8 Şubat 2011 Salı

Kral Onüçüncü Lui'nin Futbol Aşkı

3 tane ömer üründül tadında yorum
(kral onüçüncü lui'yi tanıtmak gerekirse öncelikle: http://dacederki.blogspot.com/2010/03/kral-onucuncu-lui.html)


Kral Onüçüncü Lui'nin en büyük zevki ülke çapındaki futbol müsabakalarını takip etmekti. Koyu bir Paris St. Germain taraftarı ve eski bir Ronaldinho hayranı olan Kral Onüçüncü Lui, bu zevkini pahalı bir takıntıya dönüştürüp, ülkenin huzur ve refah içinde yaşadığı şu dönemde Paris Saint-Germain'i komple satın almıştı. Kral Onüçüncü Lui, kulübün başına geçtiği günden beri onu istediği gibi yönetiyor ve bundan büyük haz alıyordu.

Kral Onüçüncü Lui, Paris takımında yeni bir çağ açmış, ve başa geldiği andan itibaren pek çok şeyi kendi istediği şekilde değiştirmişti. Örneğin, takım kendi evindeki maçları artık kendi stadyumunda değil, bizzat sarayın önündeki St. Pierre Meydanı'nda oynamaya başladı. Daha sonra Fransa Futbol Federasyonu'na baskı yaparak ülke genelindeki futbol kurallarını değiştiren Kral Onüçüncü Lui, artık maçların futbol topu yerine üzerine basılmış 330 ml. kola kutularıyla yapılmasını emretmiş, 3 kornerin 1 penaltıya tekabul etmesi gerektiğini ve her maçtan önce iki takımın yedek oyuncuları için "aldım-verdim" yapılmasını istediğini dile getirmişti. Bütün ülkenin futbol anlayışını değiştirmek isteyen Kral Onüçüncü Lui, anlaşıldığı üzere futbol konusunda tam bir psikopattı...


1876 mayısının 24'ünde, baharın artık yerini yavaş yavaş yaza bıraktığı hafif rüzgârlı ve sıcak bir günde, tüm Fransa halkı akşam oynanacak maça odaklanmış; "Yüzyılın ezeli rekabeti", "Dünya derbisi" diye anılan ve o sezon şampiyonu belirleyecek olan dev Paris St. Germain - Bordoeaux karşılaşması için 70 milyon ekran başına kilitlenmişti. O zamanlar televizyon yoktu tabii, ekran başı derken yanlış anlaşılmasın, her türlü buffering'e rağmen maçı internetten izleyeceklerdi.

Maçtan önce gazeteler ve internet siteleri türlü haberler çıkartmış, özellikle Katalan medyası bu maçta Messi'nin yıldızlaşacağını yazmış, arkasından gelen ikinci ve üçüncü bir haberde kendilerinin Fransa'daki bir maçla alakaları olmadığını, onların başka şeyden bahsettiklerini, iki medeni insan gibi dalga geçmeden konuyu kapatabileceklerini bildirmişti. O derece dünyanın gözü Paris'teydi.

...

Maçın başlamasına artık birkaç dakikada kalmıştı. St. Pierre Meydanı coşkulu kalabalıkla tıklım tıklım dolmuş, cılız Bordoeaux tezahüratlarına Parisliler hep bir ağızdan "Sencermen'sin sen bizim canımız / Laci-kırmızı akar kanımız"ı söyleyerek cevap veriyordu. Heyecan üst düzeydeydi. Kral Onüçüncü Lui de elbette balkonuna çoktan çıkmış, sahayı ve taraftar kalabalığını gören bir açıdan, epey yukarıdan, her yere hâkim vaziyette oturuyordu. Yüzündeki daimi gülümseme, takımının bu maçı alacağına dair duyduğu şüphesizliğin fiziksel bir yansımasıydı. Bir elinde şarap, bir elinde patlamış mısır... Hey yavrum... Her şey hazırdı.

İki takımın oyuncuları meydanda tebeşirle çizilen futbol sahası içindeki yerlerini almış, Paris St. Germain'in iki genç forveti santra noktasında hakemin başlama düdüğünü bekliyordu... Hakem tek elini havaya kaldırdı, coşkulu ve azgın kalabalık düdük sesini duyabilmek için bir an tamamen sessizleşti. Derken bir anda, hakem elini indirdi. Düdük sesi yerine tek el silah sesi duyulmuştu. Eliyle beraber bütün bedeni yerdeydi şimdi. Sessizlik üç saniye kadar devam etti, yerini çığlığa ve kargaşaya bıraktı. Fransız hakem, şakağından giren mermiyle öldürülmüştü. Tam da bütün dünyanın kilitlendiği Dünya Derbisi başlayacağı sırada... Sanki iki saat sonra ölemezmiş gibi...

Halk panik halinde kaçışıyor, kulaklarda Fransızın "Aeeaaaağağaaaaannnee!" sesi yankılanıyordu. Kral Onüçüncü Lui neler olduğuna anlam veremeden bir silah sesi daha duyuldu, bu kez çok daha yakından. Ve arkasından birkaç el silah sesi daha... Polis, saldırganın yerini çok geçmeden tespit edip onu vurmuştu. Kral Onüçüncü Lui apar topar meydana indi, popilerini düzelte düzelte, kendisine doğru kaçışan kalabalığı yararak polisin etrafını sardığı saldırganın kim olduğunu görmek üzere olay yerine koştu. Ama burada Kral Onüçüncü Lui'yi büyük bir sürpriz bekliyordu: Saldırganın yüzünü gördüğü anda, "Micheeel!!! O_o" diye kalakalmıştı. Dünya Derbisine gölge düşürmeye çalışan kişi, Fransız efsane Michel Platini'den başkası değildi. Bir zamanlar Lui ile aynı takımda top koşturan usta sol ayak Michel Platini...

...

Daçe.

3 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. littleiv says:

    ahahahha sonunda çok güldüm olm :)

  2. Vladimir says:

    Çok eğlenceli bir yazı, final süper :)))

  3. Daçe says:

    eyvallah teşekkür ediyorum :)

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)