14 Haziran 2011 Salı

Birtakım Fiillerden Dem Vurmak

4 tane ömer üründül tadında yorum
>> Güzel ve etkili bir giriş yapayım diye oturup yarım saat boyunca düşünmek. En sonunda yine hiçbir şey bulamayıp aynı kelime ile başlamak. Filan. Neaber?
>> Madımak diye fiilimiz olsa olurmuş mesela. Madıfaka. Güzel de bir anlam bulduğum takdirde direk TDK'ya önericem kendisini.
>> Peki Er Ryan'ı Kurtarmak'ın bir sahnesindeki "Fire in the hole!"ün, altyazılarda "Çukurda ateş var!" diye çevrilmesinden dem vursam... Dem vurmak nedir hiç bilmiyorum, demlemek olan dem'den "bahsetmek, hakkında yakınmak" anlamına nasıl gelmişler onu da anlayamıyorum. Yalnız ben sanki bu maddeye başlarken bambaşka bir şey anlatacaktım.
>> Seçimler de ne biçim oldu ha sevgili okur. Şimdi tabi oturup da manyak gibi uzun uzun siyasi çıkarımlarda bulanacak, işte efendime söyleyeyim, "Türkiye nereye gidiyor? Almanya nereden geliyor? Şu geçen yoksa Trinidad ve Tobago olabilir mi?" falan gibi şeylerle dolduracak değilim burayı. Ama seçimlerle ilgili beni ırgalayan, daha doğrusu ırgalamaya çalışan -görüldüğü üzre ırgalamak fiilini yeni öğrendim ve hemen cümle içinde kullanıyorum entüsiyastik gibi- bir şey var. Şimdi mesela, seçmen olmak çok şahane bir şey değil mi? Bence en güzeli seçmen olmak. Hangi partiyi seviyorsan, hangi bağımsızın bağımsızlığına gönül veriyorsan basıyorsun EVET'i basıyorsun EVET'i. Bir de sanki bir yandan oy verirken bir yandan "Şukunu verdim piç!" der gibi böyle. Harika bir şey. İşte seçmen olmak ne kadar güzelse, bence aynı şekilde seçilmen olmak da çok kötü bir şey. Hayatta seçilmen olmak istemem. Ha şimdi bunları neden söylüyorum, eğer yarın bir gün azılı bir siyasetçi olursam yalanlayabileceğim malzeme çıksın, gündeme bomba gibi oturup popi'me popi katayım istiyorum. Sonlara doğru iyice saçmaladım sen de hiç uyarmıyorsun sevgili okur.

"bak biz ekonomiden bahsediyoz" şeklindeki vurgu için olmazsa olmaz birtakım amaçsız grafikler ve arkaplanda halktan insanlar. kısaca, "senin hayatını etkiliyo hep bunlar, yaaa" mesajı içeriyor.

>> "Carî açık" diye bir makroekonomik terimin varlığı beni gerçekten biraz rahatsız ediyor. "Açık" tamam çok güzel de, yani, "Carî" ne demek. "Carî" diye bir şey yok ki. Bence o eskiden "Ticarî açık"mış, sonra yavaş yavaş "Carî açık" olmuş gibi. Daha mantıklı bir açıklaması olan varsa bekliyorum, hodrimeydan.
>> Bizim eve giderken cadde üzerinde, "Kapatıyoruz!!", "Boşalttık, zararına satış!", "Yeni mal gelecek hadi şunları alın!" türevi satış cümlelerinin en yaratıcısını okudum geçen gün. Dolmuşun içinde olduğum ve hızlı geçtiğimiz için fotoğrafını çekemedim ama aynen yazıyorum: "Patron çıldırdı!! Yemek takımı 65 TL...."
>> Biz şimdi 80'lerin 90'ların giyim tarzıyla ne biçim dalga geçiyoruz di mi. Nası böyle "AAA adama bak lan hayvan gibi çekmiş karnına kadar kot pantolonu, gömleği de koymuş içine, aserehehaehevetune" diye ayılar gibi gülüyoruz falan ya.. Bizden sonraki nesiller de bizim şu anki modamızla, hatta bizzat senin şu an şu satırları okurkenki ve benim de yazarkenki üzerimizde olanların hepsiyle hayvan gibi, adamsendeci pislikler gibi dalga geçicek. İşte sırf bu iblisler benimle dalga geçemesin diye ben yine tişört-gömlek kombinasyonundan vazgeçmiyorum sevgili okur. Neticede ilk insanlar da tişört-gömlek giyiyordu, 70'lerde de giyildi, 80'lerde de, 90'larda da giyildi. Oran orantıma güvenerek söylüyorum ki dünyanın var olacağı son güne kadar tişört-gömlek yapılıcak evrenin dört bir yanında. I love tişört-gömlek.
>> Saçlarımın pis ve yağlı halini, yeni yıkanmış haline tercih ettiğimi söylesem yeridir. Yeni yıkanmış saçlarım o kadar şekil almaz, o kadar başına buyruk oluyor ki. Ama pis ve yağlı saçlarım öyle mi? Yıkanmadığı her gün ben saçlarım üzerinde çeşitli skalptik kalıplar çalışıyorum, o kadar da kolay oluyor istediğim forma girmesi. Bir gün somut çalışıyorum, bir gün soyut çalışıyorum; işte mesela bir gün aşkı anlatıyorum, bir gün yurt sevgisini, bir gün savaştan bahsediyorum saçlarımda, bir gün ölümün soğuk rüzgârları oluyor tema. 21. yüzyılın önde gelen sanatçılarından olmaya adım adım ilerliyorum ama sırf nüdist çalışmam yok diye ilgi az oluyor sergilere. Yoksa patlama yapmam an meselesi.
>> 30 TL'lik kontörün de hiçbir zaman 30 TL olmaması şu gencecik yüreğime ne biçim dem vuruyor bilsen sevgili okur. "30 TL'lik kontör alıcam, ne kadar?" diyorsun, adam gayet utanmaz sıkılmaz bir halde "32 lira" diyor. Ya allahaşkına 30 TL'lik bir hizmet nasıl aynı anda bir de 32 TL olabilir? Bence makroekonomi biraz da bunlarla uğraşmalı. Hiç kafam basmıyor, hiç.
>> Finallerim bitti ya ne biçim rahatladım. Gideyim iki oyun oynayayım, bir iki filmden dem vurayım. O değil de ben bu dem vurmak'ın anlamını bilmiyormuşum ya la. Göz çapaklarından uzun ve salyalı öpücükler alıyorum sevgili can okur. Eheheh. Noldu bi an kötü oldun.

Daçe.

4 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. 30 TL olayına ben de anlam veremiyorum!

  2. Daçe says:

    yalnız olmadığımı biliyordum!

  3. Şiyar says:

    o 32 TL olayı 10 TL için de 11 TL olarak karşıma çıktığında;
    Nasıl o 1 lira fark niye ki? dedim utanmaz büfeci de;
    eE o da bizim karımız deyip sırıttı
    ben de;
    Tamam kar etmeyin o zaman internetten alayım dedim..


    Beni özlediğini biliyorum Daçe!Sanmaki boşluktan seni okuyorum.Zaten aylardır net e girmiyordum.

  4. Daçe says:

    eheh eyvallah şiyarım özledim tabi lan yorum yaz arada..

    o büfeciye de müstehak, ulan o 1 lira kalmıyor ki ona sadece, gayet güzel meblalar ödeniyor o adamlara bu firmalar tarafından. 1 liraymış. sinirlendim gece gece ya..

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)