15 Mart 2010 Pazartesi

Cennet Vatan Japonya

7 tane ömer üründül tadında yorum
kendo: "83 yaşındayım, hala daha sokakta elimin kılıcıynan dolaşırım, pü allah belasını versin böyle japonluğun, böyle geleneğin."

● Yaklaş bak bişey diycem. Çok acayip bişey. Sonbaharla ilgili.
● 5 gündür yazı yazmamış olduğumu, arkadaşların bloglarında kendi blogumun adresini ve blogda çıkan son yazının tarihini görünce anladım resmen. Bildiğin "5 gün önce" yazıyor. "daçe der ki - uzun uzun #30 - 5 gün önce..." Evet tamam 5 gündür yazmadığım doğrudur, ama niye şimdi böyle alenen şeyapıyosun ki herkese? Hayret bişey. Bak yazıyorum işte al, birazdan orda "daçe der ki - cennet vatan japonya - 10 dakika önce..." yazıcak. Kafana kafana senin.
● Neden kendi kendime atarlandıysam. Durulayım hemeeen... duruldum. 5 de değil 6 gün olmuş bu arada. Piyüüü. (evet "piyü" diye efekt var, çok da eskiye dayanır. orta asya türkleri falan. litfen. anlamını bilene büyük ödül 330 ml bim kola.)
● Efendim geçtiğimiz 6 günde bi sürü şey oldu, bunlardan biri "kendo" idi. "What da hell?!" dediğini duyar gibiyim sevgili okur, kaldı ki orda benim blog açıkken sarf ettiğin pek çok lafı duyar gibi oluyorum onu bir bil yani, ona göre konuş, ama dikkat ettiysen duyar "gibi" oluyorum, tam duymuyorum, neyse bu gereksiz şakayı bir kenara bırakırsak süper olucak. Bıraktık. Kendo diyordum. Kendo nedir dersen, derim ki kılıçlı dövüşlü bağırmalı çağırmalı bir tür Japon savunma sanatı. Daha doğrusu savunma tekniği diyim, ya da savunma öğretisi falan. Sanat ne abi. Japonların da her şeye sanat demesi ilginç, sıkıysa iki nota piyano çal bacaksız (bacaksız derken, gerçek anlamda). Cancaazla, tanışma toplantısına gittik kendocuların, elimize birer feyk kılıç verdiler, "Kamai! Mamai! Men! Allaah!" diye bağırarak ileri geri hareketler yaptık. Uçan adam Sabri gibi söyledim ama öyle değil tabi.. Yalnız böyle anlattığımdan eğlenmediğim anlaşılmasın, gayet eğlence potansiyelli bi spor. Bağırıyosun bi kere. Neyse. Öeyle işte.
● Bu arada düşündüm de, yani yapıyorum bazen, fark ettim ki kendonun tanışmacasından önce çok uzun süredir bağırmamışım ben. Sen bir düşün bakalım sevgili okur en son ne zaman bağırdın. Ama iyi düşün, duyar gibiyim biliyosun herşeyi.
● MSN'de "bişey sorucam"cı arkadaşlardan içten içe tırstığımı söylemiştim bi ara burda. Şimdi onlar daha sinsi bir hâl aldı, ve artık kendilerine "bişey sorabilir miyim'ci" diyorlar. Her tür soru çıkar ordan, ben tırsıyorum.

her yerde barış akarsu'nun bişeyleri olan, akademi türkiye mezunu bir coğrafya: amasra. bu da "uzaktan yakından alakası olmayan barış akarsu heykeli." tabi mühim olan niyet dimi.

● O diil de haftasonu Amasra'daydım ben. Radyo Topluluğuyla gittik, rakı-balık yaptık, deniz yaptık, gezi yaptık, geldik. Şöyle diyim ki, Amasra bütünüyle güzel bir yer. Şirin. Hürriyet Pazar ekindeki gezi yazarları gibi olmıyım da, güzel yani. Özellikle sabah uyanmacaları çok güzel. Ezan sesiyle irkilip çok tatlı kokular eşliğinde uyuyor olduğunu fark etmek mesela. Deniz kokusu filan bi de.. Evet bunlar hoş şeyler. Aah ah. (bu efekt bildiğin iç çekme. ah şu efektleri yazıya dökebilsem bi gün tamamen. neyse.) Bi de gezdiğimiz süre boyunca fark ettim ki, Amasra halkı, o çilekeş insanlar, o helal süt emmişin oğulları, bildiğin Barış Akarsu'ya inanıyolar. Valla. Her yerde bi Barış Akarsu posteri, afişleri, heykeli, ne biliyim genel olarak bir "i believe in barış" modu var çok yoğun şekilde. Bilmiyorum belki ezanlarının bir yerlerinde falan da geçiyordur ismi, dikkat edemedim ona. O derece. Severim o ayrı.
Direnk kınerid de bir feysbuk grubu açmış ve ondan da güzeli, kendisi bu sene Blog Ödülleri diye bi yarışmaya katılıyormuş. Hani benim de geçen sene katıldığım, hani herkesi "oy! oy! oy ver bağa!" diye darladığım... Evet. Kardeş bloga ve kardeş blog yazarına başarılar diliyorum.
● Sidebardaki izleyici kitlesinin çok uzun süredir 68'de kalması hoş olmadı. Haydi bir dinamizm, bir iki pratizm, üç beş pragmatizm. Yalnız pragmatizm de dedim ya şu blogda, oooh artık ben daha bişey demem. (oooh'un ne olduğu belli zaten.)
● Bu da beyle bir yazımdır. Eğer komikliliği şakalılığı yüzleri güldürdüyse, bi de ne zamandır yapmıyorum hem, gülücüklerinin eksik olmamasını dilediğim cancaaza ithaf olsun. Eheh. Öpüyorum. Gittim.

Daçe.

7 kat daha fazla Ömer Üründül

  1. littleiv says:

    benim de izleyicim 65'te takılı kaldı. zati birden yüklenip soora duruyolar. anlamadım.

    ha bi de şu bloğu saatini düzelt daçe yalan yanlış bilgilendiriyosun insanları :)

  2. direnk says:

    aha gene ben. allahıma geçti adım gene. anam anam :D saol kardeşcan blog..

  3. Daçe says:

    littbro; düzelttim, hatta yazmaya başladığım değil yayınladığım saati yazdım. gerçi ben kimsenin saate falan baktığını düşünmüyodum bu yoruma kadar, artık daha dikkatli olcaz tabii. teşekkürler. ;)

  4. Daçe says:

    direnbro; yakında blogu komple üstüne yapıcam haberin yok. :D

  5. pınar says:

    negzel bi yazı olmuş diyordum tam, bi de bana ithaf edilince nasıl mutlu oldum teşekkür ederim cancaaz :)

  6. Amasra bana kaldığımız aile pansiyonunun anahtarını içerde unutup gece 1,5 ta camdan içeri girmeye çalışmaca'ları hatırlatmakta:)

    Bi de ODTÜ Tanıtım Günleri vardı di mi yavvrum:)Atlamışız?!

  7. Eternal says:

    blogroll umda dace der ki (1 asır önce) yazıyor. bilemem.

Etiketler

anket (4) foto (54) motion (1)