19 Nisan 2012 Perşembe

Bronx Yollarında Hayat Gailesi

3 tane ömer üründül tadında yorum
Takıyorum cd'yi, akıyor stresli, cefakâr müzik. Emektar bir Encore albümü... Mikrofondaki beyaz adam biz siyahlardan bahsederken ne kadar da haklı! Yine de bazı anlar ağzının üstüne şöyle iyi bir vurmak istemiyor değilim.
Bu keyif çok fazla sürmüyor tabi, hemen, arkadan tiz bir yakarış: "Şoför bey biz sizin dinlediğiniz şeyi dinlemek zorunda mıyız?" Haklı, ama şoförlüğümün bir gereği olarak teybi kısmadan önce dikiz aynasından kadına pis pis bakıp atar yapıyorum. Nçk nçk nçk... Bu korku bütün bir yolculuk boyunca hepsine yeter.
Central Park - Bronx hattı yoğun bugün. 46'ncı evenü'ye girmem gerekirken, trafik dolayısıyla sapıyorum 52'ye. Allahtan 52'nci evenü boş da oradan akacağız. Evenü evenü üstüne yaratmış buraları rabbim.
Central Park'tan kalkalı altı dakika olmuş, kaçı olduğu önemli değil ama on geçiyor. Tam altı dakikadır söyleyeceğim, söylemiyorum ama; en arkaya oturmuş bir iblis, parasını uzatmamakta kararlı. Hayır 2 dolar'ın neyini uzatmıyorsun arkadaşım sen ya? Ben de burda ekmeğimin peşindeyim nihayetinde. Dikizden bakıyorum iblisinoğluna, hiç oralı değil hayvanat, dışarıyı izliyor. 52'nci evenü'nün neyini izliyorsun ki sen? Benim hayatım 52'nci evenü'yü 53'e bağlayan sokaklarda geçti, ben bilmiyor muyum hiç de izlemeye değer bir şey olmadığını? Yüzüne de takınmışsın gamsız, kalender bir ifade. Bu neyin gamsızlığı ben onu da anlamıyorum ki. Yapacak başka bir şey bırakmadın bana evlat, tam sekiz dakika geçti, bu kez zor kullanmak zorunda kalacağım: "Parasını veremeyen, üzerini alamayan?"
Cılız bir ses: "Şey. Ben 10 dolardan bi kişi uzattım ama?" Dikize bakmadan tahmin etmeye çalışıyorum; zihnimi zinde ve sağlıklı tutmak için son yıllarda bulduğum bir bulmaca. Zayıf, uzun boylu, 16-20 yaş arası, siyah saçlı ama çocukken sarışınmış, kolejli bir kız öğrenci. Kaldırıyorum kafamı bakıyorum; bir tek saç rengi tutmuyor; o da muhtemelen özentilikten. Yoksa eminim, o saçın orijini siyah. Gönderiyorum 8 dolar geri...

Telefonum çalıyor, açıyorum, duraktan Tim. "Ne yaptın Tim'im?" diyorum. "Hiç abi" diyor, "Genelkurmay kavşağına geldin mi? Çevirme var orda çok pis." Kafam şaşırıyor o an. "Ne genelkurmayı lan?" diyorum gülerek, "Washington'da mıyız oğlum, sen hala öğrenemedin buraları ha!" Kendisi on beş senedir dolmuşların yerlisi, iki senedir de New York'un yabancısıdır. Pentagon'da memur olarak işe başladığımızda benden çok şey öğrenmişti kerata. Sonra ani bir kararla bu işe girdik malı mülkü satıp. Neyse. "He doğru yaa pardon abi... Halide Edip ilköğretimin ordaki kavşak var ya, onu diyorum." Gerçekten tam bir gerizekalıdır. "Tamam oldu Tim'im" diyorum, basıyorum No'ya. Her şehirde bir Halide Edip İlköğretim Okulu var mı acaba diye bir düşünce alıyor beni şimdi...

Dolmuş işi çetrefilli iş azizim. Müsait bir yerde'si, şuradan bir kişi'si bitmiyor. Haliyle akşam eve geldiğimde kafam kazan gibi oluyor. Hatta kazan dibi oluyor, sağolsun hanım çokça yapmış üç gündür yiyoruz. Bu benim küçük, Steve. Orta ikiye gidiyor ellerinizden öper. Dedesinin adını verdik, Tanrı biliyor ya en az onun kadar çalışkan. Bu da bizim kız, ortanca bu, okumaya pek niyeti yok ama. Çok zıpır çok, ele avuca sığmıyor. Geçen gün aradı, alo baba, ee?, ben new jersey'deyim. Haydaa. Güler misin ağlar mısın. Biz sabah okumaya diye gönderiyoruz kızı, akşamında atlayıp Jersey'lere gidiyor. Neyse benim sinirler zıplayacak yine. Bu da büyük oğlan, atölyeye verdim bunu da çalışıyor. Maaşı SSK'sı felan var, bize bir yükü olmuyor sağolsun. Zaten elleri para tutsun da yeter o yeter. Gerisi onların bileceği iş.

Evenü'nün sonuna geliyoruz, pek tekin yerler değil, Bronx'un o tehlikeli havasını her daim hissediyorsun. Ama bir bakıma da güzel bir şey tabi, insanı her an her şeye hazırlıyor. Yavaştan kaçayım, bizim durak karşıdan göründü. Şimdi bizim bu Jones'larla Kevin'larla bir kiliseye gider geliriz. Sizi de burda indirsem olur mu? İlerde polis var çünkü ceza yazıyor ilerde indirirsem. Tamam? Hadi çok sağol, hadi sağlıcakla. Hadi. Bay.

Daçe.

3 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. Yazı şahane olmuş ;)

  2. littleiv says:

    hey gidi amerikanın mavi minibüsleri.... :)

  3. Daçe says:

    eyvallah canokurlar sevgilerimle. :)

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)