● Her zaman fotojenik bi insan olmak istedim, niye istedim bilmiyorum ama, olamadım. Bence fotojenik insanların sayısı çok az.
Fotojenik kadar karizmatik kelime de çok az. Fotojenik olamadığım için de nerde iyi çıktığım, beğendiğim bi fotoğrafım var, gidip onu profil resmi yapıyorum. Sen de öyle yapıyosun tabi. Ama sen mesela iki hafta sonra başka fotoğraf çekindiğinde onu koyabiliyosun. Bense en az dört ay değiştirmiyorum profil resmimi, msn avatarımı. Çok zor bi olay bence benim gibi bi insan için. Empati kurmanı rica ediyorum okur.
● Empati demişken;
İnönü'ye gittim ben geçen gün
(bağlayamadık gerçi). Evet görgüsüz gibi sürekli olarak söylerim ben artık bunu. Çok acayip bi yer. Daha önceki stadyum deneyimlerim tabii ki Ankara 19 Mayıs stadyumundan ibaretti. İnönü çok farklı. Bi de ne zamandır futbol maçına gitmemiştim, herhalde bi
on yıl oldu, abartmıyorum, değişiklik oldu.
● On yıl önce Ankara'da Beşiktaş-Samsunspor maçına gitmiştim. 2-1 mi, 3-1 mi ne yenilmiştik. Onun bileti de bi yerlerde olucak ama. Hayır bi de niye Beşiktaş-Samsun maçı Ankara'da oynanıyosa.
● Stadyuma gittim
Ulaş'la, Ulaş'ı sen tanımıyosun ama tanısan seversin, ne ikimiz de İnönü'de maç izlemişiz, ne de çok fazla stadyum kültürümüz var. Biz böyle
mal gibi,
turist gibi, çünkü turist mal evet, geziyoruz stadın etrafında. Çok dikkatli bakmadım ama herhalde çevredekiler bizi izlediler, öyle bi geziyoruz. Neyse elimizde bilet, girdik sıraya falan. Saat kaçtı tam hatırlamıyorum ama erken gittik biz.
Görmemişiz ya biz. Kapılar açıldı, doluştuk stada. Her yer boş tabi erken gittik diye.
"Acaba biletteki numaraya göre mi oturucaz, yoğsa kafamıza göre mi?" sorusunu düşünürken önce oturduk boş bi yere. Sonra ben gittim, gözüme kestirdiğim kızlı-erkekli bi gruba sordum,
"Kafanıza göre oturun gençler." dediler. Rahatladık falan. Zaten dara düştün mü, mutlaka kızlı-erkekli bi gruba sorucaksın. Bunu bilir, bunu söylerim.
Erkekli-erkekli grup, hele ki stadyum gibi apaçi tarlasında çok tehlikeli.
Kızlı-kızlı grup da çok tehlikeli tabi, onlar da çok laubali olabiliyolar bir aradayken, yanlış mıyım. Neyse işte biz maça saatler kala oturduk, elimizde cep telefonu, Japon'a bağladık. Maça kadar fotoğraf çeke çeke zaman geçti.
Japon'un bir bildiği var.● Anlatmıcam dedim, sesim kısım dedim de, önceki posta gelen yorumla gaza geldim. Sonuçta blog yazarı dediğin insan, yani genelde insan oluyo, gazla çalışan bi insan. Bir yudum insan. Anlatmaya devam ederim sonra.
● Tatil bitmek üzereyken elimi eteğimi oyundan, diziden çektim. Varsa yoksa televizyon izliyorum şu ara. cnbce ve e2'deki Amerikan talk show programları furyasının farkında mısın? Başta çok orijinal geldiler de, hepsi birbirinin aynı lan. Yeminlen bir Beyaz, bir Okan tadı vermiyolar. Bak yemin ettim. En güzeli
Jimmy Fallon, o ayrı.
● Caağnım okulumun websitesi kadar karışık bi websitesi ben hayatımda görmedim. Devlet dairesi gibi. Bi de bu sene 1. sınıf olduk diye ders seçimi falan gibi konularla tanışıyoruz; hayır, kolaylık yapmaları gerekirken engel üzerine engelle karşılaşıyosun. Bi de bak bak, adı
Öğrenci İşleri Bilgi Sistemi (öibs) diye geçiyo. Sanırsın
FBI'ın veritabanı. Bilgi vermiyosun ki kardeşim sen, Hugo gibi oynatıyosun.
"6'ya bas, şuraya git, buraya bak!.." Zaten çok sakat konular, bi terslik olmasın istiyorum, bi de bööyle uğraştırıyo.
"Ben hiç sorun yaşamadım, girer girmez istediğime ulaştım, o senin beceriksizliğin." diyen varsa da onu mesih ilân ederim, 24 saat gözünün yağını yerim.
● Deminlerde Ntv'nin anasayfasındaki foto galerilerden
"Cem Garipoğlu Mahkemeye Çıkartılırken" falan gibi bi tanesine bakayım dedim. Neden, ben de bilmiyorum. Galeride önüme gelen ilk fotoğraf, kürsüde konuşma yapmakta olan bir adet Obama oldu. Hayır eğer Obama değil de Cem Garipoğlu'ysa 7 ayda çok değişmiş diycektim ki, baya bildiğin Obama'ydı yani. Şimdi kaldırmışlar o fotoğrafı.
●
Hayko Cepkin ne şahane insan ya. Aklıma geldi.

● Ben şimdi miyop bi insan olduğum için, stadyum gibi, spor salonu gibi yerlerde gözlüksüz duramıyorum. Gözlükle bile çok kolay seçemiyorum zira. Neyse işte, ben taktım gözlüğümü, çıktım koltuğumun tepesine, sahadakileri izliyorum. Maç daha başlamamış, oyuncular antrenman yapıyo falan. Hani oluyo ya, tv'de görüyosun, maçtan önce oyuncular kısa bi idman gibi bişey yapıyolar. Ben onu sadece tv'de oluyo sanıyodum.
Meğer gerçekmiş o. İzliyorum falan işte, bunlar bi sağa koşuyolar bi sola, ısınıyolar herhal
(ayrıntılar için fotoğrafı inceleyiniz). O sırada gözüm bi tanesine dikizlendi. Pas atıyo, şut çekiyo, koşturuyo falan. Uzun süre seçemedim. Yanımdaki abiye sordum, evet çünkü stadyumlarda böyle bi kardeşlik var, yanındakini sokakta görsen mesela dönüp bakmazsın, ama tribünde can ciğer oluyosun, ben de öyle oldum, sordum abiye kimdir bu diye, dedi ki
Tabata o. Yalan olmasın, ben tv'de de iki kere ya gördüm ya görmedim kendisini, stadyumda nası seçiyim di mi. O an anladım ki, bence Tabata gibi oyuncular oynamasın. Hep benim bildiğim adamlar oynasın ki, seçebileyim. Zaten miyopum arkadaş. İlüzyon yapmayın bari.
● Stad atmosferi, hele ki tuttuğun takımın maçındaysan, olağanüstü bişey. Hayatta çok az şey bu kadar olağanüstü.
● Biraz futbol ağırlıklı yazı olmuşsa, hazzetmeyenler için, affola. Littleiv'a ithaf olsun bu yazı, çok fazla anlatamadım gerçi ama. Bu arada
Little-ayv diye okumakta ısrar ediyorum, belki de
five demeliyim. Açıklık getir sevgili littleiv, ne demeliyiz?
●
Affola diye Afrika ülkesi olsa.
● 250. post'a çok az kalmış iken, ülkenin dört yanında kutlama hazırlıkları nasıl gidiyor acaba.. Araştırayım ben.
● Gittim.
Daçe.