21 Mayıs 2010 Cuma

Kalkülüs Çalıştırma Merkezi

0 tane ömer üründül tadında yorum
Naaaber sevgili okur? Bak bu kez 'neaber' diil. 'Naaaber'. Böyle uzata uzata, üç a'yla, şımarık, ne 'neaber' kadar kendinden emin, ne de 'naber' kadar yüzeysel. İkisinden de coşkulu. Haa diyceksin ki "Gecenin bu saatinde bu coşkuyu nerden buluyorsun?", ki şu satırları yazdığım vakit tamı tamınaa... 2.40'tır. Uzun zamandır bu kadar oturmamış ıdım. Kalkülüs adamı böyle oturtuyor işte. Özellikle de bi insan yüzsüz gibi, kendisine verilen koca 1 hafta hiç çalışmaz, sınavdan iki gün öncesinin gecesi başlarsa böyle oluyor. Müstehâk.

Haa şöyle de bir durum yok değil, kalkülüs çok fena bişey. Fizik öyle değil. Kimya öyle değil. İngilizcenin zaten alakası yok, yapıyosun onu bi şekilde. Ama kalkülüs bambaşka. Adeta bölüm sonu canavarı, bütün manaları poisonları filan heba ettiğin devasa yaratık. Kalkülüs kişilik olarak büyük bir abazan dinamizmine sahip, zira senelerdir öğrencilerle çeşitli pozisyonlara girmekten kendini alamıyor. İki gün sonra da benimle buluşucak. Üzerimde en kötü ne deneyebilir çok merak ediyorum. Düne kadar hiçbirşey bilmiyordum, sınavsa iki gün sonra. Yani tecavüz kaçınılmaz. En az hasar ve yüksek zevk için sabahlıyım dedim. Uzun süredir 1'den, 1.30'dan sonraya kalmayan daçe insanı, sabahlamacasına oynuyor. Sizlerin de gördüğü gibi sevgili okurlar, kalkülüs kanatlandırı-yor.

Hiç şu anki okuduğun şey yerine bambaşka bişey okusaydın noolurdu diye düşündün mü sevgili okur? Kalkülüs insana bunu düşündürüyor işte. Kalkülüssüz bir hayatım olsaydı, naslolurdu diye. Puanımın en yakın olduğu şehir-bölge planlamada oluyordum tahminen; ki orda da tam olarak kaçmış sayılmıyorsun matematikten. "Uyduruktan matematik" diye dersleri var. Off. Naledossun. Kaçamıyorum yani. Kaderden kaçamıyosun sevgili okur gördün mü? Herşeyin başı kader. Yılların bilimini de şu iki paralık satırlarda çürüttüm görüyo musun.. Saat 3'e gelirken, az değilim ha.

"Ders çalışamıyor musunuz? Tam 'Ahanda ne biçim de çalışırım haa şimdi!' diye kendi kendini gaza getiriyorsunuz ama en son hatırladığınız şey feysbuk profil resminize gelen yorum mu oluyor? Vicdan azabı denen fizyolojik olay kalbinizin sıkışmasına yol açıyor, yaz okulu kavramıysa başlı başına bir küfür gibi mi geliyor? O halde bize gelin. KALKÜLÜS ÇALIŞTIRMA MERKEZİ."
1. seans: Masamızı topluyoruz. Yok efendim "Benim masam zati temiz." vay efendim "Ben dağınıkta daha iyi çalışıyorum.", yok işte "Ben zaten masada çalışmıyorum." falan demeyin. Önerilere iki kulak verin. İki dinleyin şunları ya. Oğlum! Burda bişey anlatıyorum. Dinleeburaayııı.
2. seans: Kalkülüs kitabı ve çıkmış sorular fotokopi güllesini ortaya koyuyoruz. Var olan yegâne materyalimiz bunlar.
3. seans: Bir bardak sıvı alıyoruz. Mümkünse alkol olmasın. En azından şimdilik. Sabredin lan, bari en son içersiniz. Tamam Allah belanı vermesin tamam çok istiyosan azcık içebilirsin. Ayık tutar bi süre.
4. seans: Tercihen müzik açıyoruz. Açılan müziğin ritmli olmasına, 'hızlı gibi' sözlü olmasına ama 'çok hızlı' sözlü olmamasına dikkat ediyoruz. Caz olur, blues olur. R&B'ye kadar yolu var. Bi de kesinlikle yabancı olmalı. Onu bir bilin de.
5. seans: Alkolü çok hızlı içiyosun bak. Sakin. Önce biraz çalış.
6. seans: Kitabın 'İçindekiler' kısmını açıp, sınavda çıkıcak konuları şık bir kalemle işaretliyoruz. Kalemin şık olması çok önemli. Rotring, Faber Castell bu aralar revaçta. Özellikle Faber'in yeni bi kalemi var, taş gibi resmen. Neyse dur. Konu o diil.
7. seans: Şu biradan bi yudum versene. Sen çalış.
8. seans: Evde kalanlar için söylüyorum; bu seansa kadar gelip annenizin "Yavrım meyve getirdim." / "Kek var çok güzel. Çayla veriyim." gibi önerilerinden; veya babanızın daha net olarak "Tatlı ye." gibi emir kipli cümlelerinden kurtulmuşsanız, siz zaten olmuşsunuz. Pazartesi gelin sertifikanızı alın. Bi de kimlik fotokopisi lazım ama.
9. seans: Ohoo. Birisi çoktan sızmış bile... Şşt kalk lan kalk yerine yat. Ağzına vurduğumun çocuğu, kitabı da batırdın, yuh ayı. Kalk lan!
10. seans: Neyse ya. Bu gece de olmadı. Uykular gelindi. Şimdi sen yat, yarın tekrar anlatırım ben seansları. Sakin kafayla çalıştırıcam seni. Hadi iyi geceler. Öperim.

Daçe.

(bu arada her yıl olduğu gibi bu yılı da boş geçmeyen ve bir yaş yaşlanan, blogun "sevgili okur" kitlesi arasında sayılı insanlardan biri, sevgili utku, doğumgünün kutlu olsun. gerçi kalkülüsün olmadığından işine yaramaz ama, seni mi kırıcam, sana olsun bu yazı. haydi. gittim.)

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)