11 Mayıs 2010 Salı

Bakkal Genci ve Yakan Top

0 tane ömer üründül tadında yorum
Daha önce birilerinin sırf seninle dalga geçmek için var olduğunu hissettin mi? Tanımıyosun o insanları, ama karşına geçmişler, aralarında dedikodunu yapıp gülüyolar. Deli mi ne. Bazen mesela senin yaptığın salak bi hareketle onları gülmesi aynı ana denk geliyo, ki öyle aynı anın allah belasını versin, sen sanıyosun ki sana gülüyo o hiç tanımadığın insanlar. Halbuki niye sana gülsün yani dimi. Tanımıyo etmiyo. Hatta sen bi paranoya oluyosun o andan itibaren, diyosun ki ulan bunlar hep beni izliycek şimdi. Genelde de hep seni izleyebilicekleri bi konumda oluyo sinsiler. Ya arkanda bi yerde, ya böyle uzaktan çaprazında sana dönük falan. Adamla kadın mesela, sevgili, genç aşıklar, oturmuşlar bi banka, sarılmışlar falan böyle sarmaşdolaş. Ama o bank pozisyon olarak o kadar ters ki, yani senin oturduğun banka bakıyo direk. Sen onlara bakamıyosun ama onlar sana bakıyo. Öyle bi pozisyon düşün. Ama pozisyon düşün diyince de aklın başka yere kaymasın, toparlayamam seni valla. Neyse. Şimdi bunlar aslında orda cilveleşiyolar falan, birbirlerine çocukluklarını falan anlatıyolar belki, ya da başlarına o gün gelen komik olayı tekrar konuşuyolar. Ama sen sanıyosun ki sadece seni izleyip senden bahsediyolar, seni konuşuyolar. İşte öyle bi durum beni çok geriyo. Paranoyak bi insanım ben. Gülüyolar falan. Bana mı gülüyolar yoksa? Demin bi arı geldi, ani tepkiyle korktum bir an, ona mı gülüyolar? Ne var yani arıdan herkes korkar. Korkmıyım da soksun mu böceksapienin evladı. Ben de onlara baksam kesin göz göze geliriz, anladığımı anlarlar. Off. Bakmamam lazım. Kesin beni izliyolar, her hareketimi, her halimi takip ediyolar. Gitsenize olm. Deli misiniz nesiniz ya. Sizinle mi uğraşıcam. Bak hala bakıyolar.

Böyle bir paranoya benimkisi.

Bakkal genciyle karşılaştım dün akşam eve gelirken. Karanlıkta tanıyamadım falan, zaten aydınlıkta da tanıyabilen bi insan diilim, bi keresinde annemi tanımamıştım, kendi şahsi annemi, o derece, neyse, bakkal genci beni tanıdı. Selam vermek adına "Naber kanks?" dedi. Kanks evet. New York Knicks gelir benim aklıma kanks diyince. Bi de hayatta kimse tarafından kanks denilmişliğim yok. Bi şaşırdım. Bi irkildim böyle gece vakti, bütün sokak karanlık zaten, zifiri zindan bir ortam, köpek çıksa s.kicek o derece tırsıcı bi de, karanlığı yarıp gelen bir "Naber kanks?" ile "Neleloloyoyo lan!?" dedim. Ne güzel bişey ama. Şu dünya ahret nezdinde kanks da oldum. Oh mis.

Hayatta da en sevmediğim şeydir büyük bir iştahla, açgözlülükle, adamsendeci kaygılarla erik kemirirken, çekirdeğin "çıkank!" diye ikiye ayrılması, sonra o iğrenç tadı almak falan... Bence eriği yemeden önce orda bi save etmeliyiz. Aslında bakarsan hayatta pek çok anı save etmek istiyorum F5'e basıp. Save ediceksin, risk alıcaksın, sonra yine load ediceksin gerekiyosa. Gerekmiyosa etmiyceksin. Ama o save, edilicek. İnsanın başına her şey gelebilir, insanlık hali diye bişey var sonuçta, ne zaman noolucağını bilemiyosun. Her sabah bi save etsen mesela, ya da ne biliyim, gün içinde bulunduğun yerlerde çeşitli checkpoint'ler, safehouse'lar olsa, oralarda bi kaydetsek. Hatta tam save edilirken bi an için takılsa. Sonra devam etse.

Yakan top mu yakar top mu, öyle bi oyun var ya. Adını bilmediğim. Bilip de gidemediğim. Neyse. Hayatım boyunca üç kere mi ne oynamışımdır, sayısıyla aklımda, en sonuncusunu da geçen pazar oynadım. Ama yakan top da (yakar top da olabilir bak şimdi) öyle bi oyun ki, resmen, oynarken hayatı sorguladım arkadaş. Şöyle bi uzaklaştım kendime baktım. Dedim nooluyo. Bi grup insan var, seni vurmak için ölesiye terliyo, o topu senin kafanda patlatmak için, sırtını cıbartıp seni oyundan çıkarmak için ölümüne yeminli gibi, hırslı gibi oynuyo. Sen de, ah işte sistemin kurbanı bir genç olarak, kaçıyosun o toptan. Vurulmaman gerek. Vurulursan ölürsün. Sen ölürsen herkes ölür. Kedi görmüş fare gibi kaçıyosun o toptan, o seni vurmak isteyen sinsinin oğlu rakip oyuncudan. Koşuyosun, kaçıyosun; daha doğrusu kaçtığını sanıyosun ama kaçamıyosun. Çünkü top bu sefer, sana değmese bile, diğer tarafa geçiyo; ki oyunun adeta puştluğu burda; o diğer tarafta yine seni öldürmeye yemin etmiş bir grup gözü boyalı rakip oyuncu daha var. E yuh ama. Ayıp. Resmen ayıp. Alemin tavşanı oluyorsun sen ortada. Niye? Ölmemek için. Bravo. Ben bunu sorgularım işte. Bu çünkü hayatın ta kendisi. Sürekli bi koşuşturma içinde olman gerek. Dinamizm. Enerjiklik. Durduğun an sıçıveriyosun. Bi de garip bi kural var, topu havada tutarsan "can" alıyosun. Sonra artık ölsen de gam yemezsin yani. Bi canın daha var. Öyle işte. Oyunlar garip.

Böyle de mal ederim. Ahaha.

Daçe.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)