19 Aralık 2009 Cumartesi

E=mc²'yi Sokakta Uygulamak

4 tane ömer üründül tadında yorum
● Bazen düşünüyorum da blog diye bişey hiç olmasa demek ki ben delirirmişim. Öyleymiş yani demek ki. İkiyüzseksenbilmemkaçıncı postta anladım bunu.
● Hal-hatır sualleriyle başlayalım.. Neler yaptınız geçtiğimiz hafta boyunca? Sınavınız mınavınız, önemli bir işiniz gücünüz var mıydı? Geldi mi başınıza ilginç bişey? Gelmedi dimi? Off. Sorularına cevap alamayacağını bilen bir blog yazarının kısacık hüznüne şahit oldunuz.
● Arkadaş bu kalkülüs denen şey ne pis bişey öyle ya. Fizik falan yine güzel. Kimya, çizim, ingilizce.. Bunlar hep güzel şeyler, eğlecenli şeyler. Ama kalkülüs öyle değil. Kalkülüste bi yerde koptun mu, imkânı yok o konuyu öğrenemiyosun; bi de o konuyu öğrenemediğin yetmemiş gibi, sonraki konulara da bi türlü yetişemiyosun. O yüzden sen sen ol sevgili okur, benim gibi daha sene başından kaçırma kalkülüsü. Ben kaçırdım ordan biliyorum. Şimdi integration by parts konusundan yakalamaya çalışıyorum mesela, çabam var, ama ne bileyim, sanki o hınzır şey bana çoktan tur bindirmiş gibi hissediyorum. Evet kalkülüs tam bir hınzır.
● Çizimde de, mühendis olcak arkadaşlarım bilirler, nerden tutarsan ordan öğreniyosun bütün sene başından beri işlenen şeyi. Ama olan ilk midtörme oldu o ayrı.
● Bundan tam bir ay önce, kimyanın ilk midtörmüne getirmemiz gereken hesap makinasını getirmemiş ve sınavın başlamasına üç dakika elli iki saniye kala falan, o civarda yani, bulmuştum birinden. Ama hiç tanımadığım birinden. Sonra o hiç tanımadığım biri ne yazık ki sınav sonrasında kayıplara karıştı, veremedim, elimde kaldı. Bugün de ikinci midtörm vardı, nası olsa veririm diye getirdim. Sonuçta makina bir aydır bendeydi ve artık sorumluluk duygusu pis bi canavara dönüşüyodu içimde. Gördüm de o hiç tanımadığım kişiyi sınavdan önce. Ama sınav çıkışında aradım her yeri, hiçbir yerde yok kendisi. Esrarengiz gibi. Sonuç olarak şu an hesap makinası hala bende ve önümde yine beklemem gereken koca bir ay var. Allaam kuvvet ver.
● Şimdi tekrar okudum da, demin yazdığım madde gereksiz uzun olmuş ama şu an o kadar üşeniyorum ki yeniden yazmaya. Affola.
● Yalnız her 'affola' yazışımda aklıma Afrika asıllı ama Afrikalı olmayan insanlar geliyor. İlginç gibi midir nedir. Benim için bunun yegâne örneğiyse öyle Barack Obama falan değil, bildiğin Mansur Ark'tır. Ne yapıyor şimdi acaba.
● Eskiden herkesin birbirine buz gibi soğuk şakalar yaptığı, soğuk esprili gündelik sözler söylediği bi dönem vardı. Eskiden dediğim, benim eskidenim yani, 90'lar falan. Mansur Ark diyince tabi akıl gidigidiveriyor 90'lara. Ne pis dönemdi. Genelde bu soğuk espriler de ingilizceyle türkçenin kombine edilmesinden kaynaklanıyordu. Olmaz olsundu, geçti bitti sanki. Toplum olarak gelişiyoruz bence.
● Yenice dökülmüş asfaltın sıcaklığını ayağıyla kontrol eden mahalle teyzesi gördüm geçtiğimiz hafta. Manyak gibi bakıyo sıcak mı diil mi diye. Sıcak olsa yapışıp kalıcak o ayak oraya ama teyze işin eğlencesinde. Adrenalin yapıyo kendince. Ben ömrümde böylesine meraklı mahalle insanı daha görmemiştim.
● Hani insanın eve çok aç, aç bilaç, hatta ölürcesine aç gelmesi, ama yemek saati olmadığı için ortalıkta hazır bişeyin pek olmaması, aynı insanın ilerleyen saniyelerde buzdolabına yönelmesi, fakat dolapta ilgisini çeken hiçbir şey olmaması, sonra o insanın ölmesi falan... Evet yani bence bu zincirin sonunda ölüm olmalı. Yoksa insan, Allah korusun, akıl sağlığını geçici bi süre için kaybedebiliyor. Gidiyim de bişiyler yiyim lan.
● Bugün ben çok kısa bir süreliğine de olsa uzay-zaman düzlemini büküp birazcık geçmişe gitmeyi başardım. Evet yaptım bunu. Ama öyle çok geçmişe gitmedim, çok azcık geçmişe gittim. Hatta sanırım bi 10 dakika öncesine falan gittim. Evet tamam anladık bi yere bağlıycam konuyu ama bağlayamıyorum. İşte benim böyle konuları bağlayamadığım zamanlarda gerçekleşen fiil apışıp kalmak oluyor. Her neyse. Sokağın başından eve doğru yürüyorum. Yerde bi tane mandalina kabuğu parçasına rastladım. Hemen Şerlok Holms edasıyla "Vay anasını, birisi mandalina yemiş olmalı!" kararına vardım. Birkaç adım sonra bir başka kabuk parçası daha gördüm. Biraz sonra bi tane daha, bi tane daha derken, 10 dakika önce onu yiye yiye giden adamın hızında kabukları takip ettiğimde, bir süre sonra giderek hızlanıp koşmaya başladığımda çok çok kısa süreliğine o adamı gördüm. Resmen bir an için ışık hızına ulaşmış, 10 dakika öncesine gitmiştim ve insanoğlunun bir meyvayı ne kadar hunharca katletebildiğine şahit olmuştum. Sonra birden adamla göz göze geldik, bana ağzından mandalinanın sularını akıta akıta baktı, tam üzerime saldıracakken tekrar 'şimdi'ye döndüm. Korkudan nefesim kesilmişti ve ben de o sırada çoktan eve varmıştım. 10 dakikada neler oluyor işte. Tuhaf.
● Kendinize iyi bakın.

Daçe.

4 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. abi şu integration by parts'tan seneyi kurtarma çabasında olan biri de benim,bilirsin:D
    hatta bu hafta hüzün dolu bi ifadeyle ben dersten anlamamış çıkarken sen anlayamayacağım diye bakarak giriyordun.Derse gider olduk bi de yani..

    ama esasen ln bilmeyen adam logarithmic functions bilmeyen trigonometri formüllerinden bihaber adam ne anlar integration by parts'tan?..

    Hüzünle masadaki calculus kitabına bakıyorum.Ve itiraf ediyorum ben şimdiden başladım finale çalışmaya:d

  2. rectoa says:

    geçen haftam çok rutin geçti. ama buna da şükür. sen naptın?

  3. Daçe says:

    @şiyar; valla çok 'içli' yazmışsın katılsam mı katılmasam mı bilemedim.

    @rectoa; valla benim geçen haftam güzeldi be. bu haftam da güzel olucak. inanıyorum yani güzel şeyler bunlar, rutini boz derim.

  4. z.. says:

    asıl fizikte kaçıyo her bişi bi bırakınca..çizimi desen adını duydukça bi kötü oluyorum:D integration by partsa gelince hani şu öss döneminde ezberlemeye çalışılınan ve genelde ezberlenemeyen formül varya o:D bide zamana geri gitme falan bahane sen bildiğin mandalinaya sulanmışsın hehe:D

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)