları bi yana, artık sokakları da mandalina kokusu sarmış. Hayır sanırsın ki bu bizim oraların insanı, hani yeni gibi bi de güya, tropik adadan uçakla getirildi. "Ananın karnından mandalinayla, hindistan ceviziyle, ne bileyim avokadoyla mı doğdun p.zevenk?" diye sorucam bi gün de.. Mahalleliden çok pis dayak yemekten korkuyorum.
● Eymir negzel yer ya, Eymir'i özledim ben. Diyceksin ki, kaç kez gittin? Topu topu iki-üç defa gittim ama ne biliyim, insan su görmek istiyor lan. Her sağlıklı Ankaralı gibi benim de ihtiyaçlarım var. Falan.
● Nedense pek bir bozuk ağızla yazmışım gibi oldu. Küfürden komiklik unsuru oluşturmaya çalışan sinsinin biriyim evet.
● Şimdi bütüün bu şakalar komikler bi yana dursun, ben artık kaçayım. Çok sayıda da öpeyim. Kendine iyi bak sevgili okur. En yakın zamanda yeniden görüşmek üzere.

-bilmiyorum komikli oldu mu hakkaten ama, eğer güzel olduysa bu postu da günlerdir, haftalardır final projesiyle uğraşmaktan yorulmuş cancaazımın yüzünü biraz olsun güldürebilmek için kendisine ithaf ediyorum, desem-
-blogunu kişisel amaçları uğruna kullanan adam:P-

Daçe.

2 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. littleiv says:

    artık ilk yorumları benden görmeye alışmışsındır daçe.

    televizyon kanalı olsa blogundaki izleyici kadar bir seyirci kitlen olur bence başta. ayrıca radyoculuk ve 250.postta hazırladığın videodan bildiğim kadarıyla sen bu işi yaparsın hacı. ben inanıyorum.

    ehehe şaka tabi'de bir tırsma ne bileyim bir adamsendecilik görmedim değil. adamsendeciliği gerçekten görmedim ama.

    bozuk ağız dedin de ben de şikayetçiyim o konudan. bazen pis kelime kullanmak gerekiyo ama aklıma geliyo eş dost okuyo diye. babam falan okuyo lan. korkuyorum yazamıyorum. bu konuda üzgünüm ben.

    yine güzel yazı olmuş kısacası :)

  2. Daçe says:

    valla sağol yorumsuz geçmemeye başladın:D

    "şaka tabi"de bir adamsendecilikten daha ötesi var aslında. itiraf ediyorum.

    eyvallah littleivcığım :)

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)