16 Nisan 2010 Cuma

'Gey' Telefonu

4 tane ömer üründül tadında yorum

Hey apple, w'sup?
● Bugün, sevgili okur, sabah 8 buçuk sularında ben bir matematik dersine girmişim ki, off, düşman başına. Ressmen dünyanın en kötü sesli insanı bizim matematik resiteyşınına giriyo, böyle bişey var mı. Kadının sesi, Allaam günah yazma sen, o kadar dayanılmaz, o kadar böyle, off bak yine bi kötü oldum hatırlayınca. Böylee, bi kapı düşün. Bayaa büsbütünüyle karşında duran bi kapı. Ama düşün ki menteşelerinin yağı gitmiş, haliyle gıcır gıcır, vik vik bi ses geliyo her açıp kapattığında. O işte bizim hocamız. Zaten kendi de kapı gibi bi insan. Kapı gibi kız olur mu arkadaşım? Benden geniş omuzları var asistanın yemin ediyorum, bi de ders anlatırken elini kolunu kaldırdığını düşün, tam bir Shrek yani. Korkunç. Of aman. Nası pis bi ders o resiteyşın. Allah belasını versin öyle şeyin. Sabaan köründe. Allaah... Çok şükür.
● Kafasında isilik çıkar mı bi insanın? Bence çıkmaz, çıkmamalı, özellikle o insanın saçları 3 numara kısaysa hiç olmamalı. Bitli gibi kaşınıyorum lan, gören kaçıyo. Bayaa bildiğin yolunu falan değiştiriyo beni kaşınırken gören insan, "Ayy." diyo, "Bitli kesin bu." Hemen karşı kaldırıma geçiyo mesela, ya da çocuğuyla filan yürüyosa çocuğunu çekiyo, köpeğini gezdirenler tasmaya sarılıyo falan. Resmen, kafamı kaşırken etrafta endişe ve panik hali yaratıyorum. Off. Bitli değilim ben.
● Bugünlerde dünya üzerindeki en kibar dolmuşçulara rastlıyorum, ya da bilemiyorum belki baharın gelişiyle birlikte daha bi kibarlaştılar. Önceki hafta bindiğim, ve ben biner binmez bi bana bi de elindeki sigaraya bakıp, "O zağan ben şu zaarı aşşaada içiyim, raatsız olmayın kohudan." diyen bir dolmuş şöföründen sonra, dün de eve giderken bindiğim dolmuşun şöförü paramın üzerini teşekkür ederek verdi. Niyeyse. Yani hizmet ediyo, bi bedeli var, ben de onu ödüyorum. Bi de teşekkür ediyo bana. Etsin tabii etsin, etmesin demiyorum, aferim, elimi bile öpücek eşşek diil ya. Hayırsız. Kerata. Fakat o öyle mahsun mahsun teşekkür edince, benim de istemsiz olarak "Ben teşekkür ederim." demiş olmam çok garip oldu. Bi an niye öyle dediğimi filan düşündüm. Valla değişik. Karşılıklı bir şükran ve memnuniyet içerisinde onbeş dakika geçirdik. Öeyle.
● Şimdi tam "öyle" de diil, "eyle" de diil, "öylö" hiç diil, tam böyle üçünün arası. Daha bi bizden, daha bi can. Öeyle. Ağız yayık.

nokia 2300, feel that f*cking gayness.

● O diil de benim bi haftaya yakın süredir telefonum bozuk, yani şahsi, kendimin, kişisel telefonum, haliyle anneminkini aldım onu kullanıyorum ne zamandır. Bak tarif ediyim sana telefonu... Nokia. Baskın renkler beyaz, pembe ve mor. Yer yer lila, eflatun oluyo. Ve tuş takımı neredeyse kelebek şeklinde. Evet. Bildiğin kelebek. Ama tam da kelebek yapamamışlar, demişler "Ulan yarın bi gün bi erkeğin eline geçer böyle bi telefon, yazıktır, iyice sçmayalım aağzına." O yüzden kelebeğe yakın bişey yapıp orda bırakmışlar. Ama bildiğin "gey" telefonu taşıyorum yani.
"Aaa yanmışsın sen!" diyen insana "Asıl sen beyazlaşmışsın iyice." diyip moral bozmak istiyorum.
● Bi de ergenliğin başında daha yeni yeni boy atmakta olan minimal diimaaların yanında "Valla bence daha uzamazsın abicim, en fazla 2 santim." diye baltalı ilahlık yapmak istiyorum.
● Geçen gün "Kelebek gibi uçar, ayı gibi sıçarım." esprili karikatür çizdim, artık esprinin soğukluğundan mı, yoksa çizimimin kötülüğünden midir anlamadım, kimse gülmedi. O an bi mahvoldum ben. Bi daldım gittim uzaklara. Ayıldığımda, arkadaşlar yanaağma tokat atıp burnuma kolonyayı ver ediyolardı.
● Labda telefonla konuşan insanlara dalmak istiyorum ama bir milyon kişi bulabileceğimden emin değilim. Olsun ben tek de döverim onları. Bak haala konuşuyo pis -bu satırlar labda yazıldığından kelli-. Zaaten bir labda telefonla konuşan insan, iki otobüste/dolmuşta/metrobüste (metrobüs evet, kitleyi geniş tutuyorum.) bağıra bağıra telefonla konuşan insanın yarası eksik olmıycak yüzünde. Scarface seni.
● Bu sabah otobüse bindim normal normal, kartı bastım, okumadı. Taam dedim, yapar. Başka birinin kartını rica ettim, onu bastım, neyse tam yerime geçip oturucam, (çünkü koltuklar hep biletli ve benim belli bi yerim var.) şöför hala diyo ki "Yarım bas, tam bas, iki kere bas." İlk başta bu kombinasyonun ne işe yaradığını anlamadım, ama üzerine saatler boyu düşündükten ve hatta fizikteki, matematikteki arkadaşlardan da yardım aldıktan sonra fark ettim ki, adamın ne demek istediğini haala anlamamışım ve bu maddeyi de gereksiz yere yazmışım. Ama başta sanki komik bişeymiş gibi gelmiş falan. Off rezillik. Öeyle.
Hey blackberry! Whoozzaaa?

Daçe.

4 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. pınar says:

    annoying orangela beraber içimi açan bu yazı, çok hoş :)

  2. Daçe says:

    danke schön sevgili pınar, sevindim =)

  3. Adsız says:

    I would like to exchange links with your site dacederki.blogspot.com
    Is this possible?

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)