22 Mart 2010 Pazartesi

Kral Onüçüncü Lui

2 tane ömer üründül tadında yorum
Kral Onüçüncü Lui, sarayın balkonuna çıkmadan önce, söyleyeceği ana maddeleri tekrar etti kağıda bakarak. Aynanın karşısına geçti son kez, boğazını temizlemek için özel olarak hazırlanmış ilaçlı suyunu yudumladı, popilerini* düzeltti. Artık her şeyiyle halkının karşısına çıkmaya hazırdı. Ağır adımlarla balkona yürüdü, kalabalığın gürültüsü kulakları sağır edecek boyuttaydı, kaldı ki birkaç adım sonra onlarla buluşacaktı...

Kral Onüçüncü Lui, kişilik baabında, insanları çok seven, her zaman iletişime açık, hoşgörülü ve sosyal biriydi. Hoşgörünün yanında disiplinli ve babacan biriydi de. Hatta evet, kelime olarak tam bir "babacan"dı. 1830 Fransa'sının Hulusi Kentmen'iydi desem, herhalde abes kaçmaz.. Kırklı yaşlarının ortalarında tahta geçmiş bu karizmatik lider, halkı ve ordusu tarafından yeterli itaâti ve saygıyı gören, ve her zaman en iyi kararları verebilen bir insandı. Kral Onüçüncü Lui ile 1800'lerin Fransa'sı, adeta en parlak yıllarını yaşıyordu.

Kral Onüçüncü Lui, kendinden emin adımlarla balkona çıktı. Çıkar çıkmaz da sarayın önündeki St. Pierre Meydanı'nı kaplayan devasa kalabalığın coşkusuna şahit oluyordu. Halk, onu görür görmez alkışlara, tezahüratlara, ıslıklara ve konfeti gibi türlü yavanlıklara başlamış, hatta resmen bir yerlerine bişey kaçmışçasına bağırmaya devam ediyordu. Kral Onüçüncü Lui gördüğü bu ilk tepkiden hayli memnun bir şekilde, konuşmasına başlamak üzere balkonun ucuna kadar geldi.

"Sevgili Romalılaarr!" diye başladı söze. "Roma değil, Paris bilader." uyarısını aldıktan sonra hemen çevirdi, "Şaka şaka ehehe. Paris... Parisliler..." diyerek. Evet, Kral Onüçüncü Lui'nin tek kötü yanı, yerli yersiz esprileri ve onun yavan mizah anlayışıydı.. Ve onun bu yavan esprileri için, aylar sonra gelen bu konuşma bulunmaz bir fırsattı. Ver edecekti şakayı, komikliği, alacaktı yine gönlünü Fransızın. Hergele. Öhm.

"Neaber, ne yaptınız hafız?" diye devam etmesi, kalabalıkta gülüşmelere sebep oldu. Hatta bir kadın öyle çok güldü ki, bir tek onun sesi duyulana kadar çığlık çığlığa kahkaha atıyordu, o derece gülmeye hazırlamıştı kendini... Kral Onüçüncü Lui kadının susmasını gülümseyerek bekledikten sonra, sözlerine kaldığı yerden devam etti. "Ülkenin" dedi, "öbür ucunda bir olay olduğunda, bizlere, Paris'e ulaşması 4, bilemedin 5 gün alıyor. Mesela geçen gün Bordo Teknik'te** karşıt görüşlü öğrenciler birbirine girmiş, kılıçlarla falan, biz bunu öğrenip gerekli yardımı gönderene kadar Bordo diye bi şehir kalmadı lan." Kral Onüçüncü Lui'nin konuşmasının içeriği, az çok tahmin ediliyordu...

Kral Onüçüncü Lui'nin konuşmasının bu bölümünde Bordo Teknik Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinin "BOTÜ Burada!!" pankartı açması, Kral Onüçüncü Lui için büyük bir anlam ifade ediyordu. Çünkü zamanında, öğrenciyken, o da benzer bir pankartla zamanın kralı, Kral Altıncı Henry'nin halka konuşmasına gitmiş, bir skim de anlamadan geri dönmüştü. Olsundu, o günler çok güzeldi. "Ah ulan." diye iç geçirdi, konuşmasına devam etti.

Kral Onüçüncü Lui, kendisi için toplanmış binlerce kişinin coşkusu eşliğinde, yaklaşık bir buçuk saat devam etti konuşmasına, yer yer ara vererek. Konuşmanın ana fikri şuydu ki, Parisli artık her yerden çok rahat ve ücretsiz olarak wireless internete erişebilecek, bununla da kalmayıp, DC++ sayesinde tüm yakın şehirlerle ortak bir download ağında buluşup istediği dosyaya anında ulaşabilecekti. Kral Onüçüncü Lui, konuşmasının sonunda "Üstelik laptopını kaydettiren ilk 5 üyeye çekilişle Sandisk marka 320 GB harddisk hediye!" dediğinde halk çoktan galeyânın dibini görmüş, coşkudan ne yapacağını bilemez hâle gelmiş, birbirlerini parmaklıyordu.

Kral Onüçüncü Lui yüzünde halkını mutlu etmenin verdiği haklı gurur ve gülümsemeyle, halkı selamlayarak içeri girdi. Halk kendinden geçmiş, şehrin sokakları bir bayram havasına bürünmüştü. Bu haberin geleceği biliniyordu ama ne zaman olacağı konusunda çeşitli rivayetler vardı.. Ama en sonunda bekleyiş bitmiş, halk internetine kavuşmuştu. Ve o günden sonra Paris sokakları, sınırsız wireless'ın keyfini doyasıya yaşadı... Sonsuza dek...

(kral onüçüncü lui'nin zamanın ötesinden gelen editi: olm 1830 lan sene, ne wireless'ı, ne interneti. valla uçururum kafanı daçe misin nesin.)

*popiler: 1800lü insanların saçlarındaki beyaz, lüle lüle, lahana dolması gibi şeyler. **bordo teknik: bordoeaux teknik üniversitesi, bordoeaux.

Daçe.

2 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. pınar says:

    Tesla biliyordu! wirelessı biliyordu!
    :)

  2. littleiv says:

    ahahah süper yazı olmuş yine.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)