26 Ocak 2012 Perşembe

Biz İzmirliler Her Şeye Darı Deriz

14 tane ömer üründül tadında yorum

» Napıyon sevgili okur? Bak sana böyle de güzel İzmir ağzı yaparım. Önceki günlerde yavru vatan İzmir'de olduğumdan mütevellit (evet mütevellit), bu yazıda böyle komple İzmir'den bahsedecek ve yersiz yersiz zamanlarda İzmir ağzı yapacağım.
» Cancaazla gittiğimiz İzmir günleri boyunca hava o kadar güzel, o kadar bebiş gibiydi ki sevgili okur, anlatsam ağzın açık kalır. Ben de anlatmak yerine bir görselle durumu bağlamaya gerek olmadan ortamı şenlendirmek ve aniden bir sonraki maddeye kaçmak istiyorum.

çok yakından bakınca beni de görebilirsin, el sallıyorum bak.

» Evet yavru vatan Kıbrıs falan değil can okur, Kıbrıs'ı henüz görmedim gerçi ama, yavru vatan İzmir. Altına da imzamı atarım. Özellikle Ankara'dan gittiğin zaman çok iyi anlıyosun, yavru gibi bir şehir İzmir. Bebiş gibi. İlik gibi şehir. Oh beybi bi hareketlenme oldu. Kaldığımız 5 günde resmen İzmir'in köpeği olmuşum gördüğün üzere, ama ben daha çok İzmir'in ve bebiş İzmirlilerin tuhaflıklarından bahsedeyim diyorum.
» Abi şimdi her şeyden önce bi yavanlığa değineceğim... Mısıra darı demek nedir ya? Lan ben dedim ki İzmir böyle modern şöyle batılı öyle şahane falan, adamlar aykırı çıktı. Mısır lan mısır, bildiğin, annelerimizin alıp haşladığı, seyyar satıcıların tuzlayıp tuzlayıp sattığı, Kızılay apaçilerinin bardaklar içerisinde ver ettiği güpgüzelim mısır. Sen şimdi kalkıp yılların mısırına nasıl ağzını eğe eğe darı diyebiliyorsun ya? Bununla da sınırlı değil aykırılık. Sahil kenarında çekirdek çitleyelim denize karşı dedik, misler gibi manzara var, Ankara'da nerden bulucaz dedik, neymiş efendim, çekirdek değilmiş çiğdemmiş. Haydaa... Deli misiniz oğlum siz. Binlerce yıllık çekirdek o mendeburlar! Allahallaa. Sonra bak... Bu kadar da değil, keşke bu kadar olsa. Bugün bir leblebiye adamlar nohut diyor. Al. Nohut bambaşka, leblebi bambaşka şeyler hayvanın evladı.. Nasıl sinirleniyorum bak düşündükçe ha. Simite de gevrek diyor yine aynı iblisler. Gururlu gururlu, kendinden emin, "Vaaar gevreeek" diyor. Ama gevrek adı altında sattığı şey hep simit. Ay bayilazağim...
» Bence şöyle olmuş. Bi gün bi İzmirli, artık rüyasında mı gördü naptıysa, uyanmış böyle Ege'ye, Yunan adalarına doğru, kalkmış bütün arkadaş ortamlarında demiş ki, pis lobici, "Bence bundan sonra simite gevrek, mısıra darı diyelim. Leblebi de nohut olsun mesela, gerçekten nohut almak isteyen biri olursa kafası skilmiş olur ehehe. Bu arada o çitlediğimiz çekirdekler var ya, onlar için de 'çiğdem' gibi bişey düşündüm. Uyar mı?" Yoksa başka nası olacak di mi.
marifet gibi bi de böyle kartpostal yapmışlar.

» Onu bunu bırakayım da açık konuşayım; İzmirliler dünyanın en saygılı insanları arkadaşım. Taksicisi bile yol veriyor inanabiliyor musun? Taksicisin ya sen, yol senin babanın, istesen basar gidersin, ama yooook. Ayağını yola koyduğun anda duruyolar. Avrupa ülkesi muhabbetlerinde böyle bi klişe var ama ciddi anlamda doğruymuş. İstanbul böbürlenmesin Avrupalıyız falan diye, adamlar çoktan girmiş Avrupa'ya.
» İzmir'in her yerinde Roman Roman teyzeler var, gül satıp fal bakıyolar. Bi gün, cancaazla yine böyle Kordon'da denize karşı oturuyoruz -ayıptır söylemesi kehhe kehhee mehehe-, bi tane Roman teyze geldi uzaktan, "Bilimadamııııı" diye bağırıyo bana doğru. Diyorum ne alaka, meğer ben o sırada numaralı gözlüğümü taktığım için ve numaralı gözlük takanların hepsi bilimadamı olduğu için öyle bağırıyomuş. Geldi yanımıza, ayaküstü, beş dakika içinde falan bir gül satıp iki de fal baktı. Ben neye uğradığımı şaşırdım tabi. İlk başta ikimiz de kadına para kaptırmamak isterken toplamda on beş türk lirosunu bayılmamız çok güzel oldu. Bence bu kadınları İşletme'de filan ders diye okutmak lazım. Marketing sağlam.
» Bebiş vatan İzmir'de ilk başta Alsancak'ın ara sokaklarında bi otelde kalıyoduk tamam mı. Otel güzeldi, fakat nasıl desem, muhiti biraz garipti. Hani böyle, akşam saat 6-7'den itibaren, yalnızca 2 metre enindeki sokaklar nasıl karanlık ve tenhalaşıyor görüceksin. Sokak köpekleri, ortaya dağılmış çöpler, apaçi tipli "bebe"ler. Ama bir şey vardı ki, otelin muhitini az sevdiysek daha da sevelim diye orda duruyor gibi: Travestiler. Evet. Topuklu ayakkabıyla 1.90 boyunda, benden yaklaşık 20 kilo daha fazla, bacakları ile Roberto Carlos frikiklerini, kıyafetleriyle de Bülent Ersoy zerafetini hatırlatan bu adamlar -adamlar?- yürüyerek geçmemiz gereken 100 metrelik zorlu parkuru sağlı sollu kapatmışlar, arabaların üzerlerine oturup bacak dekoltesi veriyorlar. Biz tabi onlarla temasa geçmemek için adeta bir Hugo gibi DÖRT! DÖRT! ALTI! şeklinde bir sağa bir sola kaçarken, maalesef içlerinden birinin tam yanından geçerken bana "Enişteee" diye laf atmasına engel olamayıp ahretlik gerilim yaşadık. Bağlayabildim mi bilemiyorum artık korkudan nasıl yazdıysam gelişine.
» O diil de, güzel İzmir'in martısı bile bizim burdaki güvercinden farklı bakıyor. Belki tür farkından dolayı da olabilir bilemiyorum tam.
» Bi gün de komple Efes'teydim sevgili okur. Belirtme ihtiyacı hissediyorum çünkü İzmirli olup da daha bir kere Efes'e gitmemiş insan var şu devirde. Neyse. Efes'teki o antik kent, yanlış anlamadıysam İyonlar döneminden kalma, ve anlıyoruz ki, İyonlar taştan kolonun köpeği olmuş. Adım başı bir kolon adım başı bir kolon, bu ne arkadaşım. Yok işte krallar ölmüş kolon yaptırılmış, savaş kazanılmış hadii kolon yapalım olmuş, ne bileyim "şöyle güzel bi yer yap da eğlenek" denmiş, kolon yapılmış. Gerçi böyle söyleyince Efes'te kolondan başka bişey yok gibi oldu ama, yani nasıl desem, en azından yarısı kolon lan. Bi de Efes'te 60 kişilik falan bi Japon kafilesi vardı, onu hiç anlamadım. İzmirlinin kendisi görmemiş daha Efes'i, sen nası kalkıp da geliyosun taa Japonyalardan yaşlı başlı halinle. Arkayı flu yapan fotoğraflar çekip çekip gittiler sevgili okur. Bu da böyle bir anımdır.
» Kordon, Alsancak, Konak, Karşıyaka, Bornova ve hatta Efes falan derken bayaa İzmir hayranı oldum çıktım. Bu yazıyı da burada sonlandırayım zira bu hayranlığımı çekemeyen pis Ankaralılar olucak daha fazla uzatırsam. Haydi sağlıcakla kal, al yanaklarından ve al yuvarlarından öpüyorum.

Daçe.

14 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. pınar says:

    şimdi... 'enişte' derken o aslında beni kardeş yerine koyduklarını gösteriyor bi anlamda sıcaklık var. (polyanna level:126) yine de korkularımın sesini dinleyip tam emniyetin karşısında bir otele sürüklenmek güvenli oldu. denize nazır, deniz manzaralı oldu. bi yerde, ço-ğoş oldu.
    'Komikli yazı' yine çokzel. Bu sefer izledigim filmi sararak izlemek gibi, ayrı da bi güzel :) 'NOHUT' der, kaçarım.

  2. Daçe says:

    nohut'u görüyor ve arttırıyorum! :P become a fan of kıyı emniyeti genel müdürlüğü, ehehe :)

  3. ismini vermek istemeyen Daçe says:

    ohoho mohoho diye gülüp duruyorum tsısı ksısı diye tepkiler verirken dohtor bu normal mi?.

  4. Bir İzmir'li olarak yazı hemen ilk görüşte ilgimi çekti.Bu ne ya ilk görüşte aşk gibi oldu :) Her neyse yazı süper olmuş.Sadece bir ekleme yapacağım.İncir yerine bardacığı hiç duymadım ama yemiş dendiğinide duydum ve bende yemişi kullanıyorum:)

  5. Daçe says:

    o çok normal de, hem ismini vermek istemeyip hem de benim ismimi almak istemek normal diil sevgili okur. yine de teşekkür ederim yorumdan kelli :)

  6. Daçe says:

    ahmet, abi yemiş ne allah cezanızı vermesin yemiş ne ya. yemiş bambaşka bişey ya. allah allah ya. neyse tabi eklemelerden sakınmamakta fayda var :)

  7. Eeee İzmirliyiz biz olacak o kadar :)

  8. ismini vermek istemeyen Daçe says:

    Allasen tek Daçe sen misin sevgili Daçe?bu ne adamsendecilik,bu ne soyadı benimsemişçilik,bu ne,bu,ne bu?ehehe isim vermedim ama soyadım imzamdır falan yani. :) effff. "issssyiiiiiaaaannn" .

  9. littleiv says:

    ressmen komikli gezi yazısı diye yeni bir tür oluştu ya. güldük ettik her zamanki gibi güzeldi :)

  10. ceramic says:

    yemiş ve kuruyemiş olayı çocukluğumda çok kafama takılmıştı.
    incir'e yemiş derdik. ve bir türk malı haftasında üzerinde 'kuru yemiş' yazan şeffaf poşette kuru incir ceviz vb birşeyler görünce esas oğlanın kurumuş incir olduğumu düşünmüştüm. hatta kendimce 'değeri var herhalde' diye düşünmedim değil incir için. Hala garipserim durumu, ya biz yanlış yapıyoruz yada yenebilecek her meyve çerez vb.için 'yemiş' sıfatı uygun. yenilebilir anlamı olan herşey 'yemiş!' olmalı!!

  11. Mjora says:

    "boyoz" , "kumru"...
    boyozla ilgili herhangi bir fikrim yok...

    not: ankara'da yaşıyorum , izmir'e de gittim daha önce...

  12. Daçe says:

    ismini vermek istemeyen daçe;
    haaaa. ahahah ressmen bütün aile fertlerini hiçe sayıyorum şu blogda di mi. afedersin. öpücükler olsun sana :)

    littleiv;
    eheh bence hep birlikte sürdürmeliyiz mesela uzun zamandır YAZMAYAN arkadaşlarımız da yazmalı ki karşılıklı gülmeliyiz. bu arada teşekkür ediyorum brom :)

    ceramic;
    çok iddialı bi reklam sloganı oldu yalnız. :D

    mjora;
    abi boyozu ankara'da yedim ben de fakat gelgelelim biraz overrated buldum. bilemiyorum belki ben kötüsünü yemişimdir.. ama kumru efsane hakketen :)

  13. lan ben de diyorum ki, bu esat'taki BARDACIK sokak'taki bardacık nedir anasını satayım yahu.. her tarafı işgal etmişler de haberimiz yok meğersemse.

  14. Adsız says:

    Yemis ve bardaciga deginmek istiyorum burda.Bardacik ayri seydir yemis apayri.Hani o sulu sulu,tatli tatli olan meyvemiz yemistir fakaat daha olgunlasmamis hafif bi sertlik olan ve yemisten daha ufak boyda olan bardaciktir.Yanlis bilinmesin.Arz ederim efenim ;)

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)