29 Mayıs 2011 Pazar

Saf Kız Tribi Atan Otobüs Şoförü

2 tane ömer üründül tadında yorum
 fotoğrafta erasmus'la yurtdışına giden türk'ü bulunuz. 
(parti fotosu, bir sürü tag, çılgınlık, ovyee erasmus yee filan.)

● Evet gençler açıklıyorum; bütün bu yersiz yağmurlar sanki Mikail'in, Erasmus'a gidemeyen yüz binlerce üniversite öğrencisine Londra'yı yaşatmak istemesi bence. Hele de final dönemi. Ooh al sana finaliyle, okuluyla, farklı iklimiyle tam bir Erasmus işte. HADİ HEMEN FEYSBUK ALBÜMÜ YAPALIM!!!11 "@Londraa Erasmus Firends (karışık)"
● Yalnız tamam "Londra" filan mesela iyi güzel olmuş da, sonra neden firends, sonra neden karışık...
Aa sevgili okur, gel gel ıslanma gel... Neyaptın ya neaber? Valla batmış ha hep paçaların, berbat olmuş. Ben de yağmurdan filan konuşuyodum öyle, tam zamanında geldin. Muzır seni. Muzur değil ama. Muzır seni.
● O albümde; BİR: Verilen bir çılgın parti fotoğrafı, taglenen bir sürü yabancı insan (genelde sarışın renkli gözlü, "das das das ihbin ihbin" insanları). İKİ: Kollarını havada iki yana açarak "X" yapmaya çalışılmışlığın, o büyük emeğin ürünü olan fotoğraf. Bu ikisi olmazsa o albüm Erasmus albümü olmuyormuş.
● O değil de ahahaha lan bugün ressmen EGO otobüs şöföründen trip yedim ya sen onu biliyor musun? Atar değil ama, böyle bir kızma ya da tartışma gibi bir olay değil; bildiğin trip. Hatta klâsik kız tribi. Dur hemen anlatmalıyım onu... Hohaheho... Bindim şimdi otobüse, elimde öğrenci bileti var onu basıyorum falan. Ama paso yok. Yani hiç almadığımdan yok. Neyse. Bastım kartımı ilerliycem filan. Şoför bi anda mağrur bi bakışla durdurdu; "Yalnız" dedi "o bileti basarken paso da göstermeniz lazım". Dedim hocam pasom yok ya almamışım yanıma. Sonra baktım bi tane daha kalmış hakkım, paso yok ama dedim çok lazımsa bi tane daha basıyım yani. Çünkü sevgili Ankara dışından okuyan okur, Ankara'daki otobüslerde böyle bi uygulama var. Öğrencisin, pason yok, hoop iki kere bastırıyolar. Ceza olarak. Neyse. Ama hani paso var sadece yanımda değil, falan diye de son bi vurguladım. Şoför bi durdu, bi böyle hüzünlendi.. Gözlerimin içine buruk bi ifadeyle baktı ve tribini işte tam da orda koydu sevgili okur: "Kim bilir..." dedi, "daha önce kaç şoföre bunu söylemişsinizdir..." Ahoahahohohoha. Bana diyo bunu.. Şaka da diil, baya ciddi ve üzgün bi ifadeyle... O an nası güldüm içimden, nası katıla katıla, haykıra haykıra güldüm; çaktırmadım tabi. Ortamın romantizminden gayet uzak bi şekilde "Yek yeaa genelde sormuyolar paso ki:))" diye gayet sevecen bi cevapla ilerledim. Yalnız ben ordan içeri doğru uzaklaşırken fark ettim, adam çok üzüldü. Öyle böyle değil. Camdan dışarı, uzaklara dalar oldu... Off. Yazarken bi daha güldüm şimdi. Hehaheleyehehele.
● Şimdi ben bazı olayları abartabiliyorum, ya da mesela hiç olmayan bi olay uydurup onu gerçekdışı olduğu bariz olan betimlemelerle ver ediyorum burda ama; sana yemin ederim ben bunu bugün aynen bu şekilde yaşadım sevgili okur. Tamamen gerçek olay.

brad pitt bu ayakkabıyı bana verse, önce 'p'nin kuyruğunu söker onu 'd' yapar, sonra da hemen hevesli gibi evde giyerdim bi akşam. ehehe.

● Ben bişeyi çok merak ediyorum ya. Acaba mesela Brad Pitt falan da yeni ayakkabı aldığının akşamında o ayakkabıyı evde hemen açıp giyiyo mudur lan.
● Yapmıştır ya bi kere en azından, insan diil mi abi. Yok yok kesin yapmıştır kesin. Ohh nası rahatladım şu an varr ya...
● İstiyorum ki bir gün böyle hiçbir şey yapmadan öylece dururken, ama yani gerçekten ne fiziksel ne mental olarak hiçbir şey yapmıyoken, bi tane çok zengin bi yatırımcı gelsin istiyorum yanıma, "Genç adam" desin, "bi süredir şurda oturdum seni izliyorum, o kadar güzel hiçbir şey yapmadan duruyosun ki" desin "çok etkilendim. Bence sende kimselerde olmayan hayvanî bi yetenek var! Al şu 1 milyon dolarlık çeki" desin, hemen o anda orda bana milyonlu dolarlı çek yazsın istiyorum ya. "Üstelik bu sadece başlangıç. Çok büyük zengin olucaksın çok!" desin böyle. Of ya niye böyle şeyler olmuyo olum ya.
● Peki, Ankara insanının, zamanında inanılmaz bi Latin fetişi varmış o noolucak. Arjantin İlköğretim Okulu, Meksika Caddesi, Simon Bolivar Caddesi, şimdi çok da aklıma gelmiyo ama bi sürü örnek var böyle. Sanırsın etraf Latin Çik kaynıyor. Halbuki bildiğin Ankara insanı yani. Yalan mı yalan mı dondurmayı yalan mı diyen adamlar hep.
Devlet Su İşleri'nin Ankara'daki merkezinin bahçesi önündeki süs havuzunda suyun akmaması nasıl bir ironidir ya. Oturdum bunu düşünüyorum.
● Allah kimseye yokuş yukarı çıkma derdi vermesin, amin.
● Cemrelerin düşmesiyle aynı zamanda ortaya çıkan felaket senaryolu yaratık vurmalı FPS oyunu çıkmadı mı ya bu sene hâlâ? Yağmurlardan tabi. Yaz gelemedi ki, yaa yaa... Bugün aynı otobüste iki ortayaşlının konuşmasına şahit oldum, aktarıyorum: -Çok yağdı yağmur çok yağdı çok... Güneş yüzü göremedig. +He ya, hayır bişey değil ekinler kızaramadı ekinler. -Yaa yaa... Ekinler... +Ekinler evet...
Allahım ya kafayı ekinle bozmuşlar. Bütün o yağmuru ben yiyorum lan ekine nooluyo sırf kızarmamış diye... Teallam ya.
● Ohh nası yardırdım geldim ha buralara kadar. Tabi sen de okurken yardırdın geldin. Ben şu taraftan aşağı inicem, sen herhalde... Tamam.. O tarafa? Tamam görüşürüz o zaman kendine çok iyi bak. Tamam. Öptüm hadi. Ekinler!

Daçe.

2 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. Adsız says:

    Kuyruk acın fenaymış :(

    üzülme lan sende bir gün gidersin öle yabancı arkadaşlarınla eğlenirsin

  2. Daçe says:

    öyle bişey olucak gibi dur bakalım :D

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)