30 Ekim 2011 Pazar

Geçen Yine ANAP'lılarla Oturuyoruz

0 tane ömer üründül tadında yorum

Bu twiti yazarken "assign'larla"nın altını çizip "ANAP'lılarla" önerisinde bulunan Google Chrome, komik misin oğlum sen? Hayır ANAP mı kaldı lan, partici dedeler gibi* ANAP'ın yasını mı tutuyosun nedir.

Ahh Turgut Özal ölmeyeydi de göreydi bu hallerini Krooom, Krom.

-bu aralar inanılmaz yoğunum. sevgiler-

*volkan aslansütü'ne "anaplı dede mi kaldı" esprisi için teşekkürler.
Okumaya devam →
13 Ekim 2011 Perşembe

I Kalp Hısım

5 tane ömer üründül tadında yorum
"arap kızı camdan bakıyor" diyince hiç aklına böyle bişey gelmiyo di mi. hayat süprizlerle dolu işte google'da aratınca böyle bişey çıkıyor. vizyonunuzu genişlettim resmen eheheh.

Yağmur yağınca hemen elindeki işi ne olursa olsun bırakıp hevesli gibi cama çıkan Arap kızı kadar bile karakter yok bende. Yağmur yağdığını hep feysbuktan, twitterdan öğreniyorum resmen. Ha bugün bizzat ıslanarak şahit oldum o ayrı...

Naaber, neyaptın, ıslandın mı sen de can okur canbonomo okur?

Bugün bi' böyle su geliyo üzerime, böyle pıtır pıtır minik dürtükler hissediyorum falan neymiş la bu derken yağmur olduğunu anladım. Böyle de uzun sürüyor yağmurun yağmur olduğunu algılamam. Algıda gericiyim ha. Neyse niye kendime giydiriyosam. Espriler şakalar kuşağında bu haftaa... Şaka şaka direktoman başlıyorum.

Abi bu kozmetik fabrikalarında falan rujların ucunu kim kesiyor ya? Yani böyle ucu çaprazlamasına doğranmış salatalık gibi oluyor ya rujlar, o doğrama işini kim yapıyorsa ben o adam olmak istiyorum. Acaba ne diye geçiyordur ki o iş. Ruj kesici. Çok zevklidir ya, koyarım altına ekmek tahtasını, kıtır kıtır doğrarım. Seri üretimse seri üretim, benden daha serisini bulamazlar. Hodrimeydan!

Dolmuşta son durağa geldiğini herkes inmeye başlayınca öğrenen ama çaktırmamaya çalışan insan. Allah başka dert vermesin. Gerçi daha fenası da var. Dolmuşta son durağa geldiğini anladığında, "Ya eheh X yeri geçtik mi ya ben orda inicektim ama? Hani söyliycektiniz diye ben şeyyapmadım... Neyse burda iniyim ben. Uzak mı ki buraya çok?" diye ezildikçe ezilen, küçülerek fındık boyutuna ulaşan insan. Evet bu daha fena. Düşünsene bütün dolmuş "Vay mal" diye bakıyor sana. Off. Hele o "Uzak mı ki buraya çok"ta nasıl bir görmezden gelinmişlik, nasıl bir vazgeçilmişlik, nasıl bir heyecanını kaybetmişlik, yok inancını kaybetmişlik, allahım ne kötü şeyler bunlar ya.

Hani bazen fizy hiçbir şarkıyı ama hiçbir şarkıyı inatla açmaz ya. Hayat da öyle. İlla ısrar edicen.. Ah o sondaki edicen'i düzgün yazsam fıstık gibi özlü sözdü. Neyse.

"Rüzgaaaar nereyeee, götür beni orayaaaa" diye bas bas bağıran adamı kolundan tutup Kuzey Karolayna kıyılarında ikide bir oluşan kasırgaların hortumların içine attım, on gündür falan aynı yerde dönüp duruyor gerizekalı. Hava akımından bağırsakları filan pert olmuş tabi, aşağıya bırakıp bırakıp duruyormuş pis. Kuzey Karolayna benzemez tabi öyle iki üfüren rüzgârda uçurtma uçurtmaya.

Uçurtma uçurtma ne güzel bi ikileme oldu böyle sempatik. Tabi bi' de Kuzey Karolayna demişken akıllar bir an için Güney Karolayna'ya gitti geldi di mi. Yaaa. Ben de onları hiç ayıramıyorum ya, ikisinin de yeri ayrı, çocuğum gibi. Hatta Kurtlar Vadisi: Filistin gibi Kuzey-Güney: Karolayna diye diziye devam filmi olabilir. Allahım bu paragraf giderek sevimsizleşmeye başladı.

Zaman gazetesi kuryesinin motoruna atlayıp, "Abi 8.40'a yetişicem, direktman Odtü'ye gidiyoruz!" desem herhalde pek de reklamdaki gibi olmaz di mi.

O değil de resmen benim sevgilimden çok mesaj atıyorsun bana Turkcell. Artık bi' de aynı mesajı iki defa atmaya başladın falan. İletim raporu diye ayarı var o telefonun, onu açsan sen de rahat edicen ben de rahat edicem... Hayır bi' de utanmaz bir adamsendeci gibi ne zaman yeni kontör yüklesem, "Abi şunu yazıp şuraya gönderirsen 1500 dk bedava konuşma gelicek!", "Bunu yazıp gönderirsen ömür boyu yetecek mesaj hakkın olucak" falan diye sinsi mesaj yazıyosun; fakat kontörüm bitmeye yakınken hiç demiyosun ki bu çocuğun bi ihtiyacı var mıdır, genç adam şunu da cebine koyiim harcar falan demiyosun. Hayvanın evladısın Turkcell. Evladım olsan sevmem seni pis.

Neyse şimdi gidiyim de iki Friends izleyip kendime geliyim. Göz çukurların boş olsa da onları öpücüklerimden oluşan sevgi tükmükleriyle doldurabilsem. Sağlıcakla kal. Bu arada sevgili Utku ve Gözde'ye selamlar, heyecanlandıralım biraz ehehe. Bi de Almanya'daki tüm hısımlarıma da selamlar. Hısımlarım kadar sevdiğim başka bir şey yok. I <3 Hısım.

Daçe.
Okumaya devam →
2 Ekim 2011 Pazar

Leopar Deseni

6 tane ömer üründül tadında yorum
"İşte modayı yakından takip eden zarif bir bayan... Merbahalaa... AAAAAGGH... İMDAAAGHHH!! Kaç oğlum bu bildiğin düz leopar çıktı lan, KAAAÇ!!"

O değil de Ikea'da "ölüm döşeği" diye döşek satılsa ya ikeh ikeh ikeh ikeh... Aaa pardon yeni yazıda mıyız ya?

Kusura bakma sevgili okur, sezon başlamadan önce bütün yazıların çekimlerini yapıp bitiriyoruz normalde, ondan araya kaçmış. Allah araya kaçırmasın. Naaber?

Bizim burda sular kesik ama aklıma takılan birkaç şeyi paylaşmayacağım anlamına gelmesin. O halde sen üzerine rahat bişeyler al, ben böyle dan diye başlıyorum.

Gece gece huzurumu kaçıran bir iki şey varsa, onlardan biri "Pratik bişeyler yiyeyim.." umuduyla buzdolabına yöneldiğimde, yiyebileceğim tek şeyin saatlerdir dolapta bekleyen, soğuktan eciş bücüş olmuş, küçülmüş, insan beynine doğrudan "soğuk soğuk da yenmez ki lan şimdi =/" görüntüsü veren, gurursuz karaktersiz börektir. Soğuk böreğe tabi olduğum geceleri hayatımdan eksilen geceler olarak da düşünebilirsin sevgili okur.

O değil de, dolmuşta hiç yer bulamayan ve ayakta kalmaya da ya razı olmayan, ya da şöförün kesin talimatıyla (şu dabreye oturuver) irkilen, bunun sonucunda da (allahım cümle bitmiyor gibi) dolmuş taburesine oturan adam. (ohh inanılmaz rahatladım şu an.) Dolmuşun eğretisi, baktıkça insanı utandıran, yer yarılsa da içine girsem'ci, hakkında "yazık la kimin çocuğuysa" diye düşündüren. Bi de sen baktıkça nokta nokta terler bu. Lan hakikaten allah kimseyi dolmuş taburesiyle sınamasın ya.

Ebeveyn banyosu diye bi olay var ya, hah işte şimdi kameralarımızı sizleri biraz daha drama boğmak üzere oraya çeviriyoruz... Ebeveyn banyosu olan evler bana hep biraz zengin gibi, elit gibi, böyle hafif piç gibi gelirdi. Halbuki mesela şu an bizim evde o banyodan var ve fakat Türk ailesi prototipine yakışan şekilde bir depo, bir kiler olarak kullanılıyor. Muhtemelen birçok Türk evinde de böyle. Resmen başka hiçbir odaya böyle muamele yapılmıyor. Evin besleme oğlu gibi ebeveyn banyosu. Türk ailesinin hayatında yerin çok dar ebeveyn banyosu. Normal hepimizin evinde olan banyolu tuvalet ve onun biraz daha küçüğü olan ufak tuvaletler olduğu sürece gözümüzde zerre değerli değilsin. Hadi git şimdi sana bizden daha çok değer verecek olan Fransızına, İtalyanına geri dön. Selam söyle. Öptm kib bye.

Dramdan drama gark oldunuz mu?

Ölmeden önce görülmesi gereken 100 filmin (bu "okunması gereken 100 kitap" ya da "yapılması gereken en çılgın 100 şey" filan olarak da değiştirilebilir) ya bu uzun parantezlerin de mnakoyucam ha her şeyi unuttum. Ha tamam pardon. Ölmeden önce görülmesi gereken 100 filmin 98'ini falan izledikten sonra ölsem, yani allah öldürmesin ama, nasıl çok üzülürüm, nasıl büyük kahrolurum ben ya. Her ölüm zamansız olur derler ama "Bari 4 saat ver de şu iki filmi de izliyim allahsız" derim o an Azrail'e. "Ekiekeike hadi be canım kar'şim, hadi bak az kaldı canını yediğim :)))" diye de gönlünü alıp yamanmaya çalışırım.

"Desing by Turing" yazıyordu dolmuşun camında ve desing'daki yazım hatasını kimseye söyleyememek, hadi söylemeyeyim ama, onu düzeltememek, 20 dakika boyunca eve gidene kadar delirtti. That's what they call başak burcu. Design ulan! Ohh.

Kadın kıyafetlerinde son günlerde o kadar çok leopar deseni kullanılmaya başlandı ki, o leoparlar o kadar çok yayıldı ki; yarın bir gün hayvanat bahçesinden leopar kaçsa aramıza karışsa "Lan ben nereye geldim?" demez. Kendi familyasından sanar. Nedir arkadaş bu leopar desenciliği, kim belirliyor bunun güzel ya da çirkin olacağını, valla öyle bi kurul varsa ben de katılıp oyumu kullanıcam ha.

Bende durumlar gördüğün gibi sevgili okur, başka dünyaların insanıyım ben. Hep ben konuştum biraz da senden bahsedelim. Ehehe şaka şaka, sana girersek çıkamayız şimdi iki saat. Ama yorum yapacak olursan beni nerde bulacağını biliyorsun. Oha ne kadar imâlı konuşuyorum ya gece gece. Hadi gittim.

Daçe.
Okumaya devam →

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)