22 Nisan 2011 Cuma

Kütüphanede Çubuk Kraker Krakslamak

0 tane ömer üründül tadında yorum
  • Geçen gün yine oturuyoruz böyle arkadaş ortamında. İşte ben varım, Rihanna var, bikaç arkadaş daha var. Ama nasıl konuşkan bi insan, nası böyle entüsiyastik filan tamam mı. Yok işte lisedeki en harika sınıf bizdik, yok benim kuzenlerimin hepsi zenci bi ben beyazım falan. Bunları söylerken de bi yandan nası bağırıyo nası bağırıyo yine. Her zamanki Rihanna. Baktım bi ara, olucak gibi diil, ne susacağı var ne bişey, dedim Riha’cım dedim bak sen şarkılarında da böyle bağrıyosun, ben dedim kaldıramıyorum gerçekten kafam da iki milyona geliyo artık dedim. Bu şekilde tabi böyle kızlı erkekli bi ortamda söyleyince, bunun yazdığı çocuk falan da var işte orda, bi bozuldu, bi böyle kilitlendi rengi attı. Hemen tuvalete gitti. Tabi öyle olunca ben de arkasından gittim özür dilemeye, kadınlar tuvaletinin (kadın değil bayan! bayan değil kız! kız değil kadın! kadın değil.. ha doğru yazmışım lan işte ne şeyapıyosun. neyse) oralarda ben işte yapma etme tamam gel bak birazdan kalkıcaz zaten diyorum. İşte bak ayılar gibi, atlar gibi iki 70’lik devirdin ama ben ödiycem hadi affetiricem kendimi falan. Yook. Ses yok. Hayır bişey diil tuvalete girip çıkanlar da bana bakıyo şaşkın şaşkın. İyice geriliyorum tabi.. Neyse. Abi, 10 dakika sonra Rihanna bir çıktı ki tuvaletten, aboov, çıkmaz olaydı ya lanet (fucking). Saçlarını direk turuncuya boyamış iki dakkada. Off ama. Ama off yani. Böyle kötü bi renk yok. Apaçi ya. Tam bir adamsendeci. Gökdelen kolonu gibi bacakları var zaten. Allahım ya. Senin neyine turuncu saç. Orda kalbini kırdığım için bişey demedim de, inşallah okumuyodur şimdi, resmen bok gibi olmuşsun Rihanna.
  • Bu da böyle bir anımdır işte kimlerle uğraşıyoruz sevgili okur.
  • Neaber?
  • Bu kez -blogların hala gelmemesi üzerine- hem Feysbuktan hem Tumblr‘dan ver ediyorum postayı. Yok ben görmedim yok ben duymadım filan. Bunlara biz halk arasında ayıp diyoruz.
  • Bugün kütüphanede, bayaa da kalabalık sessiz bi ortam, oturdum kalkülüs çalışıyorum filan. Ama nası acıktım. Öyle böyle diil. Gittim hemen bişeyler aliyim falan dedim, ne alsam ne alsam, çubuk kraker aldım. Hani böyle peynirli, hani koklayınca kötü kokan ama tadı güzel filan neyse. Sen kütüphanenin o sessiz, o çıt-kırıldım ortamında çubuk kraker gibi tek başına Nothing Else solosu atan bişey yeme tecrübesinde bulundun mu sevgili okur? Normal zamanda beş dakikada bitecek krakeri, sırf ambiyansı bozmamak adına 1 saate yayarak yedim. Ve deli gibi açtım. Ve deli gibi ağzımın suyu şap şap şap efektiyle masaya akıyor. Öylesine bir an işte. Düşün okur. Ne zor şartlar altında sana ulaşmaya çalıştığımı düşün…
  • O diil de bugün okulda ressmen Cristiano Ronaldo’nun geyini gördüm sevgili okur. Aynı tarz, aynı yaka bağır açık böyle, ama nasıl Cristiano Ronaldo apaçilikten öyle takılıyorsa bu adam da geylikten öyleydi. Onun dışında her şey aynı. Haa tabi nerde Adanalı Cristiano Ronaldo, nerde Odtülü Cristiano Ronaldo ama işte.. Napcan.. Neyse.. Bağlayamamama-mamamamaykrofon şov mikrofon şov. Başınaaa darısı.
  • Allah’ım Rihanna’nın bacaklarına köprü ayağı kadar kas verdiğin gibi, sesine hayvanilik verdiğin gibi, ıslak zeminde tenis oynayanları da küçük mutluluklarla ödüllendir yarabbim. Onlar ki, iki gün önceden o zamana tenis sahasını ayırtan, belki onun için özel şortunu bile alan, ama o gün yağmur yağmasına rağmen hevesini korumaya çalışarak “çıp çıp” diye sulara basa basa oynayan adamlar. Allah’ım. Çok mu şey istiyorum.
  • Bir dolmuş arkası yazısı olarak: “FREEDOM”. Vay anasını dedim görünce, ressmen dolmuşçu abinin içine William Wallace kaçmış haberimiz yokmuş dedim ya.
  • “THIS IS SPARTAAAA!” Yok o başka mıydı.
  • Ne bileyim lan hepsi aynı gibi. 22 tane adam bi topun peşinden gidiyo işte ne anlıyolar anlamıyorum.
  • Bi kafeye ya da lokantaya filan gittiğinde çay-kahve istersin, masada da şeker olur böyle küçük paketler halinde, onların pakedini açıp şekerini çayına-kahvene atarsın ya… Hiç düşündün mü o küçük şeker paketlerinin üzerinde neden 5 farklı dilde “Şeker” yazıyor? Neden mesela ben “Şeker” yazınca anlamıyorum da illa “Sugar”ı görmek istiyorum, neden illa “Zucker” olmadan bu çayın tadına varamıyorum? Neden ha, neden dostum? Hayır gittiğim bi kafede şekerin üzerinde İngilizce ve Almanca dışında “Caxap” yazıyor, artık hangi dilse. Sanırsın oluk oluk turist akıyor da Ankara’ya, bütün o Caxap’lar Zucker’ler o yüzden.. Halbuki diil yani. Bildiğin Ankara işte. Atakule, Anıtkabir, Behzat Ç. filan.
  • O zaman okurlara Behzat Ç.’nin ağzından gelsin: “Biz burda şaka mı yapıyoz la?”
  • Evet esprilerimizi şakalarımızı ve bir kısım görüşmemişliklerimizi yaşanmamışlıklarımızı ver ettikten sonra kalabalığa karışayım istiyorum. Bu kadar kendini beğenmiş‘çilik, bu kadar ben ne yazarsam yazayım o yazı okunur‘culuk. Bir ego’m var patlatırım‘cılık. Kısaca adamsendecilik. Görüşmek üzre! :)
Daçe.
[orijinal metin: http://dacederki.tumblr.com/post/4349197933/kutuphanede-cubuk-kraker-krakslamak]

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)