6 Ocak 2010 Çarşamba

Fırfır: Bir Teknikten Daha Fazlası

2 tane ömer üründül tadında yorum
-bu hikayedeki kişi ve olaylar tamamen gerçek gibidir. çok yakın yani gerçeğe. okurken "acaba oldu mu hakkaten bu" diyebilir, kelimelerin engin dünyasında kendinizi kaybedebilirs... tamam itiraf ediyorum, hepsi gerçek tamam. bi tek "bugün" diye bahsedilen zaman aslında geçen hafta, hepsi o-

...
Sıcağı sıcağına paylaşırsam sonradan acısını daha az yaşarım
düşüncesiyle, size bişey anlatıcam. Ben bugün dünyanın en iyi langırt oynayan kızını gördüm, bununla da kalmayıp kendisine yenildim. Evet. "Aa rezil püü kıza mı yenildin lan?" Evet. Kıza yenildim. Ama öyle alelade bi kıza değil. Bayaa bildiğin, babasının karnından langırtla çıkmış bi kız. Düşün yani o babanın çektiği acıyı.

ODTÜ'nün Çarşı'sında, bilir misin çarşıyı, bilebilirsin, orda işte bi langırt turnuvası vardı bugün. Bölümden de bi adaşın, pardon, arkadaşın ısrarıyla gittik yazdırdık ismimizi, bekliyoruz sıra bize gelsin de maç yapalım diye. Kendimize güvenimiz tam, kralı gelse tutamaz, öyle bi motivasyondayız. İlk maç; rakibi tanıyalım dedik, maçtan önce gidip tanıştık. Büyük ihtimalle aralarında bu blogu okuyan yok, varsa da kusura bakmasın ama; biraz mal, biraz "Bunlar bilmez lan ahaha" insanlar gibi geldi gözümüze. Sıra bize geldi, ismimiz söylendi, çıktık er meydanına. Tribünler tıklım tıklım dolu, Ankara'nın dört bir yanından gelen kızlı erkekli taraftarlar yerlerini almış, coşkulu kalabalık olmuş. Takım arkadaşım Sercan'da bir enerji birikintisi görüyorum o an, eminim ki maçta patlayacak. Forvete de geçti, hiç şüphem yok, gol olup yağıcaz rakibin üzerine. Hayvanlar gibi konsantre olmuşuz..

Maç başladı. İlk dakikalarda sağlı sollu paslaşmalarla rakibin kalesinde biraz tehlike yarattıysak da, sonradan bunlar bir açıldılar bir açıldılar, Allahım, Barcelona'ya bağladılar resmen. 10 dakikada kalemizde milyonlarca gol görmüştük ve yediğimiz her golden sonra daha da giriyorduk yerin dibine, zira coşkulu kalabalık bütün coşkusunu bize 'karşı' kullanıyordu. Ender gelişen Osasuna atakları gibi kalıyordu paslaşmalarımız artık. Birkaç gol daha yedikten sonra Sercan'la göz göze geldik. Onda umarsız, "Amaaan s.kerim nolucak abi" kahkahaları, bende sırf rezilliği biraz olsun azaltıp kalabalığı güldürmek için ortaya atılmış anlık komiklikler şakalar. Biraz sonra maç bitiminde skorbord rakibin bizi nası maymun ettiğini yazıyordu. Turnuvadaki ilk maçımızda yenilmiştik. Bütün o motivasyon, espriler, şakalar falan hep sıfırın altındaydı.

Fakat o sırada, başka bir maçın yenileniyle maç yapacağımızı öğrenmiş ve görünen o ki turnuvaya henüz veda etmemiştik. Ve bu kez rakip takımda bir kız vardı. Bunu öğrendiğimizde Sercan'la "İyi lan bi maç alıcaz işte garanti ahohahaohahe" gibi rakibi küçük düşürücü birtakım ifadelerle yeniden tüm moral ve motivasyonumuzu toplamış, tekrardan sahaya çıkmıştık. Bu kez önceki maçtan daha da çok güveniyorduk kendimize; zira rakibimiz, takım arkadaşıyla daha önce tanışmayan bir erkek ve langırtla uzaktan yakından alakası yok gözüken bir kızdı. Tabi bilmiyorduk ki, o kızın içinde aslında nasıl bir cevher, nasıl bir van Nistelrooy vardı.. İlk maçların yenilen takımlarının maçı olduğu için bu kez önceki kadar coşkulu bir kalabalık ilgilenmiyordu pek. Yine de sırf boyu yetmediği için diğer maçları izleyememiş ya da ortalarda dolaşıp durmaktan sıkılmış insanlar biraz olsun ilgi gösteriyordu.. Derken maç başladı ve başlar başlamaz bizim bu langırtçı kız da, inanır mısın okur, golleri sıralamaya başladı. Top yarı sahamızdan bir türlü çıkmak bilmiyor, rakibin geliştirdiği her atak golle sonuçlanıyordu. Karşımızda resmen ülkesinden yenice transfer edilmiş Brezilyalı bitirici forvet vardı ve ne yapacağımızı bilemiyorduk.

İşte o anda, tam o anda Sercan'la bir göz teması kurdum, hemen birkaç gaz cümle söyledim telepatik olarak. Sercan "Tamamdır." anlamında kafasını yukarı aşağı yavaşça salladı, ve birkaç saniye sonra yeniden maça döndük. O kadar hırslanmıştık ki, artık kimse bizi tutamazdı. Topla ilk buluşmadan sonra gelişen birkaç paslaşma, ardından rakibin kalesinde birkaç gol ardarda bulmamız.. Evet, aynı filmlerdeki gibi maçı tam kritik yerinden çeviriyor gibiydik. Karşımızdaki kız, tam iki dakikadır gol atamamanın verdiği sinirle deliye dönmüş, daha da hırslanmıştı. Nitekim bu kez filmlerdeki gibi olmayan bir durum vukû bularak, kız gollerini atmaya devam etti. Yani maçı çevirebileceğimiz hayali, birkaç golle yeniden suya düşmüştü..

Maçın sonunda turnuva çizelgesinde yazan şey, bizim yerimizde saymış olmamız ve o kızın bir üst tura çıktığıydı. Sercan'la "Lan çok iyi bok yedik dimi katılmakla?" tadında konuşmalar yaptık, ardından kimselere görünmeden, adalardan modalardan, salonu terk ettik.

İşte bu da böyle bir anımdır.

Haa bi de, "Olm bu oyunda Vannisterroy'u çok güçlü yapmışlar!"

Daçe.

2 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. littleiv says:

    ahoahaoaha kıza yenilmiş diyerek dalga geçmem bunu yapıcak bi insan değilim biliyosun :)

  2. SG says:

    Aslında baktık zaten finale cıksak da finalde eleniriz bari dedik şu kız geçsin turu da sevinsin biraz :D

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)