15 Mayıs 2011 Pazar

Şenlik Hakkında Hiçbir Şey Söylemeyeceğim

0 tane ömer üründül tadında yorum
● Sana bişey diyim mi... Hayvan gibi kilo vermişsin haa, çakal. Ne yaptın?
● Olur olmadık sürekli "Kilo verdin." diyen bir insan çevresi var ve o kadar kalabalıklar ki, geçen gece hepsini aynı rüyada gördüm diye yüzüm uçukladı. Dudaklarım değil yani düşün, kompile Scarface oldum.
Neaber ya ehehehe.
● Şenliklerimiz vardı biliyo musun. Ama şenlik hakkında tek bir kelime bile etmiycem çünkü bayıyor yani. Yağmur filan. Çamur. Pislik, kir. Alkol falan. Güvenlik görevlileri. Ohoo olm bayaa bişey söylüyorum ben galiba. İşte Devrim, MFÖ filan. Biliyosun. Mirkelam'da Ankara oyun havası. Haydaa. Duramıyorum. Chinese takılan Mexico Dürümcüsü adlı Türkler. Minişortlu kızlarımızın yağmurla ve soğukla savaşları. Apaçiler. Allahım ben gidiyorum. Cancaazım. Arkadaşlarım. Kafkas halk kıyafetleriyle fotoğraf çekişmemiz. LAN! TUTUNSANIZA BENİ! İşte efendime söyliyim rektörün "Gözümün önünde oynaa!" ve "Akşam hava kararmadan evde ol, baban gelicek!!" kafasında getirdiği kısıtlamalar. Alkol alıp kusanlar. Mirkelam'la koşanlar. Grup Yorum konserinde ellerimizde Burger King bardakları olması. Burger King'in iki tane buzlu bardağı 5.30 TL'ye satmaya çalışması. Tamam ya yeter. Şş. Olum çekin lan beni! HEY!
● Oh teşekkür ettim.
● Öyle işte, şenlik hakkında hiçbişey söylemeyi düşünmüyorum.
İnternetime Dokunma yürüyüşü vardı bugün sevgili okur. Bizim oralarda oturan bi arkadaşla "Katılak." dedik, çıkıp gittik. İşte Sakarya Caddesi'ne gidicez, orda devasa bi kalabalık görücez, hakkımızı arıycaz, kendini bilmezlere ayar vericez falan kafasında. Bi gittik, Allahım, nası kalabalık... Nası kalabalık... Deli bi kalabalık. Arkadan hareketli bi halk türküsü, halay çeken insanlar... Tam aralarına karışıcaktık ki, son anda fark ettiğimiz şeyle felaketten dönmüş olduk. Halay çeken insanlar Laz Kültür Topluluğu'ndandı ve nerdeyse onların eylemine giriyoduk. Neyse ben şimdi çok komik gibi anlatamadım ama sen benim kırk yılda bir yürüyüşe katılma düşüncemle yanlış anlaşılma yüzünden "Bize her yer Trabzon!!111!" diye halay çeken adamla kol kola olduğumu, hatta orda halay başı olduğumu, bir an önce çıkmaya çalıştığımı ama insanlar yanlış anlamasın diye çıkamadığımı falan hayal et. O zaman komik oluyür.
● Olm bende bildiğin yardımsever tipi var ya. Galiba var yani. İnsanlar hep bişey sorarak yanaşıyor bana, hep bir fikir danışması, bir böyle âlim bellemeler... Demin de Kızılay Mado'ya gelirken, evet şu an Mado'dan yazıyorum böyle de ortam insanıyım, yaz geldi hemen soluğu Mado'da aldım filan, neyse, Mado'ya gelirken bir turist çift bana Kurtuluş Parkı'nı sordu. Allahıııım. Ben şimdi normalde çok güzel yol tarif ederim ama daha önce İngilizce yol sorulmuşluğum çok azdır. Bizim Büyük Sorulmuşluğumuz. Neyse. Ben tabi böyle şeyler hep ortaokul İngilizce Coursebook'larında oluyo sanıyodum. İşte mesela karşıdan Isabella ile Martin geliyor, "How can I go to Sultanahmet Mosque?" diyor, biz de o sırada zaten dibindeyiz caminin, diyoruz işte "Go straight, then turn left, go straight one hundred meters." Yani az önce Kurtuluş Parkı'nı sorduklarında keşke bu kadar net olabilseydim ya da benim o anki kıvranmalarımı görebilseydin sevgili okur. Ressmen "Eee... Okey. You have to go forward this street. Here is Meşrutiyet Street. Eee.. Go go go for a while. Go. Eee.. One second please. Hah. (ulan iyice gidince nerde kalıyodu bu park, pff) Ee.. Sorry one second... You can ask somebody for Kolej or Kurtuluş. Okey? Okey. No no you are welcome."
● Gerizekalı sanki elinle koymuş gibi tarif ettin de bi de sonunda you are welcome filan diyosun. Kötü advanced seni. Advanced'in en kötüsü bendim olm hazırlıkta. Hani bi yerde biter ya liste. Bendim o işte.
● Yalnız listenin sonunda olmak benim kaderim galiba ya la. Şu anki okuduğum bölüme de en son giren adam benim. Resmen son anda kafamı sokmuşum, sonra da kendimi çekmişim, öyle girmişim gibi.
● Liseye girerken de ilk önce bi tane dandik lise kazanmıştım tamam mı. Böyle kıçıkırık, kenar mahalle lisesi, şimdi adını vermiyim. Oraya birincilikle giriyodum mesela. Sonra nooldu? Orası kötü lise diye ön kayıtla Atatürk Lisesi'ne gittim. Sonuncu filandım sanırım yine. Gerçi benden sonra çok adam girdi hepsine çakmışım yaa ehehehe. Neyse.
● Şu an bizim okul bira kokuyo biliyo musun. Ama ben şenlikle ilgili bişey söylemiycem.
● O diil de Mado'nun tuvaleti çok kötü aydınlatılıyor ya. Hani sensörlü lambalar var ya, işte onlardan var bi tane. Ama zaten küçük bi tuvalet yani, aynı anda 3 kişi almıyor bile. Bi de tam böyle afedersin işerken hop! lamba sönüyo. Haydaa. O anda nası bi hareket yapsam, kafamı mı oynatsam, elimi mi kaldırsam, resmen ölümlerden ölüm seçtiriyor ha. Bu da böyle bir anımdır. Tuvalette hiç anın yok mu diyen olmasın diye anlattım.
● Hadi gidiyorum ben. Sağlıcaklar içinde boğularak can veresin. Böyle de güzel iyi niyet dileklerim var.

Daçe.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)