14 Ekim 2010 Perşembe

Ortalamaya Bakmıyolarmış Aabi

1 tane ömer üründül tadında yorum

Yukarda ne var sevgili okur?

Yazıya resmen "what's up?" diye başladım ama hiçbiriniz anlamadınız di mi. Çünkü ingilizce böyle bi dil. İblisin oğlu bir dil ingilizce. What's up çok havalı, karizmatik ve Amerikanvari duruyo. Ama bak çevirdim, hiçbi havası kalmadı. Bundan sonra "What's up" diyen bi Amerikan görürsem, "Yukarda Allah var nigga" diycem. Evet bunu yapıp kaçıcam.

Şimdi bizim evde yaklaşık 1 haftadır yepisyeni bi tane tost makinesi var tamam mı. Eski tost makinemiz ikinci dünya harbinden kaldığını için (ikinci dünya savaşı da değil, direk harbinden kaldı, o kadar eski yani düşün), annemin yoğun isteği üzerine alınan bir tefal tost makinesi. Yalnız şimdi bu alet aramıza son katılan, çiçeği burnunda bi alet olduğu için çok seviliyor, el üstünde tutuluyor. Evde herkes bu tost makinesi geldiğinden beri sadece tostla besleniyor, 1 haftadır mutfağımız tost ekmeği kokusunun etkisi altında. Bir anda kaşar tüketiminin günlere bağlı değişim grafiği adeta erekte oldu çok afedersin, öylesine bir artış, öyle bir çılgınlık. Evet. Tost çılgınlığı. Kahvaltı, öğle ve akşam yemeğinde tost. Kaşarlı, salamlı, sucuklu, sosisli, karışık, kimbilir bazen sadece iki tane tost ekmeği, arası boş filan. Hayır yani yiyecek başka yemeğimiz yok da değil hani, yanlış anlaşılmasın, açlıktan öldüğümüz falan yok; tost makinemiz yeni olduğu için sadece bu coşku, bu heyecan. Şimdi gideyim de bi tost yapayım kendime.

Geçen gün, inanır mısın sevgili okur, cancaazla sinemaya gittik yine, fakat gün geçmiyor ki sinemada bir tuhaflık yaşanmasın... Bilet gişesindeyiz tamam mı, bilet alıcaz, gişedeki görevli kadına hangi filmi hangi seansı istediğimizi söyledik. Bi yandan da bilgisayardan bakıyoruz filan, takip ediyoruz. Koltuk seçme safhasına geldik. Bi koltuk seçme safhası ne kadar zekâ gerektirebilir sevgili okur? Gerektirmez yani, gerektirmemeli. Kadın ikimize bakıyo, gözümüzün içine içine bakıyo, iki kişi olduğumuz gayet aşikâr olmalı yani.. Kadın durdu durdu, hala ikimize bakarken, "Üç kişi mi?" diye sordu. Orda ben bi mal oldum. Bi bön oldum. Bi orda kalakaldım. Hayır bi de sevgili koltuğu filan seçtiriyoruz orda kadına bilgisayardan, hala üç kişi mi diyo. Hayalinde bize bi tane de yancı mı ekledi ne yaptı. Hayat süprizlerle dolu.

Binlerce yıldır dolmuşegemen toplumlarda hüküm süren "açılmayan cam"ların açılmadığını ilk fark ettiğim andır işte mutsuzluk. Normal şartlardaki bi insan ömründen çok rahat bi 6 ay atar.

İlkokul çocuğundan diil ama, ortaokul çocuğundan çok korkuyorum sevgili okur. Hele o tam beslenme çantası taşımaktan beslenme çantası taşımamaya geçiş süreci yok mu. Off. İşte bi insan hayatı boyunca bir tek o evrede kaybedicek hiçbişeyi olmadığına karar veriyo. Çünkü gerçekten de ortaokul çocuğunun kaybedicek bişeyi yok. Küfürünü eder, yaşıtlarıyla döğüşür (dövüşmez, ama döğüşür), kızlara lafını atar, gerektiğinde "Son kaleci - ilk penaltı!" diye hızla yere çökmesini bilir. Hayatı görmüş geçirmiş gibidir. İşte bu yüzden çok korkuyorum ben. Ne zaman ne yapıcağı, nası bi tepki vericeği falan tamamen meçhul. Ortaokul hoş bişey diil gibi.

Asansörde hiçbi zaman yabancı dizi ve filmlerdeki gibi kapıya bakar şekilde durmadım, duramadım sevgili okur. Hep, nası girdiysem öyle durdum. Bence benim gibi bi sürü insan var. Hatta eğer o insanlarla birleşsek, böyle çok kalabalık olsak, ne bileyim, sonra hemen dağılsak falan. Çünkü hiçbiriyle bişey yapmak istemiyorum, vazgeçtim.

İstiklal marşı ve kapanış.

Daçe.

Bir kişi Ömer Üründül olmaya çabaladı

  1. şizofren gişeciyle hayatında tost yememişcesine "boş tost" yiyen ailene deli güldüm. fekat wazzup şakası yakışmadı daçe. bi dahaki sefere daha güzel kelime oyunları bekliyoruz.

    olm yazı bitirme kelimesi buldum. imza gibin hani.

    ziner.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)