29 Nisan 2010 Perşembe

Uptown'da Hayat

2 tane ömer üründül tadında yorum

"Arhadaşım, sen nerde ineceen?!" sesiyle irikilip kendime geldim. Kafamı uzun süredir cama yaslamış olduğumdan, kaldırdığımda cama bıraktığım belli belirsiz yağ tabakasını gördüm. Aynı tabakayı şöför de görmüş olucak ki, ikinci kez ve daha sinirli bi şekilde tekrar etti; "Arhadaşım! Nerde inecen sen, nerde?" Dolmuşta bir tek iki sıra önde tikimsi bi kız, en önde ayımsı bi dolmuş şöförü ve en arkada ben kalmıştık ve şöförün bana bu soruyu sorduğu yer, tam da iniceğim yerdi. "Aha, aha" dedim, "Burda bi yerde inerim ben." Çıslamalar ve tıslamalar eşliğinde kapı açıldı, indim. İnerken şöför hala atarlı bakıyodu dikiz aynasından. "Canın cehenneme dostum." dedim. İçimden tabi.

Yine böyle bi kere uyuyakalmıştım ben dolmuşta, artık nası yorulmuşsa bünye, camı gördüğü anda koyuyo kafayı, neyse, yine böyle bi soruyla uyandırıldım o tatlı uykumdan. Lanet olaları. Uyandığımda bayaa bi geçmiştim inmem gereken yeri. Haliyle, inince de bayaa bi yürümüştüm. Önünden geçtiğin yere tekrar geri yürümek de nası koyuyo insana biliyo musun sevgili okur? Bi de düşün, böyle deli gibi yağmurlu falan bi gündü. Dolmuştan inip eve yürüyene kadar resmen "Evet Ali Kırcaa, Bulgaristan baraj kapaklarını açtı ve gördüğünüz gibi Edirne sular altında!.." diye haber çektim. O derece. Neyse.

Bu tâlihsiz olayı düşündüm Uptown Dikmen'in keskin coğrafyasında evimin yolunu tutarken. Hatta size bişey söyliyim mi? Evimin yolu beni unutmuş, otellerin soğukluğunda. Ahaha. Yok yok şaka. Bu yavan şaka içimde kalsın istemedim. Eöhm.. Uptown Dikmen'de artık klâsikleşen "Bağıra bağıra futbol oynamaca!!" eventine tanık oldum yine. Mahallenin gençlerinden Furkan (12) ve Efe (10)'nin kaptanlıklarını yaptıkları 3'er kişilik iki takımın kıyasıya mücadelesini izledim geçerken. Tamam Bağıra Bağıra falan ama, o nasıl bağırmak arkadaş! Kulak lan bu. Özellikle kaptanların, Efe (10) ve Furkan (12)'ın "introduction to ergenlik 110" tonlu sesleri insanda neşe bırakmıyor.

Onları geçip, yaşça biraz daha 'genç'e yakın, hatta bildiğin genç olan bakkal gencine yöneldim. Bakkal genci dediğimiz insan, bakkal abinin büyük oğlu. Benden biraz daha büyük. O yüzden bakkal genci. Eve gidiş gelişlerimde çoğu zaman dükkânın önüne çıkıp sinek avladığına şahit olduğum bakkal genciyle aramızda ilginç bir diyalog var. Her seferinde "Meraba" diyorum uzaktan. Şimdi ben Uptown Dikmenli olduğum için, yani yeni gibi bizim oralar ya hani, yakışmaz Selamınaleyküm filan gibi şatafatlı şeyler. Meraba diyorum. Meraba-meraba, o kadar. Bazen bu bakkal gencinin canı çok sıkılmış oluyo, sırf zaman geçsin diye saçma şeyler konuşuyoruz. Yani sırf onun zamanı geçsin diye, yoksa benim zamanım geçiyor zaten bi şekilde. Bi de bu bakkal genciyle muhabbetim olmasına bi bakıma seviniyorum, zira kendisi tam "bi durum olduğunda çağrılabilicek adam". Has Dikmenli, belli. Bi de kickboxçı falan, yazmıyosa. Fakat bi bakıma da üzülsem mi bilemiyorum, çünkü kendisinin bayaa bi yazma huyu var. Aklına geleni yazıyo. İki senedir gazete standı gelicek mesela, gelmedi. Sırf gazete almaya deli gibi yol yürüyorum. Şimdi dondurma gelecek kardeş diyo. İyi dedim ne diyim. Hayırlısı tabi... Neyse, bakkal genciyle de günlük görüşmemi yapıp devam ettim yoluma, ki bir başka Uptown Dikmen stereotipi çıktı. Şaşardım çıkmasa.

Kiliseden dönen yaşlı William (71) - Karla (68) çiftine rastladım. Onlar, Uptown Dikmen'in en yaşlı, en hürmet gören, akıl danışılan çiftiydi. Onlar, Uptown'ın köklü kültürünü korumaya çalışan yaşayan efsanelerdi. Onlar, kendi hallerinde her ezanda camiye giden Mustafa (71) ve Döndü (68)'den başkası değildi. Aslına bakarsanız, kimsenin da akıl falan danıştığı yoktu. Danışıklı dövüş. Of ne pis yavan şaka koyuyorum araya. Neyse.

Sonra da eve geldim, blogger.com'a girdim, mevsimler sonra ilk yazımı yazdım. Oh mis. Uptown'da gelişmeler bu şekilde.
Ali Kırca?

-hem ne zamandır yazmıyor olmam nedeniyle, hem de kendisinin bu aralar yoğunluğu nedeniyle, okuyup bitirdiğinde yüzünde tatlı bi gülümseme bırakmışsam diye cancaaza ithaf ediyorum yazıyı yine. "öeeh yine mi cancaazına, bi de bize ithaf et" diyen çıkar. hadi bi de dudakları da kalbi kadar büyük olan iyi insana edeyim. kendisi ne zamandır benden yazı bekliyordu. çok öperim.-

2 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. pınar says:

    bir elimde macun diger elimde zımpara öte yandan temel tasarım ödülü ve en şahanesi blogda bi kıpırtı. hayat böyle güzel :) güzel de takipçilerin alınıcak yakında, ondan korkuyorum. valla bak.
    :)

  2. littleiv says:

    "Evet Ali Kırcaa, Bulgaristan baraj kapaklarını açtı ve gördüğünüz gibi Edirne sular altında!'

    eheoeheoehe

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)