5 Eylül 2010 Pazar

Sweet Ramadan (Yerim)

0 tane ömer üründül tadında yorum
yeni yayın döneminde bir çocuk kadar neşeli, birand. elmacık kemiklerine gel hele.

Evet çok uzun bir ara verdik değil mi? Ama adeta yeni yayın dönemine giren kanal gibi coşkuluyum. Dizilerimden, haber bültenlerimden öne çıkan insanların çocuk gibi ordan oraya zıplamalarını, salak bi şarkı söylemelerini falan hayal ediyorum. Gerçi bu "yeni yayın dönemi" reklamı da nice yiğitleri harcıyor. Mesela şimdi düşününce; bu reklamlarda yılların Uğur Dündar'ları, Mehmet Ali Birand'ları mı şarkı söylemedi, yoğusa Kıvanç Tatlıtuğ'ları, Kenan İmirzalıoğlu'ları (oğulları?) mı sırıtır halde abuk pozlara girişmedi... Hepsinin bütün sezon boyunca yarattığı karizma, ağır abilik, efendilik imajı hep o sezon öncesi yeni yayın dönemi reklamlarında tuzla buz oluyor, ufalanıp küçücük kalıyor. Allah muhafaza. Evet ben bunların hepsini şu an düşündüm ve gerçekten tam bir Allah muhafaza. Hazırsanız ilk sorunuz geliyor.

Yok lan ne sorusu.

Ramazanla ilgili kocaman bir yazı geliyor efendim. Ağzınızı kocaman açın.

görüyo musun güneri'yi. evet artık şu sahneden sonra o benim için güneri civaoğlu değil, güneri'dir.
...

Ramazan dediğimiz ay, hakkaten de mübarek, gerçekten de on bir ayın sultanı bir ay. Ha ben hep aslında "on iki ayın sultanı" olması gerektiğini vurguladım, ama konumuz o değil. Ramazan geldiğinde böyle bir rahatlık, ferahlık, bir efendime söyliyim, güzellik... Off. Hayır, yapamıyorum. Ramazan ayına gönülden sempati besleyemiyorum. Ne bileyim, çok tuhaf geliyor yani. Bi sürü şey var şimdi. Ama en başta; ramazana özel şeyler neden sadece ramazana özel, bunu anlamakta zorlanıyorum mesela. Pidesi olsun, güllacı olsun, sabah akşam açılan börekler olsun...

Yalnız vazgeçtim, güllacı olmasın. Güllaç kadar tiksindirici bi tatlı yok çünkü. Hatta güllaç kadar tiksindirici bişey yok. Çünkü güllaç tatlı da diil. Şimdi bak sana güllaçı anlatıyım mı? Üç tane beyaz yufka var, ama nası katı nası katılar, kafanda kır sonra ben kareteci oldum ehere mehere diye yavan espri yap, o derece. Bu üçünü üst üste koyuyosun. Üzerine süt döküyosun. Süt yok mu, bildiğimiz. Onu komple boca ediyosun, orda küçük bi süt banyosu oluyo. O kadar. Evet, dünyanın en basit tatlı tarifini dinlediniz. Ayrıca o aptal yufkalara süt dökünce o tadı güzel bişey olmuyor. Yani, gerçekten onu seven, yani bak gerçekten diyorum, seven insan, biraz hayalkırıklığına uğrayacak şimdi. Ondan da özür diliyorum. Ama olm, yani, güllaç gerçekten çok kötü. Artık daha ne kadar kötüleyeceğimi bilmiyorum. Çok kötü. Okey.

-efendim hayırdır, bu saatte?
-valla ben de bilmiyorum, ama stres atıyor insan gece gece.

Davulcu konusuna girmeli miyim diye düşünürken, kendimi davulcunun yerine koymuş halde buldum. Evet, saat gece 3.15 ve ben sanki önceki gece deli bir insanla (deli demiyorum) cinsel ilişkiye girmişim gibi elime davulu almışım, sokakta vura vura yürüyorum. Şimdi bak, önce bir yabancılaş olaya, tekrar düşün. Ramazan olmadığını düşün. Sultan olmayan on bir aydan birindeyiz. Ben gece rüyamda mı görüyorum artık, yoksa uykum mu kaçıyor, yoksa gerçekten deli mi s.kti, alıyorum davulumu. Çünkü bi de o kadar yabancılaş ki, benim evimde davul var, oha, işe bak. Neyse. Alıyorum davulumu sokağa atıyorum kendimi. Bak şimdi. Bi de gecenin 3 buçuğu saat. Sorarım şimdi sevgili okur, bunu ben yapsam beni gözlatına alırlar en hafifinden değil mi? Geceyi de orda geçiririm. Ama davulcu yapınca üzerine para alıyor. Vay arkadaş. Hayat gerçekten de çok fazla süprizle dolu.

"Ramazan geldii, bundan en çok etkilenen yine çocuklar olduu." Hayır ya ne çocuğu, bildiğin haber spikerleri, muhabirler falan oldu. Her gün yeni malzeme çıkıyor adamsendecilere, kulakları düşesice yere yapışasıcalara. Evet. Adamsendecinin önde gideni hepsi. Özellikle o her sene harika espri gibi kakaladıkları "ramazam" kelimesi ile. Çarşı pazar dolaşmaca, Eyüp Sultan'da iftar çadırında toplu iftara katılmaca, ne bileyim işte belediye başkanlarıyla röportaj yapmaca. Of allaam sen beni koru, aklıma mukayet ol, ülkemi milletimi bayra... Bak gitti görüyo musun. Film koptu. Çünkü gerçekten çok sinirleniyorum habercileri düşündükçe. Ramazam'mış. Allah belanızı versin. Al-lah belanızı versin.

Bu arada güllaç gerçekten çok kötü. Söyledim di mi. Sütlacın eline su dökemez. Keşke ramazan tatlısı sütlaç olsa.

Ramazan eğer on bir ayın sultanı olmasaydı (herkes kendisinin başkanı), sıradan bi ay olsaydı, Ramço diye kısaltılması kaçınılmaz olurdu. Yalnız ne acayip di mi, miladî takvimde Ağustos (Augustus) var, Temmuz (Julius) var; hicrî takvimde de Ramazan var, Şaban var. Resmen on iki erkekli türk takvimi. Vay anasını. Bi tane mi kız ismi olmaz arkadaş. Ne biliyim, ben istiyorum ki mesela bi prenses, bi sultan olsun tarihte, adı da Ocak olsun, Şubat olsun. Onun adını aya versinler yani. Ama bu yok. Çok üzülüyorum. Sezar bu konuda master degree olmuş. Sezaryen falan. İnsan, tamam, bişeye adını verir, sırf 'benden sonra adım kalsın' düşüncesiyle, ama ne biliyim, her şeye de vermez ki arkadaş. Bu arada konu ramazandan Sezar'a nasıl geldi onu düşünüyorum...

...

Evet gördüğünüz üzere bir süredir bloga yazmıyor olmamın sebebi vardı: Espri düşünebilirliği kaybı. Çünkü bir haftadır falan, Olimpos'tan sonra, ya sadece yatıyor ya da sadece oturuyorum. Öyle olunca insan bi süre sonra bazı yeteneklerini kaybediyor tabii. Mesela ben şimdi nerden baksan bir kilo aldım. Bu ne demek, vücutta karbonhidrat birikti demek. Sonra noluyor o karbonhidratlarla, beyin fonksiyonunu kaybediyor, yavaş yavaş aptallaşıyoruz. Ap-tal-laş-tı-rı-lı-yo-ruz! Üzerimizde oyunlar oynanıyor! Amerika uyumamızı istiyor! Bunlar hep tuzaaağk! Program esnasında konuşma normal tempoda ilerlerken kendi kendine birden sinirlenen emekli albay konuşması izlediniz. Yalnız gerçekten de, Amerika istediği için mi bilmiyorum ama, benim çok uykum geldi. Yatayım. Saat 5 buçuk. Davulcu olsam şimdi kimse tutamazdı beni, gecelere akmıştım. Haydi. Kendinize iyi bakın.

Daçe.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)