17 Temmuz 2013 Çarşamba

Fedon Napıyodur Acaba Şimdi.

5 tane ömer üründül tadında yorum
Gregor Samsa bir sabah yatağında dev bir böcek olarak uyandığında ilk olarak saate bakıp, "BU SAATTE UYANILIR MI AMK YA DAHA İFTARA 10 SAAT VAR!!!111bir" diye öfkelendi.

Arap şeyhi olsam, böyle ama çok zengin, petrol zengini olsam, hatta Birleşik Arap Emirliklerinde kendi içinde birleşik, 2+1 kombili bir emirlik alsam (yalnız mis gibi hayal oldu he), ilk iş emirlik çapında parti veririm herhalde. Yani o kadar zengin olmuşum, anamın babamın yanından ayrılıp kendime ait emirliğe çıkmışım, bundan daha güzel bir fırsat olamaz diye düşünüyorum. Giriş de öyle fakir gibi 20 lira + iki bira değil, bayaa bayaa 100 bin dolar + sınırsız içki olur.

Düşün bak 200 milyon turist gelse o sene... Çarp 100 binle... Of bayaa sıfır var da yani nerden baksan zenginliğime zenginlik katıyorum ya ohh beybi I kalp KAPİTALİZM.

Gerçi düşündüm de, Holosko + bir miktar para da olabilir. Çünkü günümüzde Holosko + bir miktar para teklif ederek bağlayamayacağım iş yok gibi. Sektör hiç fark etmez.

Düşünsene kız istemeye bile yanımda Holosko + bir mikt... Aa bu espri yapılmıştı geçen sene çoğpardon :))))

Yalnız harbiden Beşiktaş'ın da yıllardır Holosko'yu adeta bir SEGS İŞÇİSİ olarak görmesi benim çok ağırıma gidiyor. Holosko'nun bile ağırına gitmiyordur o kadar. Alışmıştır çünkü adam. Oysa ben çok içleniyorum. Gerçi adam Slovak doğmuş amk seks işçisi olmayacak da nolacak ahshshdhfas çok ayıp yaptığım ırkçılık ama doğruya doğru çocuklar.

Bizim mahallenin müezzini adeta bir İstanbul beyefendisi, adeta bir İngiliz asilzadesi, adeta bir Fransız centilmeni. Böyle müezzin olmaz. Hatta böyle müezzin olmaz olsun! Şaka şaka o kadar da değil de yani, ezanı öyle bir kibar okuyuşu var ki, hani dersin ki "Ayyyhhh qıyamam sen yorulma ben okiim". Tabi elin cami müezziniyle niye öyle gevşek gevşek konuşuyosun o da var. Sonuçta bir Dolmabahçe Camii müezzini değil. Bizdekinde de hoşgörü bi yere kadar. Özellikle kızgın dönemlerinde sabah ezanları ölüm olabiliyor. "Aha" diyosun yani "müftülük herhalde bi hoparlörü de geldi g*tüme kurdu". Öyle bir hıraş.

Fedon olmaya karar verdim. Nedenlerini yazmayacağım tek tek (alttaki fotoğraf yeterince özetliyor). Zaten bir insan neden Fedon olmak istemesin ki? Bence bu hayatı bir Fedon, bir de İngiltere kraliçesi yaşıyor. (tabi o da abarttı 200 yıldır filan yaşıyor)

mikonos'ta bir çocuk hayranını yedikten hemen sonra fedon.

Yalnız az önce "hıraş" diye kelime kullanmışım siz de yemişiniz anladığım kadarıyla. Öyle her dediğime inanıyor olmanız beni her geçen gün kendi dinimi kurmam konusunda motive etse de, yaptığınız adamsendecilikten öte bir şey değil.

Zaten ne var biliyor musun (you know what), hiçbir şey adamsendecilikten öte olamaz.

O zaman iyakşamlar.

Daçe.
Okumaya devam →
7 Temmuz 2013 Pazar

Vali Mutlu Olmak

3 tane ömer üründül tadında yorum
Yaptığım şey hayvanlıktan başka bir şey değil sevgili okur. Biraz ahrazlık, çok az aymazlık da var. Tabi bir tutam kadar utanmazlık, iki pinçik de adamsendecilik... Evet gördüğün gibi hayvanlıktan başka her şey varmış.

Neyse. Bu çirkin introdükşından sonra müsaadenle birtakım farazî konulara geçmek istiyorum.

Şimdi ben bildiğin gibi mezun oldum. Mezun olmak nası bir duygu sana onu anlatacağım şimdi... İlkokul üç'tesin. Ve hep olduğu gibi, yaz tatilinden döndüğün gün, tatilin son pazarı mesela. O son pazarın da akşamı. Hani, herhangi bişey için başına gelebilecek en kötü zamanlama. Ertesi gün okul var 3 aydan sonra ilk defa. Yatağının üstünde ütülü üniforma, meydana çıkan sırt çantası, yanına iliştirilmiş bir kareli harita metot not defteri, çirkin bir kurşun kalem, uykuya kalan son bir saat... İyice derinlerinde, damarlarında hissettin di mi o pis, o gudubet, o garabet duyguyu? Heh. Çok güzel. İşte tam olarak öyle hissediyorum. Hayatın çok ciddili ve az komikli kısmından hemen önceki yaz mevsimi. Sırf eğlenmek için eğlenmem gerekiyor çünkü diğer türlü aklımı çıldırırım. Pardon öğrenci misiniz? Beraber eğlenmek için eğlenir miyiz bu yaz?

Şaka şaka. Bu yersiz ve de ahlâksız teklifimi çok ciddiye almazsan sevinirim. Noldu, bi an bi sürü tanımadığım adamla tatile çıkıcam sandın di mi? Gideceğimiz otelin açık büfe parasını ben ödicem, sen de hayvanlar gibi yemekleri yicen sandın di mi? Gerçekten sana da hayal kurdurmaya gelmiyor sevgili okur. Azıcık insan ol canını yiyim.

Bir insan başka bir insanın durduk yere canını yememeli. Hatta mümkünse bir insan başka bir insanın pek bir şeyini yememeli. Yalnız böyle sürekli yemekten bahsedersek kafayı yiycem altı saattir açım.

Bazen insan hayatı Vali Mutlu olarak yaşamalı. Bence her insanın en az bir gün için böyle bir hakkı olmalı. Artık parayla mı olur orasını bilemiyorum ama parası neyse verip Vali Mutlu kafasında yaşamak istiyorum. Kahvaltıda ıhlamur kokularıyla uyanmak istiyorum. Her lafa "Gençler!" diye başlamak istiyorum. Gerçi vazgeçtim onu zaten şimdi de yapıyorum. Sonraaa, mesela durup dururken, arkadaşlarla oturup bira içiyoruz atıyorum, diycem ki "Gençler! Rahat rahat takılın yeaa müdahale olmayacak." Anlamayacaklar tabi mal mal bakacaklar, yine ne diyo amk delisi şeklinde kınayacaklar hatta. Sonra çatt! Siz misiniz lan kınayan! On dakikaya kadar müdahale başlayacak. Tokatlarla girişicem, olmadı bira şişesi fırlatıcam, hiç olmadı kafalarına tivit atıcam. Böyle şeyler olsun istiyorum. Bence bayaa eğlenirim.

He mesela bazen de Melih Başgan olmak lazım. Böyle kepslaklı kepslaklı. Melih Başganımı çok seviyorum ya tam bir hınzır, tam bir munzur. Nasıl da biliyor herkesin her şeyini. Acayip şeker. "ODTÜ MEZUNU DEĞİLMİSİN? YARGI DA HESAP VERECEKSİN." Sırf dil bilgisini böyle bilip de bilmezden geldiği için kendisine kocaman bir tecahül-i arif borçluyuz. Ayrıca bence Melih Başganın yatak odasında, belediyenin önündeki fışkiyenin kırılmadan önceki hâlinin vesikalık resmi var. Siyah-beyaz böyle. Melih Başgan çocukken de o resim ordaymış. Hatta onun babası çocukken de. Belki de Melih Başganlar ailecek fışkiyeye inanıyorlardır kim bilir. Fış kiye we trust.

İsmail Türüt olmayı hiç istemezdim mesela. Hatta aklı mantığı yerinde bir insan İsmail Türüt olmayı istemeyi dahi istemeyi istemez. Yani istemeye istemeye İsmail Türüt olmak da var bu hayatta. Yine Allah korumuş. İstemeye istemeye olmayı dahi istemeyi istemeyemezdim. Biraz daha istemeyi istemekle alakalı bişey yazarsam türüt türüt ter edeceğim her yerimden.

Ha bir de ben lise hazırlıkta tam bir Yiğit Bulut'tum. Ahahssdfh bak şimdi hatırladım da, ciddi ciddi 50 kiloydum, kafamda da 3 kilo jöle vardı her sabah. Böyle geriye geriye tarıyodum bi de. Abiiiiiii...... Ben Yiğit Bulut'muşum ya lan! E ben Yiğit Bulut'sam, Yiğit Bulut şeklindeki Yiğit Bulut kim? O da var. Yalnız Allah kimseyi benim lise hazırlıktaki saç stilimle aynı ortamda, mesela bir kafe olur, bar olur, irish pub olur, bir araya getirmesin. Yiğit Bulut'la da getirmesin ama ne bileyim. Benim saçlarım biraz daha kötüydü. Hani gerisini sen düşün...

İvit sınırım bırdın itibırin kimsiyi binzimik istimiyırım iyıkşımlır.

Oh be. Bi ağzımın ortasına vurdum da rahatladım.

Gideyim de gecenin geri kalanını biraz Muammer Güler'in yıllar önce kaybettiği öz boynu olarak geçireyim. Öylesine özgür, öylesine deli dolu, öylesine bir ücra köşede, kim bilir belki yatağın altında... Öperim can okur.

Daçe.



Okumaya devam →

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)