27 Mayıs 2010 Perşembe

Ctrl+Shift+Neaber

4 tane ömer üründül tadında yorum
Neaber sevgili okur? Valla özledik dimi. Özledik. Ya da en azından "ders çalışmamak için yapılan anlamsız hareketler" bağlamında yine buluştuk.

● Ben en çok neye özeniyorum biliyo musun? Alpay Erdem'e çok özeniyorum. Alpay Erdem gibi yazmaya diil ama. Alpay Erdem gibi rahat bi insan olmaya çok özeniyorum. Böyle yazımı yazıcam, sonra, çok afedersin, götümü diğer tarafa devirip uzatıcam ayaklarımı. Elimde martini. Bunu istiyorum. Başka da hiçbişey yapmak istemiyorum. Fizikmiş, kalkülüsmüş, ingilizceymiş. Bunlarla uğraşarak nereye varabilicem, hiç bilmiyorum. Mühendis olup olmama konusunda hala şüphelerim var. Ben bazen diyorum ki, "Ya" diyorum "Ben niye Alpay Erdem olmuyorum ya?" diyorum. İstiyorum ki haftada bir yazayım yazımı; onun içine de ver edeyim komikliği şakayı, ver edeyim kahkahalı gülünücek tespiti, sonra bütün hafta hiçbişey yapmiyim iş-güç olarak. Geziyim tozıyım. Bunu istiyorum. Haa gel gör ki bu Alpay Erdem de az değil, çok afedersin yine, götünün rahatına para veriyolar adamın. Haftada bir yazı yaz, al parayı. Oha! Ben böyle adamsendecilik görmedim.

● Bu arada fark ettim ki ben Alpay Erdem olmak da istemiyormuşum. Alpay veya Erdem olmak istiyormuşum ben. Evet. İkisi de çok güzel isimler. İkisinin de karakteri güzel, kıyafetleri 'kuul' gibi. Ben Alpay olsam mesela, düşünüyorum da, ilkokulda futbolcu Alpay'la alakalı çok mizah yapılırdı suratıma karşı. Ama Alpay adında bi insanın fizikle kalkülüsle uğraşması biraz sakıncalı. Çünkü Alpay sert, asabi biraz; lab'a soksan Allah korusun, kırar döker. Hulk gibi. Erdem'se, biraz daha naif gibi ona nazaran. Erdem. Erdem.. Yok bu bana bişiy çağrıştırmadı. Erdem işte. Benim kuzenim Erdem. Onun dışında bi güzelliği yok.

● O diil de ben bu klavyeye alışamadım okur. Yani alalı yaklaşık 6 sene falan oldu, ama yok yani, ya ellerim büyük geliyo klavyeye ya da aramızda bi bağ oluşmadı. Öyle bişey. Şu satırları yazarken filan yine çok zorlanmıyorum da, ne biliyim, internette gezerken bişiyler yazarken, yanlışlıkla Ctrl+Shift+B falan yapıyorum mesela, "Kütüphane" açılıyo. Değişik. Eski bilgisayarlarda birkaç tuşa aynı anda çok basınca ötüyodu bilgisayar. Şimdikinde kayıtlı bir milyon tane kombinasyon var, illa bişey açılıyo, yalnız kalmıyosun. Sıkıldıkça yüklen Ctrl'ye, Shift'e falan. Boş yok. Bi gün yanlış tuş kombinasyonu yüzünden dünyayı havaya uçurucam, o olucak.

● Şimdi benim evde depoladığım, kendi şahsıma ait, isim vermiyim ama Mozambik büyüklüğündeki bir Afrika ülkesini yedi sene doyurabilicek kadar tespitim var tamam mı. Duruyo yani bodrum katta, lazım oldukça çıkarıyorum. Bi de ona bağladığım bi makina var. Arama yapıyo. Mesela okulla ilgili bi tespit mi lazım, "okul" yazıyorum, böyle bi 400-450 kadar cümle çıkıyo karşıma. Sonra onları makinaya koyuyorum bi daha, "kalkülüs" yazıyorum. Bu kez aradıklarım arasından 100'e yakın kalkülüs tespiti çıkıyo. Böyle böyle yolumu buluyorum... Hem espri yapıyorum, komiklik şakalık filan; hem de ayıptır söylemesi geçim kaynağı oluyo o bana. Mesela yeni Twitter hesabı alan bi ünlü, şimdi isim vermiyim ama Nihat Doğa... diye başlıyo adı, neyse, geçen geldi, yaklaşık bi 350-400 tane tespit aldı gitti. Tabii öyle bedava değil. Pazarlıklar sonucu 5 bin kaada kapattım. Düz kaat yani. Para diil. Kaat aldım. Kaatla geçiniyorum ben çünkü. Yiyorum falan.

● Bugün zihnimde "because"un filolojisini incelerken, dur dedim bi de "çünkü"nün filolojisini inceliyim. Öyle, incelerim ben arada.. Kelimenin kökenine inmem çok sürmedi. Bildiğin, Orta Asya'da binlerce Ahmet San varmış. Hatırlıyo musun Ahmet San'ı? Popstar jürisi hani. İlk jüri hatta. "Onunçün" diyen bir insan. Benim bildiğim, bu "çünkü" de, "onun için, onunçün, oğunçün, oğunçün ki, oğçünki, çünki, çünkü" diye bi evrime uğramış. Ya da öyle bişey, bilemiyorum. Dolmuş yolculuklarım uzun, illa ki bişeyler düşünmem lazım. Öyle kınayan gözlerle bakma sevgili okur.

Şu yazı hiç bitmesin istiyorum allaam, yoksa fizik çalışmam gerekicek. Biticekse de, bittikten sonra fizikle filan uğraşmıyım, Alpay Erdem gibi, çok affedersin, sağ lobumun üzerinden kalkıp sol lobumun üzerine yatayım. O derece bir rahatlık, ferahlık istediğim. Elimde martini..

Daçe.

4 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. littleiv says:

    ahahahhahah olum kaat muhhabetine yarıldım resmen ya. kahkaha attım evin içinde :) yiyorum falan diyo off :)

  2. Daçe says:

    ehehe, teşekkür ettim :)

  3. 'neaber' :)) says:

    "çünkü"nün ewrimi.hahahhh:D bu alpay erdm meselesi senin baya içine oturmuş ya.peki senin ilerde kapışılamayıp ayda bir yazıyla serwet kazandığın günlerde biz ne diyelim senin arkdandan?? .p ahhahahh:D :))

  4. Daçe says:

    evet çok sık yazamıyorum son zamanlarda ama yazıcam! inşallah yani.. :D

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)