25 Ocak 2010 Pazartesi

Bademcikli Kafayla

3 tane ömer üründül tadında yorum
'muammer güler'le alkol alıyorum'. burda tahminen tam "arkadaşlarımız..." anında.

● Selamlar sevgili okur. Şimdi böyle selam melam diye başladık ama bu seferki biraz zor olucak, zira kablosuz klavyem kafayı yedi. Evet; altın kaplama, trilyonluk kablosuz klavyem var bu arada. Ama işte ne kadar harfler altın kaplama, kenarlar zümrüt işleme, efendime söyliyim, Caps Lock, Enter falan böyle pırlanta oymalı da olsa, şu an bazı harfleri yazmamakta çok kararlı. Öyle böyle diil. Şimdi esasen bu ilk madde biraz uzun oldu ya, daha baştan sıkmış gibi olmıyım ben hemen ikinci maddede durumu biraz açıklayayım.
● Evet yine ben. Şimdi bu benim F1'den F12'ye kadar olan tuşları yakutla kaplı naçizane biricik klavyem bugün böyle bi, nası desem, böyle resmen bi şerefsizlik, bi şımarıklık yapıyo. Kafasına göre harfleri koymuyo falan. Ağzına yüzüne vurucam ama işte sonuçta krom-nikel kaplama olduğu için kıyamıyorum. Hani bi yerde bronz çerçeveli falan bişey sonuçta. Yani demem o ki bu yazıda eksik bulduğunuz harfleri aklınızdan tamamlayınız sevgili okur.
● Yalnız böyle bi klavye olsa yerinden kalkmaz yemin ediyorum. Daktilo gibi.
● Çocuk ne salak bişey dimi can okur? Mesela sen akşamüzeri dışarı çıkmışsın, arkadaşlarını görüceksin belki, kafa dağıtıcaksın falan; o sırada yağan iki gram kar yüzünden kartopu oynamaya çıkan çocukları görüyosun. Daracık sokakta ordan oraya koşuyolar, olan azıcık karı birbirlerine atıyolar falan. Hani aralarından geçip yoluna devam etmek istiyosun ama şimdi bu çocuk denen şey o kadar salak bişey ki, düz salak yani, kesin avucunda şekil bile veremediği karı bütün şuursuzluğuyla, bütün bilinçsizliğiyle arkadaşı olan diğer çocuğa attığını sanıcak, ama o kartopu kesin sen aradan geçerken sana gelicek falan. Çok fena.. Çocuk dediğin biraz şuur kaybı.
● Geçen gün bi arkadaş formspringden şey sormuş, gerçi isim vermeden sormuş ve ben de şimdi kendisinden "arkadaş" diye bahsedince sanki kendimi bir an için herkesi arkadaşı zanneden Muammer Güler falan sandım, "Arkadaşlarımız soruşturmaya devam ediyor. Arkadaşlarımız hallediyor." falan, neyse, demiş ki dolmuş şakalarına, komikliklerine n'ooldu?.. Bir ara çok sıkılmıştım dolmuştan çıkan komiklik malzemesinden, bahsetmeyim demiştim, sonra dün ne olduysa "Haa" dedim, "Bak çok komik bişey geldi aklıma, bunu yaziyim." falan ama sonra unuttum. Resmen haftalar sonra ilk dolmuş komikliği ile burda olmuş olucaktım. Tüh bak. Hayıf hayıf hayıf.
● O kadar elmas vidalarla sıkılmış klavyem şimdi gayet güzel yazmaya başladı. Sanırım arada laf söylemek gerekiyo bunun gibisine.
● Kombiden sürekli "çıtır çıtır" diye sesler geliyo yandıkça. Sürekli ama. Sanırım şöminesi olmayan, sadece kombisi olan, kendi halinde mesut çekirdek aileler için özel olarak üretilmiş bizimkisi. Ha bi sonraki modelinde eğer sadece sesi değil de aynı zamada ateş görüntüsünü de verebilirlerse çok süper olur. Böyle iki üç odun falan. Mahsusçuktan yanıcak. Valla kendi halinde yaşayan orta gelirli mesut çekirdek aileyi düşünen birileri varsa, onlar da kombicilerdir. Kimse kusura bakmasın.
● Şimdi Haiti'de deprem oldu, her yer yıkıldı falan ya. Ben açıkçası Haitili olmayı şu dakikadan sonra hiç istemezdim. Yani o depreme maruz kalsam bile, ne bileyim, bu başımdan geçmiş olsa ama ben yaşıyor olsam bile gerçekten bırakabildiğim kadar yakın zamanda Haitililiği bırakıp kaçardım. Başka herhangi bir ülkeli olurdum ama eminim Haitili olmazdım. Düşünsene, bundan sonraki 10 yıl boyunca Haiti'nin Show Tv'sinde Ali Kırca çıkıcak, "Cennet ülkemizde, 2010 yılında bugün ne olmuştu hatırladınız mı? Evet. Depremin açtığı yaralar hâlâ kapanmadı. Tıpkı Küçük Elif'in başına gelenler gibi.." falan diye bi haber okuycak. Amaan. Valla tiksindim bak. Haiti'de küçük Elif mi olur bi kere arkadaş? Nasıl bir Ali Kırca'sın sen? Nasıl bir şevkle hala o kaşları, o bıyığı boyayıp, ekran karşısına geçip "depremin açtığı ama bir türlü kapanamayan yaralar"dan bahsediyorsun? Haiti'desin lan sen. Allah bilir Korcan Karar'a da bağlanırsın, o da ağzını yaya yaya "Ali Kırcaaa, o zaman Elif tam 1 buçuk aylıktıııı, şimdi ilkokul 3. sınıftaaaa. Merhaba demek ister misin Elif?" falan diycek. Gerçekten şu an bu ikilinin ağzını burnunu güzelce bir kırasım geldi. Sanırım kafalarına çinko-karbon pilli klavyemi atsam baya güzel olucak..
● Bi keresinde bu Ali Kırca, Kuzey Irak'ta sınırdan muhabirlik etmek isteyen Korcan Karar'a bağlanmıştı, hatırlıyorum. Sınırı bi nehir gibi bişey oluşturuyo tamam mı. Yani şimdi coğrafyam çok iyi değil, ordan ne geçiyo bilmiyorum. Ama yani nehrin bi tarafı biziz, diğer tarafı Talabaniler falan böyle ailecek. Hiç unutmam Korcan Karar hayatının en saçma muhabirliğini o zaman yapmıştı. Şimdi bu Korcan, Türkiye tarafında tamam mı ilk başta. Diyo işte "Şu an Türkiye'deyiz Ali Kırca..." falan. Sonra paçaları kıvırdı. Ayakkabıyı da yanlış hatırlamıyosam çıkarıp eline aldı. Bi elde mikrofon. 2 metre genişliğindeki dereyi geçti böyle çıplak ayaklarıyla. Öbür tarafta çıktı karaya, kameraya dönüp şunu söyledi; "Ve şimdi de Irak'tayız. Evet Ali Kırca, sınırda durum böyle." Yalnız o an çok saçma gelmişti ama şimdi niye anlatamadım ben bunu. Valla oturup ağlarım. Neyse.
● Abartmadan gideyim. Kendinize çok iyi bakınız efendim. Yine geleceğim.

Daçe.

3 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. gokben says:

    : ))

    (bir küçücük gülücük işareti deyip geçme önemli bir şeydir)

  2. Dace'm tamam biz abarttık ama çikolatasını.Kekini de kabarttık falan.Neyse,

    Şu Korcan'ın ağzından o röportajda kesinlikle '0 noktası' lafı da çıkmıştır bu da benim yazına ekim olsun sevgiler saygılar.

  3. pınar says:

    ona krom-nikel degil nikrom kaplama denir. müyendiz müyendiz, eger dalga geçtigin 'physics for non-scientists' dersini alıyor olsaydın nikromu da bilirdin! :D

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)