29 Ekim 2009 Perşembe

Adidas Aşofman Altı...

1 tane ömer üründül tadında yorum
*fazlaca uğraşasım olmadığından editleyemeden postluyorum. cümle başı büyük harflermiş, konuşmaların italik olmasıymış falan, kusura bakmayınız efendim. öpüyorum hepinizi.*

...anlamıyordu besbelli söylediklerimi. ya da anlıyordu ama otoriter olamıyordum ona karşı. herkesin yaptığını harifyen uyguluyor, ama bana gelince mal mal bakıyordu suratıma. yarım saatlik uğraştan sonra "gerizekalı köpek!" diye bağırdım. havladı. gerizekalıydı işte. ona olan bütün sempatim yok olmuştu. yapacağı biraz maymunluktu, hepsi o. arkamı döndüm ve yürümeye başladım.

hava kararmaya yakın, köydeki evin epeyce geniş avlusunu boydan boya yürürken kafamdaki tek şey, canımı sıkan sevimli bi köpek değildi elbette. karamsar düşünceler vardı aklımda. okulu düşünüyordum, okuldakileri, sonra ankarada olan biteni, hayatına orda devam edenleri.. buraya geldiğimden beri hayat durmuş gibiydi. yürüyordum sadece.

avlunun ne kadar geniş olduğunu, yorulduğumda fark ettim. daha sonra "avlu" kelimesinin benim kadar sık kullananı olmadığına kanaat getirdim. ama sevmiyordum işte. genel beğenileni kafadan beğenemiyordum. ankara'da ne kadar "bahçe" dediysem, burada o kadar "avlu" diyordum. bir takım matematiksel düşüncelerin de ardından eve ulaştım.

dışarıda çıkarılmış ayakkabı olmaması önce yalnız olduğumu düşündürmüştü. içerideki anlık kahkahadan bunun yanlış olduğunu anladım. içerde bi muhabbet dönüyordu ve hemen dahil olmalıydım. aksi halde o akşam hiç geçmeyecekti..

uzunca yollardan sonra gelinen bu köy evindeki samimi sohbet akşam saatlerinde başlar, herkes yatana kadar devam ederdi ve bir kere başını kaçırınca, insan hayattan soğurdu. sohbeti başlatan, genellikle ailenin fırlama gençlerinden biri oluyordu ama; bu kez bir yabancı konuşuyordu salonun orta yerinde, hararetli hararetli. tamam, bu eve hiç misafir gelmiyor değildi tabi ki, ama ilk olan şey; bu köye adidas eşofman altlı, hatta aşorfman altlı bi yabancının gelmesiydi. şaşkınlığımı söze vurmak zorunda kalarak; "eheh biz bu köyde adidas aşofman giyip gelen yabancıyı sevmeyiz." dedim. herkes dönüp baktı ve sessizlik bir anda tüm odayı sardı. soğuk bir espri olduğunu biliyordum, ama o an muhabbet öylesine sıcak ve içtendi ki, bir anda beni de "gel can!" diye aralarına alırlar sandım. rahatlıktan uzak hareketlerle boş bi yer bulup oturdum. muhabbet devam etti.

benden sonra yine normale dönen ve saatler boyunca ilerleyen "can" sohbete bir daha espriyle giremedim. birkaç kez "ehunuhu uhunuhu" diye çok net güldüğümü hatırlıyorum. onun dışında tek kelime etmedim. başını yakaladığım muhabbete rağmen, o akşam geçmedi..

ertesi sabah adidas aşortmanlı kahvaltı masasının baş köşesinde oturmuş, aile fertlerini esprilere şakalara boğuyordu. iyiden iyice gıcık oluyordum adidaslıya. resmen lafları ağzımdan alıp, şapır şupur koyuyordu ortaya. kafam bozuldu iyice. köyün adeta yerlisiymişim gibi, montumu alıp dışarı çıktım. sanki gidecek bi yer biliyormuşum, yahut köy ahalisinden en azından birkaç kişiyi tanıyormuşum gibi.

dolaştım akşama kadar köyün sokaklarında. önceden birkaç sefer gördüğüm köyün hocasıyla tanıştım. hocası derken, imam yani. ezan falan okuyan bi insan. namaz kıldırıyor bayramlarda. köyde forsu var yani. birkaç saat birlikte oturup çay içtik. sırf zaman geçsin diye evde bile içmediğim kadar çayı hüpür diye içiyordum. o sırada ettiğim sohbet de boşa gitmesin diye yıllardır aklıma takılan soruları peşisıra sormaya başladım. başından beri yobaz olmadığına, mantıklı bi insan olduğuna inandığım hoca, sorularıma yine aynı mantık çerçevesinde cevaplar veriyordu. o an afrika yerlisi olsam, anında müslüman olabileceğim düşüncesine kapıldım. sahi, afrikalılar ne yiyip ne içiyordu..

birbiri ardına düşüncelerle, saatler sonra yeniden eve geldim. dışarıda yine hiç ayakkabı yoktu. iki gündür bi terslik vardı bu evde. adidas aşorfmanlı tek başına bozmuş olamazdı bu düzeni.

kapıyı açıp içeri girdiğimde yanılmadığımı gördüm. içerde çok fazla sayıda akrabam, genç-yaşlı, çocuğunu alan kuzen, kayınço, enişte, kayınkuzen, ne varsa doluşmuştu. sanırsın ki yüzyıllar sonra ilk kez parti veriliyordu bu evde. büyük bi gürültü hâkimdi eve. herkes bi ağızdan konuşuyor, o sırada ben aralarından geçmeye, kalabalığın tüm dikkatini verdiği salonun ortasına bakmaya çalışıyordum. sonunda neler olup bittiğini gördüğümde, adeta dünyalar başıma yıkıldı. kalabalığın baktığı yerde, yine bir ton akrabam, köylü, şehirli, herkes, çeşit çeşit adidas aşorfman altlarını giymiş, yere oturup daire oluşturmuş, etrafında da mumlar falan, ayin yapıyorlardı. çemberin orta yerinde benden iki yaş küçük kuzenimi gördüm, o da yerde oturuyor ve herkes gibi sırıtıyordu. ona da giydirmişlerdi adidas aşorfman altını. hem de açık yeşil renktekini. yanlardan tabi iki adet beyaz şerit. off. kuzenimi o halde görünce panik halinde yakınımdaki, kalabalığın arasındaki halama sordum. halam, oğlunun da sonunda adidas aşofman altına geçtiğini ve bu gecenin "ailemizin adidas aşorfman altına geçiş gecesi" olduğunu söyledi. hayır hayır, böyle saçma bişey olamazdı. dünyanın her yerindeki insanlar, son zamanlarda iyice boku çıkarılan adidas aşorfman altına bu şekilde geçiyor olamazlardı.

acı gerçeği gördükten yaklaşık 2 saat sonra ayin neredeyse bitmiş, ailenin en büyüklerinden en küçüklerine kadar ve hatta yeni doğan kuzenim bile rengârenk adidas aşorfman altları içerisindelerdi. 2 saattir içinde bulunduğum rüyadan bir türlü uyanamıyordum. evet evet, bir rüya olduğuna inanmak istiyordum, ama belli ki gerçeğin ta kendisiydi.

kısa süre sonra kendimi de kırmızı adidas aşorfman altını giymiş olarak buldum. bu olamazdı. dünya ya tersine dönüyordu, ya da hakikaten yeryüzündeki bütün insanlar adidas aşorfman altına bu şekilde geçiyorlardı. allah'ım, adeta bir tarikat, bir saadet zinciri gibiydi.

çiçeği burnunda kırmızı adidas aşorfman altımla kendimi avluya attım, ve köyden koşarak uzaklaştım. koşarken gözümden akan yaşlar, aşofmanımı ıslatıyor, ama aşofmanım katiyen renginden ödün vermiyordu. o gece bütün yolu koştum ve olabildiğimce uzağa kaçmaya çalıştım. saatler sonra cansız bedenim, bir adidas outlet'inin girişinde yerde yatar halde bulunacaktı...

bu da böyle bi anımdır. -bu hikayede anlatılan kırmızı adidas aşofman, tamamen gerçek dışıdır. ha bi de, köyde geçiyor diye, hayvanlara zarar verdim değil. vermedim.-

daçe.

Bir kişi Ömer Üründül olmaya çabaladı

  1. littleiv says:

    eheheh güzelmiş yazı. ama ben avlu olayına koptum en çok :)

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)